5 Mart 2010
Bülent Arınç’ın ‘çarşaf’ hassasiyeti!
“Hilafetin Kaldırılmasının Yıldönümü” dolayısıyla Mersin’de CHP’li kadın üyelerimizin yaptığı gösteride ortaya çıkan manzara bizi de rahatsız etti.‘’Çarşaf yırtma” gösterisinin amacını aşan bir eylem olduğu açık. Zaten partimizin Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal, rahatsızlığını açıkça ifade etti. Partimiz CHP’nin yetkili kurulları da harekete geçti ve soruşturma başlattı. Gösteriye katılan kadın üyelerimiz Gerçek Gündem.com'un da yayımladığı fotoğrafların ardından İl Disiplin Kurulu’na sevk edildi. CHP İl Kadın Kolları Başkanı Sayın Havva Ongunsel ve yönetim kurulu üyeleri de bunun üzerine istifa etti. Mersin İl Başkanımız Sayın Yılmaz Şanlı, bu tatsızlığı en kısa sürede giderecektir. Partililerimiz de sağduyuyla hareket edecektir… Bundan eminiz…
Birkaç gündür, Mersin’deki gösterinin ardından onlarca gazeteci bu konudaki fikrimizi soruyor. “CHP’nin çarşaf açılımı bitti mi?” diye sorular yöneltiliyor. Bir noktanın altını çizmekte fayda var: Biz çarşaflı yurttaşlarımızın partimize katılımına hiçbir zaman ‘açılım’ demedik. ‘Açılım’ sözünü medya yakıştırdı. Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal da İstanbul Sultangazi’de çarşaf giyen kadınlarımızın partimize üye olmasını “katılım” olarak niteledi. Kavramın üzerinde anlaşarak, esas meseleye gelelim…
Mersin’deki tatsız gösteriden sonra, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ‘mal bulmuş mağribi gibi’ hemen bir basın toplantısı yaptı. Mersin’deki gösteri üzerine düşüncelerini açıklayan Arınç, “Kemal Kılıçdaroğlu ile Gürsel Tekin’in açılımı bitti” minvalinde sözler etti. Birçok TV kanalının naklen yayımladığı bu açıklama esnasında, Arınç, partimiz CHP’ye yönelik yine akıl dışı eleştirilerde bulundu. Bir anda ‘’çarşafın hamisi’’ kesilen Arınç’ın bu hassasiyeti doğrusu gözlerimizi yaşarttı! Meğer Arınç, kadınlarımızın bir kısmının kullandığı ve “İslami düşünceyle özdeşleştirdiği” çarşafı nasıl da savunuyormuş!
Oysa; biz Sayın Arınç’tan bu hassasiyeti tıpkı 1990’lı yılların başında olduğu gibi, 2003 ve sonrasında da beklerdik. Malumunuz; Sayın Arınç ve siyaset arkadaşları Abdullah Gül ile Recep Tayyip Erdoğan, 1991’de Körfez Krizi’nde ABD’nin Irak’ı hedef olarak seçmesi sonrası cami önlerindeki gösterilere katılır, katılamadıklarını da teşvik ederdi. Bu gösterilerde ABD ve İsrail bayrakları yakılır, “Şeytan ABD” denilirdi. İsrail de “Küçük Şeytan” olarak adlandırılırdı.
ABD’nin Irak’a ilk saldırısının olduğu o günlerde, İslami kesimin sözcülüğüne soyunan Arınç ve arkadaşları, aradan yıllar geçince, belli ki; hafıza kaybına uğradı. 1996 yılında Refah Partisi kadrosu olarak iktidara gelince ‘Küçük Şeytan’ dedikleri İsrail’le ilk askeri anlaşmayı imzalayan hükümet ünvanını aldılar. Sonra 2002 yılında iktidara yeniden geldiler. Bu kez partilerinin adı Adalet ve Kalkınma Partisi’ydi. İktidara gelmelerinden bir yıl sonra, ABD ve Avrupa Saddam yönetimindeki Irak’ı hedef göstermeye başladı.
Irak’ı ve Saddam’ı haritadan silmeye niyetli oldukları açıkça görülen ABD ve işbirlikçileri, Türkiye’de ise müttefik olarak AKP’yi seçtiler.
Irak’a yapılacak olan saldırıda Türk topraklarını kullanmak isteyen ABD’ye hem demokratik kamuoyu, hem de CHP’nin öncülük ettiği toplumsal kesimler karşı çıktı.
ABD’nin Irak’a Türkiye üzerinden asker geçirmesine olanak sağlayacak olan ‘tezkere’ CHP’nin olağanüstü çabası sonucu reddedildi. O dönem Almanya’da kanser tedavisi gören Bursa Milletvekilimiz merhum Ali Dinçer, bizzat Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal’ın çabaları sonucu özel uçakla Almanya’dan getirildi. Dinçer’in de katıldığı meclis genel kurulunda “1 oy”la tezkere isteği reddedildi. ABD ve Avrupa’nın CHP’ye olan husumeti daha da arttı. Tezkerenin çıkmaması yönünde eğilimleri olan generaller hedef tahtasına konuldu. AKP içinde ise daha ilginç gelişmeler yaşandı. Tezkereye “hayır” diyen milletvekilleri bir sonraki dönemde listelere konulmadı.
ABD o dönem AKP’ye çok kızdı. Çünkü; AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, milletvekili olmamasına rağmen ABD’yle görüşüyor ve “Genel başkan olarak garanti veriyorum. Tezkere çıkacak” diyordu.
Daha fazla ayrıntıya girmeyelim. Bunlar sonuçta “yakın tarih.” Hepimiz olan biteni hatırlıyoruz. Ama buna rağmen unutmamamız da gerekiyor. ABD tezkereyi geçiremedi ama sonuçta Irak’a girdi. Saddam’ın hedef tahtasına konulduğu Irak’ta o günden bugüne BİR MİLYON MÜSLÜMAN ÖLDÜRÜLDÜ. Camiler bombalandı. ABD askerlerinin kutsal mekanlarımızda her türlü rezilliği yaptığı belgeleriyle ortaya çıktı. Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’in ‘’hedef tahtası” olarak kullanıldığını utanarak izledik. Binlerce kadın tecavüze uğradı. Toplama kampı Ebu Greyb adlı cezaevi tarihe bir utanç sayfası olarak geçti.
Hala devam eden zulüm esnasında, ne Arınç’ın, ne Gül’ün ne de Erdoğan’ın tek bir sözünü duymadık. Mersin’deki çarşafı siyasi istismar meselesi haline getiren Arınç, sanki dilini yuttu.
Ne oldu Sayın Arınç, ABD’nin Irak’ta bir milyon müslümanı öldürmesine sesiniz çıkmazken, amacını aşan bir eylemi istismar meselesi haline getiriyorsunuz. Keşke Irak’ta Müslümanların başındaki örtüler çekilip alınırken, evlerine vahşice girilirken, camilerimiz bombalanırken de çıkıp basın toplantısı yapsaydınız.
İşte o zaman Mersin’deki görüntüleri eleştirme hakkınız olurdu. İşte o zaman “samimiyet sınavı”nı geçerdiniz. Ama ne yazık ki; o zaman sustunuz, hala da susuyorsunuz. Tarih bu yüzden sizin konuşma hakkınızı elinizden aldı.
Unutmayın; genel başkanınız Erdoğan, ABD’li askerler Irak’ta ölünce başsağlığı mesajı yayımlamış ve “Acılarını içimizde hissediyoruz” demişti.
Bu yüzden, Mersin’den önce dönün bir aynaya bakın. CHP’nin 1 Mart 2003’teki tavrı açık ve nettir. Irak’taki zulme göz yumanlar, bizi günlük politikalar içinde mahkum etmeye çalışmasınlar…
çarşafa, türbana özgürlük demek gericiliğe, cahilliğe özgürlük demektir...
Aklı başında, demokrat hiç bir kimse köleliği, gericiliği, cahilliği özgürlük olarak görmez...
bunları özgürlük olarak yutturmaya çalışanların amacı insanların özgürlüklerini ellerinden almaktır...
Eğer her hangi bir inanç, insanları köleleştiriyorsa o zaman inanç özgürlüğü içerisinde değerlendirilemez...
CAHİLLİĞİN KÖLELİĞİN ÖZGÜRLÜĞÜ OLAMAZ ve OLMAMALI...
Birileri cenneti ya da cehennemi bir bez parçasına bağlayacak kadar dar kalıplar içinde dünyanızı şekillendiriyorsa lütfen böyle yaşamaya devam etsin. Mümkünse kızlarını,kadınlarını dışarı çıkartmasın. Tanrı korusun biri bakar da günaha girerler. Bu ülkenin çağdaş beyinlere,laik düşünceli gençlere ihtiyacı var. Madem birileri için dünya önemsiz ve tüm yaşantılanı ahiret yolunda harcıyorlar o zaman bıraksınlar üniversiteyi falanda ellerindeki kitabı hatmetmeye baksınlar. Belki arapça metnin içinde onları cennete götürecek kısa yol tuşları gibi metinler bulbilirler. Hani denir ya 3 falanca duayı oku,5 filanca sureyi oku,4444 kere ufur tükür.Hah işte o zaman cennet de onların hurilerde. Ayrıca Türkiye Cumhuriyetini bir kaç arap bezini kafasına sımsıkı bağlamış ve sıkma başçılığı moda haline getirmiş kişiler yüzünden eleştiremezsiniz! Kimse size bu hakkı vermiyor veremez de. İran’a istediğinizi söylebilirsiniz ama Türkiye cumhuriyeti hakkında birşey yazacaksanız iki durun,bir düşünün. Konu İran’daki kadınların gördüğü muamele iken ne de güzel hemen işi ülkemize çevirivermişsiniz.Goncuntunuz varsa sizi kimse tutmuyor. Sizin kafalar bundan 80 yıl önce toprağa gömüldü yine gömülecektir!
Küçük bir bilgi Üniversitelerde bu Türban olayını başlatan Babacan'ın halasıdır..
Hep diyoruz bu kadrolar kolay bir araya gelmedi diye..
Ne kadar Arap, Kürt hayranı ümmetçi varsa bu kadroların içinde...
TSK ya kızmayın...
AKP=DİNİMİZ diyor adam.... Buna “İntak-ı Hak” yani “Allah söyletiyor” denir... Bundan büyük itiraf olur mu!.! Dinleri AKePe yi hükümette tutmak Mehdileri Tayyip Zemzemleri KolaTurka... Hırsızın, arsızın, yalancının, sahtekarın, şakşakçısının, Allah inancı olur mu??? OLSA OLSA MENFAATİ İÇİN KENDİSİYLE BÜTÜNLEŞTİRDİĞİ DEĞERLER OLUR... Ya utanmadan Allah’a ahlaksızlıklarınızı tevdi etmeyin... İCAZET Almış gibi konuşmayın... Bu kadar hırsızlık, suistimal, yalan, iftiraya Allah nasıl izin verir ???



Farsak
13 Mart 2010 02:04
Sayin Tekin Belirtiginiz gibi Irak'da BIR MILYON'dan fazla can kaybina ve binlerce,belki de ON binlerce Kadina Tecavüz edilmis ken Israil e gösterilen! CEVALLIK neden ABD ye gösterilmedigini HER FIRSATTA DILLENDIRMIYORSUNUZ??
Rus'lara karsi YÜRÜTÜLEN SAVASTA MÜCAHIT olan AFGANLILAR neden ABD ye karsi olduklarinda TALIBAN olduklarini CEVAPLAMALARINI SAGLAYIN..
Zira AKP li bir cok insan MÜCAHIT KARDESLERI icin camilerde PARA toluyorlardi..
Ki bunlara öncülük eden kurulus ise ALMANYA KÖLN de MILLI GÖRÜS MERKEZ di.
Kendi yarattiklari (eger canavar ise)bu Taliban dan ABD kendi kurtulsun bize ne? Neden Mücahit kardeslerimize! silah cevirenlere DESTEK veriyoruz'u SORGULATINIZ MILLETE..
Saygilarimla..