Türkiye'de kayıtsız işçi sayısı 7.5 milyondan fazla.

Çalışıyor… Ama hiçbir güvencesi yok. Bir fabrikada geçici işçi, tekstil atölyesi, gündelikçi, greve çıkmış işçilerin yerinde, bir depoda, marketlerde, tarımda, inşaat işinde, sokakta seyyar satıcılık, moto kurye, kağıt toplayıcı, müzisyen, mevsimlik işçi, hamal olarak çalışıyorlar.

Ucuz işgücü…

Aralarında günlük sigorta olanlar da var, hiç olmayanlar da.

Nerede iş varsa oradalar, bildikleri bilmedikleri, yeteneklerine göre ya da değil, sağlıkları elveriyor ya da vermiyor, hayatta kalmak için, çocukları için çalışıyorlar.

İster başka şehirde ister kendi sokağında yapabilecekleri ne iş varsa koşuyorlar.

TÜİK 2020 rakamlarına göre yüzde 27,4 yani her dört kişiden biri kayıtdışı olarak güvencesiz çalışıyor. Tarım sektöründe 4 milyon 515 bin kişinin 3 milyon 745 bini sigortasız. Bu da her 100 tarım işçisinin 83’ünün sigortası olmadığı anlamına geliyor, inşaat sektöründe istihdam edilen 579 bin kişinin sigorta kaydı yok. Sektörün toplam istihdamı ise 1 milyon 686 bin.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 2020 iş cinayetleri raporuna göre iki bin 427 işçi yaşamını yitirdi, en çok ölüm tarım-orman, inşaat ve sağlık alanında yaşandı. Yaş gruplarına baktığımızda 14 yaş ve altı 22 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 46 çocuk var.  51-64 yaş arası 708 işçi ve 65 yaş ve üstü 159 işçi yaşamını yitirdi.

Bu yaş gruplarını verme nedenim bedenen, fiziken ve ruhen savunmasız durumda olan çocuk ve yaşlıların çalışmak zorunda kalmaları ve bunu da yaşamları ile ödemeleri.

Bu yazıyı yazarken İSİG Meclisi 70 yaşındaki Abdulgani Aykut’un İzmir Buca'da bir işyerinde dalgıç pompasının elektrik bağlantısını tamir ederken 15 metre derinliğindeki su kuyusuna düşmesi sonucu hayatını kaybettiğini duyurdu.

Kalıcı yoksulluk

İstanbul’da evini ziyaret ettiğim ailelerin birçoğu da kayıt dışı çalışıyor. İçlerinde yaşlılar da okullarını terk ederek çalışmaya başlayan çocuklar da var. Çocukların hemen hemen hepsi kalıcı yoksulluğun kurbanı. Sürekli yoksulluk içinde yaşayan çocuklar, ailelerini geçindirmek için çalışmak zorunda olduklarını hissettiklerinde onları okulda tutmak mümkün olmuyor.

Birleşmiş Milletler Aşırı Yoksulluk ve İnsan Hakları Özel Raportörü’ne göre toplam 160 milyon çocuk okulunu bırakıp çalışmaya başladı. Raporda, OECD ülkelerinde, düşük gelirli hanelerdeki çocukların ülkelerindeki ortalama gelire ulaşmasının dört ila beş kuşak sürdüğü belirtiliyor. Yine raporda OECD ülkelerinde yaşayan insanların en tepedeki yüzde 10'unun toplam net servetin yüzde 52'sini kontrol ettiği ve yoksulları ömür boyu yoksulluğa mahkum ettiği ifade ediliyor.

Güvencesiz çalışan ailelerin evlerini ziyaret ettiğimde bana ödenmemiş “kabahat cezalarını” gösteriyorlar. Her ailede bir “kabahat” cezası var. Ödeyemiyorlar, kağıt toplarken, çiçek satarken, tişört satarken, su satarken, araba camı silerken, müzik yaparken yazılan cezalar.

Geçen hafta Derin Yoksulluk Ağı bir rapor yayınladı (https://derinyoksullukagi.org/raporlar/yoksullugun-suc-olmaktan-cikarilmasi-raporu/). Rapor, Birleşmiş Milletler Yeterli Barınma Özel Raportörü ve Birleşmiş Milletler Aşırı Yoksulluk ve İnsan Hakları Özel Raportörü’nün “Evsizlik ve Aşırı Yoksulluğun Suç Olmaktan Çıkarılması” ortak raporuna katkı çağrısına yönelik hazırladı. Raporda şu sözlere yer verildi:

"Kağıt toplayıcılığı, seyyar satıcılık gibi günlük ve güvencesiz işlerle geçimlerini sağlamaya çalışmak durumunda kalması veya evsizlik yaşaması kişilerin çalışma ve yeterli yaşama standartlarına erişim haklarının ihlal edildiğinin göstergesidir. Kabahatler Kanunu aracılığıyla evsizlik ve aşırı yoksulluğun cezalandırılması insan hakkı ihlalidir."

Kabahatler Kanunu’nun ilk maddesinde, kanunun amacı "toplum düzenini, genel ahlâkı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak" olarak tanımlanmış.

Kağıt toplamak suç mu?

Kağıt toplayıcılarının yaptığı işin yasaklaması ve bu işin bir “suç” olarak gösterilmesi bana Mesut’un “abla gizli gizli çuvalla topluyorum” demesine neden oluyor.

Yani bir taraftan kayıt dışı olarak çalışmak zorunda bırakılanları, istedikleri her sektörde ucuz işgücü olarak kullanmak için stratejiler geliştiriliyor, bir taraftan cezalandırılıyorlar.

Ekonomik kriz derinleştikçe temel ihtiyaçlara erişim zorlaştıkça maalesef kayıt dışı ve güvencesiz çalışanların sayısı da artacak, bu bir taraftan iş kazalarına, iş cinayetlerine, bir taraftan da derin yoksulluğun getirdiği hastalıkların ve stresin çoğalmasına neden olacak.

Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Olivier De Schutter' 2021 tarihli raporunda kıt kaynaklarla yaşamanın, en temel ihtiyaçlara erişememenin strese, fizyolojik bir tepkiye yol açtığı ve yüksek seviyelerde uzarsa beyne zarar verebildiğini belirtiyor. Yoksulluk ve hastalık birbiriyle ilişkili. Erken çocukluk döneminde yoksulluk deneyimi yaşayan yetişkinlerin hipertansiyon veya kronik inflamasyon (iltihaplanma) gelişme riski çok daha yüksek. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan bir araştırmaya göre, yoksulluk içinde yaşayan bireylerin yaşam beklentisi orta gelirlilerden 10,5 yıl daha kısa. Yani herkes yüksek gelir grubundakilerle aynı ölüm riskine sahip olsaydı, neredeyse 900 bin erken ölüm önlenmiş olurdu…

Yoksulluk sırtımızı dönemeyeceğimiz kadar derin ve karmaşık bir sorun yarın sizin kapınızı da çalabilir, bu yüzde dayanışma şart.