“Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.
Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent.” Kavafis

Filmin birinci saati dolarken önce dağlara gideriz.
Sonra da Makedonya’ya ..
Makedonya görüntüleri yolların veya akarsuların böldüğü görüntülerle başlar.
Tıpkı Vardar nehrinin böldüğü başkent Üsküp'te, nehrin bir yanında Makedonların bir yanında Arnavutların yaşaması gibi.
Tıpkı Alex’in gideceği büyüdüğü köydeki bölünme gibi.
Ama önce göğe bakarız.

“Falanca durağa şimdi geliriz, göğe bakalım
İnecek var deriz, otobüs durur, ineriz
Bu karanlık böyle iyi, aferin Tanrıya
Herkes uyusun, iyi oluyor, hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler, açlar toklar uyusun
Herkes uyusun , bir seni uyutmam, bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz , biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz , nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım ..” diyen Turgut Uyar gibi..

Kıpkırmızı bir uçakla ineriz Makedonya’ya.
Biz inmeden Amerika’nın gazozlu içeceğiyle çöktüğü Makedonya...
Birleşmiş Milletler’in süslü ve iktidarsız erkek fahişeler gibi yollarında salındığı Makedonya.
Kırmızısını da Amerika’nın nüfusuna geçirdiği Makedonya.
İlk bölüm kilise karasıdır filmin.
İkinci bölümü ayrılık sarısı.
Üçüncü bölüm de Balkan kırmızısı, kan kırmızı.
En çok da çocukları ele geçirmiş, onları kanatan kırmızı.
Güzel kadınların,
Zarif kadınların da kırmızısı.
Şehvetin de kırmızısı.
Ve siyah ve vahşi köpekler ve onların tasmasını tutanlar...
Ve Beyaz ve iktidarsız köpekler ve onların görünmez tasmasını yeterince uzaktan tutanlar...
Üzerinden örselenmiş demirler geçen yorgun adamlar.
Bunca köpek görmüşken sırada biraz da paramparça aşklar...

Alexander’ın bakışlarına bakarız sonra.
İnsan ancak anavatana bakar böyle aşkla!
Gözleriyle fotoğraflar çeker Alexander.
Köpeklerin ve atların sürgün edildiği Anavatan...
Mağarasına ölmeye dönen bir fildir Alexander.
Toz-Dem bir yolculuktur Alex’inki.
“Kısacıktı
karşı yolculuklarımız kara
ve deniz üzerinde-
Şafağın bodrumuna inerken sen,
Hançerin ivmesiyle yükselirdim
dul pencerelere.” diyen Nilgün Marmara şiiri gibi.
Arabaların atlara kuma geldiği Anavatan.
Çıkışı imkansız kılınmış Balkanlar.
Herkesin birinin yeğeni olduğu ve kimsenin hiçbir kurala uymadığı Balkanlar.
Hem vaftizine, hem ölümüne gelir Alexander .

Zira,
Zaman asla ölmez.
Çember yuvarlak değildir.