AKP kitleleri nasıl etkiliyor?

BARIŞ YARKADAŞ

102 askerin tutuklanması

GÜRSEL TEKİN

Dikkat!

NURHAN YÖNEZER

Komünist Rusya kapitalist olunca…

YELDA CUMALIOĞLU

29 Temmuz 2010

 

IMKB: 60.735
USD: 1,5100
EURO: 1,9740
ALTIN: 56,71

18 Ocak 2010

Gıcır gıcır bir Sherlock Holmes

“Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana” ve “Kapışma” gibi iki kült filmi bizlere kazandıran İngiliz yönetmen Guy Ritchie, onlarca kez beyazperdeye aktarılan ve tam 123 yıllık geçmişi olan Dedektif Sherlock Holmes’i almış ve kendince yeniden yaratmış.

Sherlock daha önce tipik bir İngiliz idi, küstah, soğuk ve titiz... Her daim büyüteçli, pipolu ve ekose kılıklı...

Şimdi o gitmiş ve yerine, “Komiser Kolombo” ile “Deli Dumrul” karışımı bir tip gelmiş. Darmadağınık, pasaklı ve Şeytan’ı kıskandıracak denli zeki... Kendi adıma, bu neşeli ve keyifli dönüşümü çok sevdim.

Şayet tutucu değilseniz, eminim bir nebze güncel ile de örtüşen yeni kahramanımıza sizin de kanınız ısınacaktır. 100 küsur yıl öncesinin Londra’sını harika bir tasvir ile beyazperdeyle buluşturan film, senaryosu, kurgusu ve sanat yönetimi ile adeta parmak ısırtıyor. Unutmadan, Sherlock Holmes’in devamı da gelecek. Özetle; gidin, görün ve eğlenin.

Gelelim oyunculara... Hollywood’un asi çocuğu Robert Downey Jr., bir karaktere can vermekte sınırsız bir hünere sahip. “Chaplin”de mükemmel bir Şarlo ortaya çıkaran Robert Downey Jr., Sherlock Holmes’i ise ne yapıp edip, tam tersine yatırmayı bilmiş.



Genç kız rüyası, salon delikanlısı Jude Law’ın ise yıllar geçtikçe hem oyunculuğu oturuyor hem de daha nitelikli yapımlarda boy gösteriyor. Law, Sharlock Holmes’in kadim dostu Dr. John Watson rolünde destek unsuru olarak görevini layıkıyla yapıyor ve asla ama asla sırıtmıyor.

Güzel kontenjanından Rachel McAdams ve Kelly Reilly’i es geçmeyelim, derim. “Yalanlar Üstüne”de (Body of Lies) canlandırdığı ‘Hani Paşa’ karakterinin ardından kişisel takip listeme aldığım, ‘RocknRolla’da “Hah tamam, işte bizim uşak’ dediğim Andy Garcia kılıklı Mark Strong ise kötü adam rolüne cuk oturmuş.

KORKU, ‘ANORMAL’ PARA KAZANDIRIR

T. S. Eliot, “Bir avuç toz içinde sana korkuyu göstereceğim” demiş. Paranormal Activity’i bir avuç dolar harcayarak çekenler ise karşılığında milyonlarca dolar kazanarak, bize salt korkuyu değil her türlü aptallığımızı da gösteriyorlar. Elbette, ikinci bir “Blair Cadısı” vakası ile karşı karşıyayız. Hala ecinnilerden ürküyorsak, bu bize oldukça müstahak...

İçinde biri kadın iki de oyuncunun yer aldığı tekinsiz bir ev düşünün, amatör bir kamera ile gece ve gündüz demeden kendilerini çekiyorlar. Neden mi? Çünkü sıcacık yuvaya, cismani işlere merak salan kötü kalpli ruhani bir yaratık dadanmış.

Bizim gulyabani film ilerledikçe elinden geleni ardına koymaz ve hep birlikte tir tir titreriz. Gündelik hayata korkularıyla tutunan bir kişiliğiniz varsa ve sürekli panik halinde yaşıyorsanız, Paranormal Activity, katiyen size göre değil. Bilesiniz.



SİNEMA TUTKUNLARINA CEZA; KAPTAN FEZA

Ümit Ünal, Hakan Karahan ve Candan Erçetin’in “Gölgesizler” ile birlikte başlayan sinema yürüyüşü sürüyor. Şimdi ki durağımızın adı “Kaptan Feza”... Peki, bu seyahat, düz bir seyir mi izlemiş yoksa ivme kazanarak tepeleri aşmaya mı yönelmiş?

Hayır, ikisi de değil. Onlar, direkt düşüşe geçmeyi seçenek bellemişler. Tamam, Gölgesizler zor bir deney idi, öyle ahım şahım bir sonuç alınamasa da yürekliliklerine şapka çıkartmıştık. Ancak Kaptan Feza, resmen bir facia...

Hatta Feza yerine, Kaptan Ceza veya Kaptan Cefa, sinemaseverler için daha uygun düşermiş. Çünkü sinema koltuğunda çekilen çilenin başkaca bir izah tarzı yok. Ümit Ünal’ın, Türkiye’nin en yetenekli yönetmen ve senaristlerinden biri olduğuna inancım tam. Bu nedenle burada noktayı koyuyorum ve bu son olsun diyorum.

“Kim Kiminle Nerede?” (Whatever Works)... Sevgili Woody Allen, artık mümkünse Avrupa’ya deplasmana gitme... Bak, New York senin evin ve kuşkusuz iç sahada çok daha iyi top çevirip sonuca gidiyorsun. Kim Kiminle Nerede?, ince gören, tuhaf, müstehzi ve hayli konuşkan bir seyirlik. Kaçmaz.

“Aklı Havada” (Up in the Air), tepeden tırnağa yalnızlığa ve tüketim toplumuna dair... Sadece haftanın değil 2010’un da en iyi filmlerinden biri olacak, buna eminim. Belki aklı havada, ancak ayakları yere çok sağlam basıyor. En az üç Oscar, şimdiden cepte diyebiliriz. Mutlaka izleyin.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.







Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI