Geçen hafta, Amerika’da önemli bir gelişme yaşandı. 2020 Demokrat başkan aday adayı Andrew Yang, bir takım eski Demokrat ve Cumhuriyetçi Partili siyasetçilerle üçüncü bir parti kurduğunu resmen açıkladı. Yeni partinin ismi “Forward” (İleri). Sloganı ise: “Ne sağ, ne sol: İleri”. Partinin şu anda iki eş başkanı bulunuyor: Eski Demokrat parti başkan aday adayı Andrew Yang ve New Jersey eyaletinin eki Valisi Cumhuriyetçi Christine Todd Whitman.

Parti üç grubun birleşmesiyle kuruldu: Andrew Yang liderliğindeki Forward ekibi, Eski Reagan, Trump ve Bush döneminde görev alan merkeze yakın Cumhuriyetçi isimlerin Renew America hareketi ve merkeze yakın bağımsız, Demokrat ve Cumhuriyetçi siyasetçilerin kurduğu Serve America ekibi.

Partinin sosyal medyada ve ilerleyen günlerde ön plana çıkacak ismi Andrew Yang olacak. Kendisi daha önce 2020 Demokrat Parti başkan adaylığı önseçimlerinde ve 2021 New York Demokrat Parti belediye başkan adaylığı önseçimlerinde aday olmuş, fakat düşük oy alması nedeniyle başarısız olmuş bir siyasetçi. Özellikle her vatandaşa ayda 1000 dolar verilmesini kapsayan vatandaşlık temel geliri gibi politikaları savunan ve siyasete yeni bir renk, ton katmaya çalışan genç bir girişimci.

BAŞARISIZ “YENİ SİYASET”

46 yaşında olan Andrew Yang, New York kentinde doğdu. Sırasıyla Brown Üniversitesi ve Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Tayvan kökenli olan Andrew Yang, mezun olduktan sonra üst düzey bir hukuk bürosunda işe başladı, fakat avukatlık kendisini tatmin etmeyince mesleği bıraktı ve girişimci olmaya karar verdi. 10 sene boyunca çeşitli eğitim ve organizasyon şirketleri kurdu, çeşitli projeler gerçekleştirdi. Bazı girişimlerinde başarılı olurken, bazılarında başarısız olan Yang, asla pes etmedi ve yeni fikirler, projeler üretmeye devam etti.

2011 yılında “Venture for America” adında kar amacı gütmeyen bir sosyal girişim kurdu ve işsizliğin arttığı bölgelerde yeni iş sahaları yaratmak amacıyla projeler gerçekleştirdi, start-up fikri olan fakat sermayesi olmayan girişimcilere fon sağlayarak yardımcı oldu. Yang 2011 yılında, bu projesi sayesinde Obama tarafından “Değişimin Öncüsü” ödülüne layık görüldü ve Beyaz Saray’a davet edildi. Her ne kadar Yang’in bu girişiminin sağladığı fonlarla 100.000 yeni iş imkanı yaratması beklense de New York Times’in tespitine göre bu hedefe ulaşılamadı ve Venture for America’nın sağladığı fon ile kurulan girişimler aracılığıyla sadece 150 kişiye iş imkanı sağlandı.

Yang, 2011 yılında eşi Evelyn ile evlendi ve çiftin 2 çocuğu oldu. Oğulları Christopher’a 3 yaşındayken otizm teşhisi konan Yang çifti, çocuklarının eğitimine ve gelişimine özel ilgi göstermekte ve bu konuyu da özellikle otizm konusundaki farkındalığı artırmak amacıyla sık sık başkanlık kampanyasında vurgulamaktadır.

Andrew Yang’in eşi Evelyn Yang da halk tarafından oldukça sevilen cesur bir kadın. Evelyn Yang katıldığı bir televizyon programında, 2012 yılında ilk çocuğuna hamileyken muayeneye gittiği ünlü bir jinekolog tarafından cinsel tacize uğradığını, cinsel taciz mağduru bütün kadınlarla dayanışma içinde olduğunu ve suçluların cezasını alması için sonuna kadar mücadele edeceğini açıkladı. Bu açıklamasının ardından, cinsel taciz konusunda farkındalığı arttırmak ve daha çok kadını cesaretlendirmek amacıyla Kadınlar Yürüyüşü’ne (Women’s March) katıldı ve etkili bir konuşma yaptı.

Yang, 2020 başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti başkan aday adayı olmuş ve 2017 tarihinden itibaren bu adaylığı için “MATH” (Make America Think Again) sloganıyla uzun soluklu bir kampanya yapmıştı. Yang, bu kampanyasında karşılıksız vatandaşlık maaşı gibi yaratıcı fikirleri ileri sürmüş, özellikle kendisini “Yang Gang” olarak tanımlayan genç bir hayran kitlesi oluşturmuş, münazaralardaki sıra dışı performansıyla dikkat çekmiş, fakat ilk önseçimlerin yapıldığı Iowa’da %1 oy aldığı için adaylıktan çekildiğini açıklamıştı. Yang, daha sonrasında desteğini Biden lehine açıkladı ve uzun bir süre medyada kabinede yer alacağı konuşuldu, fakat Yang CNN’de politik yorumcu olarak görev alarak medya görünürlüğünü, tanınırlığını korumayı ve arka planda New York City belediye başkan adaylığı kampanyasını oluşturmaya başladı.

 Yang’in New York belediye başkan adaylığı kampanyası da oldukça başarısız bir şekilde sonuçlandı. Yang, özellikle yoksul ve siyah kesimlerden beklediği desteği bulamadı. Kullandığı dil ve iletişimi “sahici” bulunmadı, sadece belediye başkanlığı koltuğunu istediği için siyaset yaptığına dair eleştirilere maruz kaldı.

ÜÇÜNCÜ BİR PARTİ MÜMKÜN MÜ?

Amerikalılar, en çok oyu alanın tek başına temsil edildiği bir seçim bölgesi sistemi olan bir ülkede oyların bölünmemesi kaygısıyla uzun bir süredir sadece iki parti arasında oy kullanıyor. Ross Perot gibi %10 üzerinde bir üçüncü parti oy oranı her ne kadar nadir de olsa yaşansa da genellikle seçmenler üçüncü bir partiye yönelmek yerine sandığa gitmemeyi tercih ediyor. Çünkü hala Demokrat ve Cumhuriyetçi Parti makineleri güçlü, hala medyada yeterince alternatif sese yer verilmiyor, yer verilse dahi birçok seçmen için hala geçmişten beri gelen bir geleneğe yaslanmak yeni seslere alan açmaktan daha güvenceli.

Fakat Yang’in yeni siyasetinin, ABD’de kurulan bu üçüncü partinin önündeki en büyük engel ne seçim sistemi, ne medyanın engelleri değil. En büyük engel “sahici” olunmaması. Andrew Yang’in bir yerlere gelme hevesiyle alakalı alakasız her türlü siyasi yarışa girmesi, her türlü siyasi pozisyon için büyük bir hırsla hareket etmesi en büyük engel. Yang, alternatif olmadığı için mi yoksa Biden kabinesinde bir makam sahibi olmadığı için mi yeni bir parti kurma ihtiyacı duydu? Demokrat Parti iflas etmişse neden son 5 senedir bu parti içinde belirli konumlara gelmek için çabaladı?

Bu soruların ideolojik bir cevabı yok. Çünkü ne bu üçüncü partinin ne de Yang’in dert edindiği temel bir sorun, seslendiği hedef bir kitle, anlattığı sahici bir hikaye yok, sadece Yang ve arkadaşlarının edinemediği makamlar, yaşadıkları siyasi kariyer hayal kırıklıkları var.