Yorucu bir haberin peşinden koştuk. Ama değdi!

Gündem belirleyebilme, siyasette ‘maalesef’ başat enstrüman haline gelmiş durumda. Maalesef deme nedenimiz ise siyasi üretim ve gerçeklerin değil, yaratabildiğiniz gündemin öncelikli olması. Gündem belirlemenin doğruluğu yanlışlığı gibi bir tartışma siyaset bilimcilerin, siyasal iletişimcilerin işi, ancak gündem belirlemenin siyasi güçle doğru orantılı olduğunu söyleyebiliriz.

Uzunca bir süredir gündem belirleme üstünlüğünün net olarak muhalefete geçtiğini görüyoruz. Muhalefet ekonomide, hukukta, siyasette gündemi belirliyor ve genellikle iktidar/Cumhur İttifakı bunu takip ediyor. Gündemi belirleyemeyen iktidar ise bu durumda ‘vatan, millet, din, iman’ gibi değerlerle, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu mu Mansur Yavaş mı, Kemal Kılıçdaroğlu mu Meral Akşener mi gibi manipülatif tartışmalarla ya da çeşitli fotoğraf, video, mobese kayıtlarıyla hamle yapmaya çalışıyor. Ama geri gidiş başladığında kısır döngü sürekli geriye yönlü oluyor.

MASAYA OTURMA KRİZİ

Bir dönemin yandaşlarda en temel tartışma konusu “Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu mu Mansur Yavaş mı, Kemal Kılıçdaroğlu mu Meral Akşener mi” idi. Tutmayınca “ne vereyim abime” diyerek “ittifak dağılıyor mu, savruluyor mu, yeni ittifaklar mı çıkacak” soruları ortaya atılmaya başlandı. Hadi bunlar bir nevi anlaşılabilir tartışmalar. Ancak “hangi koltuğa kimin oturacağı” gibi bir iddia oldukça ciddiydi. Elbette yandaşlar hemen sarıldı bu oturma krizine, tartışma programlarında büyük sözler, alttan geçen büyük harfli yazılar… “Millet İttifakı’nda büyük kriz, oturma yeri tartışma çıkardı!” Köşelerinden “temennilerini bilgi gibi yazanlar” birden dirildi.

Böyle bir konuyu duyunca çok şaşırdık ve bunun üzerine hemen harekete geçtik. Genel merkez koridorlarında gezerek bilgileri derledik. Oturma krizi çıktı mı? Çıktıysa kim neden çıkardı? Çözüldü mü derken daha farklı bir noktaya geldik.

DEVA Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti, CHP, Saadet Partisi, Demokrat Parti hepsiyle görüştük. Derin ve geniş bir çalışma yaptık. Aldığımız yanıt net. Tabii ki böyle bir tartışma hiç olmamış. Böyle bir konu açılmamış.

Belki altı parti toplantısında olmuştur dedik ve onlara da sorduk: Yok! Altı parti toplantısındaki temsilciler dalga geçmiş. “Kısa çöpü çeken şuraya otursun, burada dursun” diye dalga konusu olmuş.

Liderler arasında da konuşulmamış. ‘Gündem olmak isteyen bir televizyoncu ile her dönemin kalemşörü tarafından uydurulmuş bir konu. Malzeme arayışının başarısız bir girişimi’ olarak yorumladılar.

Bu arada araştırma yapıyorken ufak bir kriz olduğunu öğrendik. Onu da atlamayalım. Bu krizden ilk kez Bir Kulis Bir İddia okurlarının haberi olacak. Habertürk ekranlarında yayınlanan Teke Tek programına üç partinin temsilcileri katılmıştı. Program formatı nedeniyle üç kişinin çağrıldığını Altaylı defalarca kez tekrarlamıştı. Hatta konuk tercihinin kendisine ait olduğunun da bastıra bastıra altını çizmişti. O akşam programa “neden Gelecek Partisi katılmadı” diye Davutoğlu soru sorunca küçük bir kısa devre yaşanmış, ama kısa sürmüş. Olay bundan ibaret.

YENİ BİR KRİZ BULAMIYOR MUYUZ?

Bu soruya yanıtı yandaşlar ararken, iktidar karşıtı olarak kendini nitelendiren bir gazete ortaya garip bir iddia attı. Buna göre “CHP’nin olmadığı bir ittifak ile yola devam edilip edilmeyeceği tartışılıyormuş”. İşin garibi, bu konuda araştırma yaptığımızda, sorunun ve konunun muhatabı olan Gelecek Partisi’nin temsilcilerinin haberden bilgileri yoktu. Bizlerle konuştuktan sonra haberi okuyanlar çoğunluktaydı. Tepki netti: “Ne yeni ittifakı, aksine Millet İttifakı’na katılma için görüşmeler yapıyoruz. Bunu planlamak için bizim temsilcilerimiz ile CHP hatta diğer İttifak temsilcileri görüşmeler gerçekleştiriyor. Haberi siz söyledikten sonra okuduk, şaşkınlık içindeyiz” dediler. Birisi şunu da söyledi: “Elbet bazen espriler yapıyoruz. Hatta hesaplamalar konuşuluyor. İttifak şöyle olsa daha mı yüksek oy alırız, ortak aday mı ayrı aday mı daha etkili olur gibi ancak bunlar yeni bir arayış değil. Arkadaşlarla otururken fikir alışverişi diyelim. Genel Başkanımız Sayın Davutoğlu zaten Millet İttifakı’na katılma konusunda temasları zirveye çıkardı. Temelsiz bir iddiayı haber yapmışlar.”

Anlaşılan o ki ittifakta kriz yaratma çalışmaları bu aralara yoğunlaşacak. CHP’den bir üst düzey temsilci: “Biz işimize bakıyoruz. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, ekonomide yaşanan krize yoksulluğa alternatif üretmek, yerel yönetimlerimizin başarıları… Biz bunlarla uğraşıyoruz, iktidar mobeseden bizi izliyor!” diyor.

İTTİFAK BÜYÜYOR MU?

Görüştüğümüz altı partiden temsilciler bu konuda hemfikir. Ortak yorum: “İttifak bir aksilik olmazsa altı parti olarak yola devam edecek.”

Peki, zamanlama nasıl olacak? Altı parti, ittifakı ne zaman kuracak? Aldığımız yanıtları derlersek, şunu diyebiliriz: “Bu konuda bir iki fikir alternatifi var. Liderler karar verecek o fikirlerden hangilerinin geçerli olacağına. Elbette aynı partiler değiliz. Fikir ayrılıkları oluyor. Konuşup uzlaşıyoruz, ama her şeyi kriz gibi göstermek beyhude çaba. Şu an Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmasıyla zaten ittifak fiilen kuruldu. Alternatif fikirler ise önce ittifakı kurup öyle mi Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ortak mutabakat metnini açıklayalım, yoksa önce açıklayıp sonra mı kuralım. Tüm karar verilmesi gereken ana konu bu. Onun dışında ittifakın isminin değiştirilmesi, Genel Başkanların iktidarda alacağı görevler gibi ayrıntı konular ilerleyen süreçte konuşulacak. Ekonomi, yerel yönetimler, hukuk ve seçim ile ilgili kurmaylarımız sürekli temas halinde. Ancak artık düğmeye basıldı ve geç kalınmadan halledeceğiz.”