Bodrum’dan Ankara’ya taşınıyoruz.

Bu cümle o kadar acayip geldi ki herkese yazısını yazmak şart oldu. Sanırsınız Ankara’ya değil İdlib’e yerleşiyoruz. Üstelik bu herkese Ankaralılar da dahil. Acıyanlar, “salak sanırım” bakışları… Hiç normal karşılayan olmadı diyebilirim.

Çünkü Bodrum bir istek nesnesi.

Ankara ise ancak kaçılacak bir şehir.

Neden deyince de çok şey anlatıyormuş gibi: “Ankara yahu”. Ankara ve yahu kelimelerine bu kadar fazla anlam yüklenmesi de sosyal medyada “anlayana” deyip üç nokta yerleştirilmesine benziyor.

(Kıbrıs’a taşındığımda da böyle olmuştu. Mecbur olmayan, aklı başında başarılı birisi neden Kıbrıs’a (elbette Kuzey’inden bahsediyorum) taşınırdı ki… Kimseye anlatamıyordum. Anlatabiliyordum da anlam veremiyorlardı.)

COĞRAFYA KLİŞELERİ

En sık kullanılan argüman da şu: Deniz yok. Evladım Londra, Paris, Berlin, Viyana, Prag, Budapeşte yahut Milano’da deniz mi var? Oralara yerleşsek wov diyecektiniz.

Biz Bodrum’a yerleşirken İstanbul yükselen değerdi. Markaydı. Yeni gezi olmuştu. Herkes biraz şaşkın, ama umut doluydu. Kadim İstanbul mutsuzluğu belki en iyi vakitlerini geçiriyordu. O zaman Bodrum lafı bugünkü gibi dolanmazdı dillerde. Ama Bodrum’a taşınmamız çok havalı gelmişti herkese. Şaşırmıştık.

Şimdi Bodrum yükselmeyi bırakın uçmaya başladı. Biz gidiyoruz. Yükseklik korkumuz vardır belki..

Bu hayatta nerede yaşayacağıma coğrafyaya göre karar versem zaten doğrudan Plitvice/Hırvatistan’daydım. Yahut Yucatan Yarımadası’nda. Kaldı ki Bodrum’un coğrafyası pek mi güzel? Marmaris yahut Datça yarımadaları, Fethiye civarı, Kapadokya, Kastamonu birçok yer bin basar yahu. 

Coğrafya önemsizdir demiyorum. Coğrafya işin sadece bir parçasıdır diyorum.

BÜYÜK ŞEHİR

Bizim göç sebebimiz çok basit. Bodrum’a zaten geçici gelmiştik. Çocuklarımız çocukluklarını doğada, ergenliklerini şehirde geçirsin demiştik. Oğlanlar büyüdü.

Bodrum oradan bakınca büyük görünüyor ama taşra. Kışın bir genç insan için bir tek AVM dışında ‘takılacak’ bir yer yok. Spor az, sinema az, tiyatro yok, konser yok… Faaliyet diye her yerde bir örnek panayırlar var. Yan yana tezgahlar, arada bir Kerimoğlu, lokma… Herkes bir harıl harıl “el sanatları” işinde, onları satmaya çalışıyor. Tamam bana satsınlar da bir ergen faaliyet olarak kermes, aksiyon olarak da AVM turu dışında seçeneklere sahip olmalı diye düşündük. Bugün düşünmedik bunu. 9 sene önce zaten böyle düşünerek geldik buraya. 

O yüzden şehre göçüyoruz. Planımıza sadığız sadece.

Bu arada bu bizim planımız, bizim kararımız sadece. Örnek teşkil etsin demiyorum. Bodrum’da yaşayan yığınla mutlu ergen ve ailesi var. Bodrum’un burası olması kaynaklı bir yığın olanağı da var. Yelken gibi, okul çıkışı denize girmek gibi, tarım gibi tırmanış gibi. İki oğlumla da okula giderken kahvaltımızı sık sık yolda ağaçların altında piknik formatında yapardık. Ankara’da yapamayacağız muhtemelen.

NEDEN GELDİĞİN YERE DÖNMÜYORSUN?

Yazıyı bir İstanbul-Ankara yazısına çevirmek istemiyorum. Çünkü o konuyu tadını çıkararak uzun uzun yazasım var. İstanbul’u çok seviyorum ben. Uzun yıllar yaşadım. En ücra köşelerine kadar gezdim. Her tarafında hikayelerim hatıralarım var. Şirketim orada. Yığınla arkadaşım var. (Buradan ihbar ediyorum, yayın yönetmenim Hilmi Hacaloğlu da dahildir “İstanbul’a gelmelisin ne Ankara’sı” diyen arkadaşlarıma.)

İstanbul’dan korktuk. Şuursuz pahalılığı bir yana İstanbul sanırım bir geçiş döneminde. Herkes bir şaşkın. Şehir yorgun. Şehir hayatı karman çorman oldu. Beyoğlu fazla fakirleşti. Kadıköy aşırı zenginleşti. Her daim enerjik Eminönü bile donuk bakar oldu.

Bir ritmini bulması lazım. Bulsun hele taşınırız yine. Taşınmak güzeldir.

Zaten şu vakitler bütün memleket için geçiş vakitleri değil mi? İktidar kalsa da gitse de geçiş dönemi sürecek. O yüzden dayanıklı bir şehirde oturalım dedik. 

DÜNYANIN EN DAYANIKLI ŞEHRİ ANKARA

Ankara dünyanın en dayanıklı şehirlerinden birisidir. Melih Gökçek’in elinde onlarca yıl geçirmiş ve hayatta kalmış bir şehirdir. Daha büyük bir mukavemet testi olabilir mi? 

Gökçek’ten sonra kim gelse yıldız olacaktı. Bırakın Mansur Yavaş’ı atanmış olan Mustafa Tuna bile parıl parıl parlamıştı.

Kaldı ki Ankara’yı hep çok sevmiş ve İstanbul’a tercih etmiş bir Ankaralıyım ben. 1996’da Ankara’da parasızlıktan çatlamak üzereyken (defalarca reddettiğim) İstanbul’a taşınmıştım. Kazandığımın net 10 katını kazanmaya başlamıştım. Bir haftada hayatım değişmişti.

COĞRAFYAYSA COĞRAFYA

Haftasonu gezmek için Bodrum’da kaç şey yapabilir insan? Ben söyleyeyim. Yakın civar, bir iki Yunan adası, İstanbul ve Ankara. Bitti. Güdül’den Nallıhan’a Ankara civarı çok güzeldir ama esas Ankara’dan Türkiye’nin her köşesine gidebilirsiniz uçakla. Yurt dışına da gitmek kolaydır. Vizeler de Bodrum’dan değil Ankara’dan alınır. Batı Karadeniz de İstanbul da 3 saat mesafededir. Karavan’la takılmak için mükemmel bir merkezdir. 

Üstelki şehirde hayat hala kolaydır ve nispeten ucuzdur. Faaliyeti, büyük şehir olanakları bol, şehir içi erişim kolay, park yeri nispeten bol, trafiği makuldür. Biraz sert bir yerdir ama temel olarak medenidir. 

Şunu söylemeden geçemeyeceğim; Ankara ile en büyük derdim sokak hayvanları pek çok başka şehirle kıyaslandığında daha az şefkat görür. Ama o konunun da değiştiğini iddia ediyor kimi arkadaşlarım.

SONUÇ OLARAK

Bodrum’da 3 yıl öncesine kadar olan şahane hayatımız devam etseydi, pandemi şahlanışını karşılayabilecek bir yönetim olsaydı, takıldığımız mekanlar kapanmasaydı, kadim arkadaşlarımız taşınmasaydı, Bodrum’u büyük şehir kabalığı basmasaydı da taşınacaktık. Yine Ankara’ya taşınırdık muhtemelen.

Ama gözümüz arkada kalırdı. Şimdi ise aklımda kalacak olan şu: Berbat yönetiliyor. Yazları dışkı kokuyor. Pahalı ve hızlı bir snobluk havzası olma yolunda hızla ilerliyor. Ama anlaşılan hala havalı. Boş versenize. Bir vakitler kazağını pantolonun içine sokmak yahut vatka da havalıydı.

Bence inişe geçmek yahut bambaşka bir şey olmak üzere olan Bodrum’dan yükselme dönemindeki Ankara’ya taşınıyoruz. Daha akıllıca kaç hareket olabilir?

 

Notlar:

1.     Şu açık mektubu Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’a göreve gelir gelmez yazmıştım. Yazı çok okunmuştu. Bana whatsapp ve sosyal medya üzerinden birkaç kere teşekkür edip görüşmek istediğini söylemişti, öyle kaldı. Maalesef Aras hayal kırıklığı oldu. Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras'a açık mektup

2.     Eskisi yenisi: Bodrum Yarımadası’nda hayat

3.     Bodrum’a mı taşınacaksınız? İki kere düşünün 

 

 

Metin Solmaz

1969’da doğdu, Ankara’da büyüdü. 1990’larda dört sene Ankara Radyo Arkadaş’ta radyoculuk yaptı. 1990 yılından bu yana yazılı basında ve muhtelif internet sitelerinde yazıyor. siberalem.com, idefix.com, Anason İşleri ve Overteam New Media kurucularındandır. Kitapları: Kenardaki Milyonerler (1992, Korsan), Rock Sözlüğü (1994, Pan) Türkiye’de Pop Müzik (1996, Pan), Türkiye’ye Ait 100 Büyük Yanılgı (2015, Ağaçkakan), Erken Adam Hikayeleri (2016, Pan), 100 Ne Olacak Bu Memleketin Hali (Hazırlayan, 2016, Ağaçkakan), Mehmet Teoman - Anılar saçılmış odaya, her yere (2021, Anason İşleri Kitapları).