Beşiktaş Serencebey’de gençlerden Ahmet Fetgeri, Mehmet Fetgeri , Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket adlı gençler kendi aralarında spor yapmaktaydılar.

En küçükleri Mehmet Fetgeri 13, Mehmet Şamil en büyükleri 19 yaşındaydı.

Serencebey’li bu gençler 1903 yılında Beşiktaş’ta bir spor kulübü kurmaya karar verdiler.

Kurdukları takımın adı “Beşiktaş Bereket” idi ve Bereket ve Fergeri aileleri kurmuştu. Ancak kurdukları takım, mahalle takımından öte gitmiyordu.

1908 İttihat ve Terakki Temmuz Devriminden sonra 1909 Nisanında Hareket Ordusuyla İstanbul’a gelen İttihat ve Terakki üyelerinden Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı aynı yılın Eylül ayında “Beşiktaş Bereket” mahalli spor kulübünün bu gençlerini de yanlarına alarak Ihlamur da ortak bir spor kulübü kurdular. Kurulan  bu takımın adı “Beşiktaş Osmanlı Kulübü” idi. Beyoğlu Kaymakamı Muhittin Bey’in de teşvikiyle Valiliğe dilekçe verildi ve Jimnastik, Boks, Güreş, eskrim ve halter sporları yapılmak üzere “Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü” olarak 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edildi.

Kulüp kurulunca Bereket ailesinin büyük oğlu Mehmet Şamil okuduğu Fransız okulunun rozetinden esinlenerek “bizim de bir rozetimiz olsun” diyerek B harfinin yanına J ve K harfini de koyarak BJK rozetini yaptırdı.

Kulüp Ihlamur’dan Akaretler’e taşındı.

84 Numaralı evin arkasındaki arsa Beşiktaşlı gençlerin spor sahaları oldu.

Ama kulüp de futbol yoktu.

1911 yılında Valideçeşme Futbol Kulübünün Başkanı Şeref Bey futbolcu arkadaşlarıyla birlikte Beşiktaş Jimnastik Kulübüne geldi.Şeref Bey daha önce yanan Çırağan Sarayının sahasını temizletti ve futbolcularına antrenman sahası olarak açtı. Bu alanın adı “Şeref Stadı” oldu. Şeref Stadı alanına Cumhuriyetten sonra büyük bir stat yapıldı ve bu stat “İnönü Stadı” adını aldı. O dönemde Beşiktaş’ın Cuma Liglerine kabul edilme isteği reddedilince Şeref Bey kendi Futbol Kulübünü Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü’ne katılarak Futbola da başlanmış oldu.

Ve Beşiktaş o yıl şampiyon oldu.

Beşiktaş’ın 1 numaralı üyesi Fuat Balkan’dı. Fuat Balkan ateşli bir İttihat ve Terakki üyesiydi ve gerek Balkan Savaşlarında ve gerekse Mili Mücadele dönemlerine önemli komitacılık görevlerinde bulunmuştu.  Fuat Balkan’ın 1 numaraya sahip olması kulübün kurucularından olmasından kaynaklanmayıp, 1958 yılında yapılan Genel Kurulda geçmiş kayıtlarının toplanıp yeniden düzenlenmesinden kaynaklanmaktaydı.

Beşiktaş’ın renkleri ise tartışma konusudur. Beşiktaş’ın ilk renklerinin Kırmızı Beyaz olduğu ve Balkan Savaşlarındaki hezimet sonrasında Kırmızının Siyaha dönüştüğüne dair yazılar yazılmıştır. Ama Beşiktaş Jimnastik Kulübü bu konuda son noktayı koymuştur. Yaptırdıkları detaylı araştırmalar sonucunda Beşiktaş Spor Kulübünün Balkan Savaşlarında, Çanakkale Savaşında, Kurtuluş Savaşında bir çok şehitler verdiği ve çalışmaların durma noktasına geldiğini tespit etmiş, ancak kırmızı renkli formayı hiç kullanmadığını da ortaya çıkarmıştır. Bu bilgileri resmi internet sayfasında açıklamıştır.

Beşiktaş’a Karakartal efsanesi de seyirci tarafından verilmiştir.

1940-41 sezonunda ise hiç yenilmediği gibi, o sezon her maçta kara kartalların saldırısı şeklinde atak oynadığı için seyirciler tarafından adına bu efsane unvan eklenmiştir.O sezonun zorlu rakiplerinden Süleymaniye ile oynadığı maçta Beşiktaş, 1-0 öne geçmesine rağmen savunma yapmayarak ataklarını sıklaştırmış, bu oyun karşısında tribünde heyecanlanan taraftardan balıkçı Mehmet Galin’in 'Haydi Kara Kartallar, Bastır Kara Kartallar' şeklinde tezahürat yapması sonucu bütün stat bu slogana katılmıştır. Ve maçı 6-0 kazanmıştır.

Atatürk Sina cephesine giderken annesi Zübeyde Hanım’ı  Beşiktaş Akaretlerde spor yapan gençlere emanet etmiştir. Akaretler Yokuşunda idmanları seyreden Atatürk, kulübün kurucularından Ahmet Fetgeri ve Fuat Balkan’ı çağırarak şunu söylemiştir.

“Bugün kulübünüzde toplayıp yetiştirmeye çalıştığınız bu gençler, tam anlamıyla bedenen ve fikren geliştikleri zaman vatan savunmasında ve ilmi sahalarda olduğu gibi spor alanlarında da Avrupalı rakiplerine Türk’ün ölmez gücünü ispat edeceklerdir. Sizleri candan kutlar, başarılarınızı her zaman duymak isterim.”

Balkan Savaşlarında, Çanakkale Savaşında,  Kurtuluş Savaşında gösterdiği kahramanlıkları gibi,  ‘Çarşı’ muhteşem taraftarıyla önümüzdeki sezon Avrupa Şampiyonlar liginde Türk’ün ölmez gücünü dünyaya ispat edeceğine inancımız tamdır.

Tebrikler Beşiktaş, tebrikler şampiyon...