Kızımı küçük yaştan itibaren takım oyunlarına ikna etmeye çalıştım.

Takım olmak, paylaşmak demek çünkü, yan yana olmak, birbirinin arkasını kollamak.

İstedim ki, kendinden başkasını düşünmeyi öğrensin, daha anlamını öğrenmeden diğergamlığı bilsin, yaşasın.

Bireyselliğin zirvede olduğu bir dönemde paylaşmayı öğretmek zor malum.

Yıllardır meydanlarda boşa söylenmiyor- kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz diye.

Bugünün dünyasında takım olmak, mahallede çocukların birlikte büyüdüğü günlerden çok daha zor.

 

Fenomenliğin bangır bangır yükseldiği günlerde, sosyal medyadan herkesin her paylaşımında ulusa seslendiği bir dünyada takım olmak daha zor.

İsmail Kartal bu yüzden birkaç ay içinde çok önemli bir iş başardı işte.

Samandıra'da mesai yapan herkesi takım olmaya ikna etti.

Saha içinde, kulübede omuz omuza vermeyi öğretti topçularına.

Gaziantep maçına üç kritik eksikle çıkarken güvendiğim şey de buydu tam olarak.

Son haftalarda takımın üstüne koyarak ilerlemesinin en önemli unsuruydu rollerin doğu dağıtılması ve takım halinde hareket edebilmek.

 

Fenerbahçe'nin hücum etkinliğini kazanmasının başlıca nedeniyse topu yeniden kazanma süresinin kısalmasıydı. Baş aktörler de orta sahadaki Crespo-Zajc ikilisi ve arkalarında çok iyi alan bilgisiyle Kim Min Jae.

Tabii bir de sağ bekten hücuma müthiş destek veren Osayi. Futbolumuza güneş gibi doğan genç yeteneğimize ayrıca değineceğim.

Bu omurganın en kritik unsurları yoktu sahada. Crespo ve Osayi sakat, Kim cezalıydı.

 

Elbette ben oyuna Arda ile başlamasını isterdim hocanın.

Kadıköy sokaklarını sarı laciverte boyayan onbinler de öyle.

Ama hocanın Gustavo'yu tercih edeceğini de biliyordum.

Çünkü tecrübeyle sağlam başlamak ve hamle oyuncusunu kenarda hazır tutmak eskiden beri yaptığı şeydi.

Beklediğim gibi oldu ama beklediğimden iyi başladı takım.

Çünkü isimlerden bağımsız birlikte hareket etmeyi öğrendiler artık.

İrfan Can sahada olduğu sürece bir oun merkezi sorunu da yaşamıyor Fenerbahçe. Göztepe maçında panik anlarının nedeni de zaten o cezalıyken oynayan Pelkas sakatlandığında Arda yerine Szalai girdiği için oyun merkezini kaybetmemizdi.

Hocanın rakibi iyi analiz ettiği golü erken bulmamızdan belliydi. Gaziantep önde basarken arkayı kollayabilen bir takım değil. Ceza erken kesildi.

İkinci yarı ikiyi attıktan sonra biraz oyunu tutabilsek maç daha erken biterdi ama son yılların klasik sorunu baskıya karşı topu taşıyamama hastalığına yakalandık.

Oyun biraz kilitlenince tribünden o malim isim yükseldi.

 

Yazdım yine yazayım, sahada maç sürerken Arda'nın girmesini istemek bu güzel çocuğa fayda sağlamıyor.

Neyse ki hepimizden olgun. Hiç etkilenmiyor.

20 dakika kala sahaya adım attı ve her şeyi değiştirdi. Biliyorum taraftar ondan, müthiş çalımlar, acayip ara pasları bekliyor ama o bizim bilgimizin ve hayalimizin çok ötesinde bir erken yaş bilgesi.

Öncelikleri başka.

Topsuz oyunda çok daha büyük.

Doğru koşuları, çevresini yönlendirmesiyle bir anda tüm akışı değiştiriyor.

Topu hiç dokunmadan yönlendirip, pas alternatifleri yaratıyor.

 

Boş koşuları arkadaşlarına daha doğrusu abilerine alan açıyor. Topu aldığı an çalım atıp tribün dalgalandırmak yerine en doğrusunu arıyor. Basit pastan hiç çekinmiyor. Bazen en kayına, bazen terse dönerek oyun akışkanlığını üst seviyeye çıkarıyor. Hamlesini çok erken kurguladığı için önlem alması da çok zor.

Kendine değil takıma oynuyor, tribünü değil takımı önceliyor.

Yılların büyük profesyoneli gibi oynayıp gole taraftar gibi seviniyor.

Geçmişin büyük topçularında en sevdiğim şey var bu çocukta.

 

Futbolu seviyor her şeyden önce. Fenerbahçe'yi bizim kadar sevmesi de İslam Baba'nın tabiriyle ‘kıyamet’.

 

Sahaya adım attığı an takımdaki herkesin hanesine de bir artı yazılıyor.

Sözün özü, Arda'nın yıldızı giderek daha fazla parlıyorsa, bu kendisine değil çevresine verdiği ışıktan oluyor. Güneş gibi gezegenleri aydınlatıyor.

Arda'nın sahadaki varlığı oyunu derleyip toparladığı gibi Zajc için de alan açıyor.

Hakkında söylenen hiçbir şeye aldırmayan bu şahane adam da maç boyu bir an olsun yitirmediği konsantrasyonun ödülünü klasına yakışır bir golle alıyor.

Şimdi bir derbi deplasmanına gidiyor Fenerbahçe. Sonucu bilemem, ama roller doğru dağıtılıp takım gibi düşünmeye devam ederse hiç korkmuyorum.

Çünkü bireyselliğin çığ gibi büyüdüğü dünyada arkadaşının arkasını kollamak altın kadar değerli.

 

Penaltı noktasının kazılmasını önlemek için 50 metreden depar atan Ferdi konsantrasyonuyla, Kim'in hızı Mert Hakan'ın bitmez enerjisiyle iyiye gidiyor Fenerbahçe. Yeniden tribüne dönen taraftar geçmişten esintilerle yanınızdayız diyor. Sahada ve tribünde birbirinin arkasını kollarsan güzel günler geliyor. Sahada tribünde ardalara ferdilere iyi sahip çıkmak lazım. Güzelliklere çok ihtiyaç var çünkü. Silahsız kutlama videosundan sonra şampiyonluk maçına tüfek namlusuna kanarya konulan topraklarda iyiyi güzel korumak kolay değil çünkü. Birbirine sıkı sarılmalı çubuklu sevdalıları.

 

Çünkü El pueblo unido jamas sera vencido, çünkü birleşmiş bir halkı hiçbir güç yenemez..