Kurtuluş savaşından hemen sonraydı. Artık zafer kazanılmış, ülke kurtulmuştu. Ama devrimler başlamamıştı. İstanbul basınından bir gazeteci zaferi kazanan sarışın mavi gözlü adama sordu;

-İşte, memleketi kurtardınız. Artık bundan sonra ne yapmak isterdiniz? dedi.

Sarışın mavi gözlü adam hiç tereddüt etmeden şu cevabı verdi;

-Eğitim Bakanı olmak isterdim. Milli Eğitimi yükseltmeye çalışmak en büyük isteğimdir...

Sonuçta Milli Eğitim Bakanı olmadı.

Ama Cumhurbaşkanı oldu. Ve nereye gitse okulları ziyaret etmeye başladı. Habersizce bir okulu denetledi. Aniden bir sınıfa girdi. Cumhurbaşkanının geldiğini gören öğretmen hemen ayağa kalkınca kendisine oturmasını söyledi;

-Hayır, yerinizde oturunuz, ve derse devam ediniz. Eğer izin verirseniz biz de sizin bilgilerinizden yararlanmak istiyoruz dedi.

Ve ders başladı. Kendisi de öğrencilerin arasına oturdu. Ve sarışın mavi gözlü dev, şu tarihi sözlerle derse katıldı;

--Sınıfa girdiği zaman Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.

Daha sonra da “Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır” demişti.

O sarışın mavi gözlü dev, Mustafa Kemal’di.

İşte o yüzden baş öğretmen ve o yüzden Atatürk’tü...