Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP'ye Sert Sözler: Salon Kapma Savaşının Tarafı Değiliz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısında konuştu. CHP'de yaşanan tartışmalara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
Mutlak butlan kararı sonrasında yaşananlar nedeniyle CHP'ye sert eleştirilerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı mahkeme götüren, şikayet eden de CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir" şeklinde konuştu.
Eleştirilerini sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Beyler siz bu kafayla giderseniz sandıkta daha çok tokat yersiniz" ifadelerini kullanırken, "Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız" sözleriyle CHP içerisindeki gerilimde bir taraf olmadıkları mesajını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Ak Parti Grup toplantımızın açılışında sizleri hürmetle selamlıyorum. Grup Toplantımızın ve burada yapacağımız değerlendirmelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum.
'SİYASETİ MARJİNALİZE EDİYORLAR'
Türk siyasetine hiç yakışmayan olayların yaşandığı bugünlerde, AK Parti Grubu'ndaki şu muhteşem kardeşlik tablosunun herkese, özellikle de siyaseti marjinalize etmeye çalışanlara örnek olmasını temenni ediyorum. Kurban Bayramı sonrasındaki bu ilk buluşmamız vesilesiyle hac farizasını yerine getiren kardeşlerimizin ibadetlerinin Cenab-ı Hak katında makbul ve mebrur olmasını niyaz ediyorum.
'CUMHUR İTTİFAKI ÇOK ANLAMLI SEÇİM ZAFERİNE İMZA ATTI'
Değerli dava arkadaşlarım, yola çıktığımız ilk günden beri milletle bütünleşmemiz katlanarak, güçlenerek hamdolsun devam ediyor. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığına hafta sonu bir kere daha şahitlik ettik. Halkımız pazar günü Gümüşhane, Nevşehir ve Tokat'taki 6 beldede belediye başkanlarını ve meclis üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti. Yapılan ara seçimlerde altı beldenin dördünde AK Partimizin, birinde ise ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi'nin adayı ipi göğüslemiştir. Cumhur İttifakı çok anlamlı bir seçim zaferine imza atmıştır. Öncelikle hemşerilerinin takdiriyle belediye başkanı olarak seçilen Tokat Bağtaşı Beldesi'nde Mustafa Karadağ'ı, Tokat Yolüstü Beldesi'nde Mustafa Altın'ı, Gümüşhane Tekke Beldesi'nde Kemalettin Demirkıran'ı, Nevşehir Mustafapaşa Beldesi'nde Mustafa Özer'i canı gönülden tebrik ediyorum.
'ORTADAN KAYBOLDULAR'
Otobüslerle o şehirden bu şehirlere sürükledikleri vatandaşlarımız üzerinden güya ahkam kesiyor kendilerini dev aynasında görüyorlardı. Sandık sonuçlarının gelmesiyle birlikte ortadan kayboldular. Avazı çıktığı kadar bağıranların sesi çıkmaz oldu. Aslında benzer bir yüzsüzlüğüne daha öncede şahit olduk. Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde öndeyiz diye halkımıza yalan söylediler.
'DAHA ÇOK TOKAT YERSİNİZ'
Bugün de aynısını yapıp faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese kesen kibir abidelerine şunu söylemek isterim; Beyler siz bu kafayla giderseniz sandıkta daha çok tokat yersiniz. Kendinizi düzeltmezseniz daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Sorun bunların sadece siyasete bakış açılarında siyaset tarzlarında çirkef üsluplarında değil. Sorun bunların zihniyetindedir. Sokakla kurdukları bağın sahici ve samimi olmamasındadır.
'CHP'Yİ PAVYON MASALARINA DÜŞÜRENLER KENDİLERİDİR'
CHP'nin 38. kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı mahkemeye götüren de şikayet eden de CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in partisini affınıza sığınarak söylüyorum pavyon masalarına düşürenler kendileridir. Rüşvet aldım verdim, şu kişiye şu kadar para verdim diyenler kendileridir. Dün halkın umudu diyenler bugün hain damgası vuranlar yine kendileridir.
'SORUN FAŞİZAN İDEOLOJİLERİNDE'
Bakın, her zaman ifade ediyorum. Sorun sadece bunların siyasete bakış açılarında, siyaset tarzlarında, bunların çirkin ve çirkef üsluplarında değildir. Esas sorun bunların zihniyetindedir. Bunların faşizan ideolojisindedir. Sorun bunların sokakla kurdukları bağın harbi, hasbi, sahici ve samimi olmamasındadır. Sorun bunların milleti mümeyyiz görmemelerinde, Anadolu irfanını hafife almalarındadır. Sorun bunların siyaseti halka hizmet vasıtası olarak değil, şahsi kariyer ve kazanç kapısı olarak görmelerindedir. Çeyrek asra yaklaşan rekabetimiz boyunca bütün bunlarda defalarca yenildiler. Defalarca yanıldılar. Fakat bir kez olsun zihniyetlerini değiştirmeyi denemediler. Kıymetli kardeşlerim, son günlerdeki tavırlarına bakılırsa pek değiştirecek gibi de durmuyorlar.
'TARTIŞMALARIN UZAĞINDA DURDUK'
Tüm tarafların CHP'li olduğu hukuki bir ihtilafta belge ve bilgiler ışığında yargı gerekli değerlendirmeleri yapmış, neticede hükmünü vermiştir. Mahkeme kararı sonrası yaşananlar bizim haklılığımızı teyit etmiştir. Dikkat ederseniz, partimize yönelik edep, adap ve siyasi nezaket dışı onca hakarete rağmen karar sonrasında da tartışmaların uzağında durduk. Hiç elimizi dilimizi bulaştırmadık. Siyaset bezirgânlarının sataşmalarına kulak asmadık. Medyadaki silahşorlerin tuzaklarına düşmedik. Aklı ile ağzı arasındaki rabıta kopmuş olan çapsızlara prim vermedik. Hadiseleri ve tartışmaları güvenli bir mesafeden takip etmekle yetindik. Aynı tavrımızı koruyoruz.
'KOLTUK VE SALON KAPMACA SAVAŞININ TARAFI DEĞİLİZ'
Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi zerre ilgilendirmiyor. Biz bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. Biz kendimize yakışanı yapmakla mükellefiz. Nitekim bunu yapıyoruz. AK Parti olarak samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır.
'TBMM'NİN TERÖRİZE EDİLMESİNE RIZA GÖSTERMEYİZ'
Bakın, açık söylüyorum. Siyasette rakibimiz dahi olsa bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin terörize edilmesine, Gazi Meclisin nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz. Herkes 86 milyona karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır.
'BAŞKANLIK KOLTUĞUNU KİMİN İŞGAL ETTİĞİNİN HİÇBİR KIYMETİ YOK'
Burada şu gerçeğin de bilinmesinde fayda görüyorum. CHP'nin genel başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Bugüne kadar bizim şahıslarla işimiz olmadı. Bundan sonra da olmayacak. Çünkü AK Parti hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP'nin halk düşmanı, millî irade düşmanı ideolojisiyledir. Bizim mücadelemiz başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan Jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa, "Boş ver, Araplara paranı kaptırma." diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz Batılı patronlarından aferin alabilmek için Türkiye'yi yurt dışına şikâyet eden mandacılarladır.
'TRUMP'IN KATILIMI KIYMETLİ BİR ADIM'
2026 yılı inşallah Türkiye'nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesi'ne büyük önem atfediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerikan Başkanı Sayın Trump'ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması, ittifakın insicamı bakımından kıymetli bir adımdı. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi'ne dönük yoğun bir ilgi söz konusu. Biz de Ankara Zirvesi'nin NATO tarihinde bir referans noktası olması için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız.
NATO dışında, biliyorsunuz, ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacağız. Akabinde aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Liderler Zirvesi'ni ülkemizde tertipleyeceğiz. 9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları'nın 31'incisini Antalya'da düzenleyeceğiz. 197 farklı ülkeden 100 bin katılımcıyla COP31'in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğini göreceğiz.
'TÜM DÜNYANIN GÖZLERİ ÖNÜNDE 73 BİN MASUM KATLEDİLDİ'
Coğrafyamızda ne yazık ki krizler kesilmiyor. İsrail kurulduğu günden bu yana bölgemizde barışı, huzuru tehdit eden bir fonksiyon oluyor. Gazze'de tüm dünyanın gözleri önünde 73 bin masum insan katledilmiştir.
'TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ HALEP'TEN, ŞAM'DAN, BEYRUT'TAN BAŞLAR'
İsrail aynı anda İran'a saldırmış yetmemiş Lübnan'ı işgal etmeye başlamıştır, İsrail Lübnan'dan çekilmeyi reddetmekte kanlı operasyonlarını devam ettirmektedir. Lübnan'da katledilenlerin sayısı 3700'e ulaşmıştır. İsrail eş zamanlı olarak Afrika ülkelerinin ve Akdeniz'i istikrarsız yapmak için sinsi bir çabanın içerisine girmiştir. Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşımıştır, Suriye ve Lübnan bağımsız iki devlettir, ancak bu iki devlet aynı zamanda Türkiye'nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlettir. Şam ve Beyrut İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil, Halep'ten Şam'dan Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz. Kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.
'KİMSE MACERA PEŞİNDE KOŞMASIN'
Kimse macera, hayal peşinde koşmasın. Kimse eli kanlı siyonistlerin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin, Kıbrıs Türk'ünün hak ve hukukuna kast edilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini tüm insanlık çekecektir. İsrail durdurulmalı. Türkiye elinden geleni yapacaktır.
Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar, sağda solda Türkiye'yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok. Biz sizin niyetinizi, amacınızı ve hedefinizi zaten çok iyi biliyoruz."
'CEVABIMIZ ÇOK SERT OLUR'
Şimdi Akdeniz'de, özellikle de Kıbrıs Adası'nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz. Ve gelişmeleri de çok yakından takip ediyoruz. İhtirasları cüsselerini fazlasıyla aşan bazı ufak tefek yapılar İsrail'in fitne kayığına binmişler. Siyonizmin taşeronluğunu üstlenmişler. Güya Doğu Akdeniz'de birtakım ham hayallerin peşine düşmüşler. Çok açık söylüyorum. Kimse macera peşinde koşmasın. Kimse Siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
'İSRAİL HAYDUTLUĞUNUN CEREMESİNİ TÜM İNSANLIK ÇEKECEKTİR'
Değerli arkadaşlarım, İsrail uluslararası toplumun sessizliğinden cesaret alarak son derece şımarıkça bölgemizin topyekûn huzura, barışa ve güvenliğe ulaşmasına engel olmaktadır. İsrail'i hukuk çizgisinin içine çekmek artık sadece belli ülkelerin değil, insanlığın ortak meselesi hâline gelmiştir. İran'a ve Lübnan'a yönelik saldırılar sadece bölge ülkeleri üzerinde değil, küresel ölçekte de olumsuz bir etki oluşturmuştur. Dolayısıyla İsrail'in saldırgan tutumu bölgemizle birlikte insanlığa yönelik bir tehdittir. Bundan 85 sene önce Hitler karşısındaki sessizlik ve tepkisizlik dünya genelinde 80 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştı. Gözü dönmüş bir caninin çılgınlığının faturasını tüm insanlık ödemişti. Bugün aynı hata tekrarlanmaktadır. Gazze kasabı Netanyahu ve kabinesinin soykırımları da tıpkı Hitler'e yapıldığı gibi büyük bir sessizlik ve tepkisizlikle izlenmektedir. Şunu kimse unutmasın ki ateş büyüdüğünde sadece bölgeyi yakmakla kalmaz, kıvılcımlar dünyanın her yerine düşer. Nasıl bugün Hürmüz'deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa, şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir. Avrupa'da İspanya'nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihi bir sorumluluktur. Bugün Gazze'de devam eden soykırımın kanı buna tepkisiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır."
Kaynak: Haber Merkezi