Dünya gündemi daha çok Ukrayna ve Tayvan üzerinden süren batı ile doğunun kavgasına şahit olsa da dünyanın pek çok bölgesinde benzer bir görüntü oluşuyor. Güney Amerika’da Çin’in etkinliği artarken ABD büyük oranda izlemekle yetiniyor.

Ancak diğer yerler kadar haber olmasa da bu “devlerin” önemsediği Afrika’yı unutmamak gerekir. Parça parça batı etkisinden sökülen ve alternatif aramaya koyulan ülkeler listesine bir de Etiyopya eklendi. Neredeyse 2 yıla aşkın süredir bir iç savaşla boğuşuyor bu Afrika ülkesi. Hakkında pek bir şey bilmediğimiz gibi haberlerini de duymuyoruz. Ancak Türkiye’nin ve birçok ülkenin de taraf olduğu bir mücadele alanına dönüştü Etiyopya.

Hakkında pek bir şey bilinmeyen bir ülkenin iç siyasetini pek anlatmayacağım ancak kısaca bir özetlemekte fayda var. Etiyopya 10 bölgeye ayrılmış federal bir yapıdan oluşuyor. 90’larda yaşadıkları bir iç savaş neticesinde Kuzey bölgesi Eritre olarak ayrıldı ve başlı başına bir ülke oldu. 2018’e kadar iki ülke arasındaki çatışma hali devam etti. Bu süre zarfında ülkeyi yöneten grubun adı “Tigray Halk Özgürlük Cephesi” yani İngilizcesiyle TPLF idi.

NOBEL BARIŞ ÖDÜLLÜ BAŞBAKAN

2018’de TPLF’ye karşı başlayan protestolar sonucu şu anda da görevde olan Abiy Ahmed Etiyopya Başbakanı oldu. 2000’lerden beri oluşan bu süreçte TPLF’nin ülke kaynakları ve nüfuzu anlamında baskın güce dönüştüğü söyleniyor. 2018’de Abiy Ahmed geldiğinde TPLF üyelerine yolsuzluk operasyonları başlattı. TPLF’nin nüfuzu giderek azaldı. Dahası Eritre’yle yaşanan gerilim, Ahmed’in anlaşmaya gitmesiyle sona ermişti. Hatta bunu başardığı için Nobel Barış Ödülü bile verildi kendisine.

Eritre ile güneyindeki Etiyopya arasına sıkışmış Tigray bölgesindeki TPLF ise bu durumdan memnun değildi. Bir şeyden bahsetmek şart. TPLF isminden de anlaşılacağı üzere kendine sol diyen fakat etnik temelli bir örgüt. Başta oldukları süreyi bir demir yumrukla yöneterek geçirmişler. Marksizm’in popülerliği bitince içlerindeki komünist sembolleri atmışlar ve batılıların daha çok seveceği merkez sol bir görüntüye bürünmüşler. TPLF de benzer birçok örgüt gibi terör eylemlerine başvuruyor. Bu yönüyle de PKK’yı andırıyor.

Covid-19 pandemisi ise Etiyopya için kırılma anı oldu. Pandemi sebebiyle iptal edilen seçimleri Tigray bölgesi dinlemeyerek kendi başına yapmaya karar verdi. Bunun üzerine çatışmalar başladı. Birkaç sene öncesinin Nobel Barış Ödülü sahibi Abiy Ahmed üstüne kamuflajları çekmiş TPLF’yi yok edeceklerini söylüyordu.

TPLF'YE BİDEN DESTEĞİ

İşte burası Batı ile Doğu arasındaki yeni bilek güreşi alanı oldu. Konuyla ilgili haber az olsa da ABD medyasında Abiy Ahmed “kötülenmeye” başlandı. Biden seçildikten sonra ise ABD’nin TPLF’ye desteği arttı. Etiyopya hükümetine yaptırım kararları alındı. Nobel ödülü verilen lider bir anda eli kanlı bir diktatör ilan edildi. Tabii işin aslını öğrenmek sadece Etiyopya’da değil, her yerde çok zor.

Bu çıkan savaşta iki taraf için de insan hakları ihlallerinden bahsedilmekte. Yoksulluk ve açlığın yanı sıra etnik temizlik iddiaları sürekli konuşuluyor. Etkilenen insanların Sudan’a kaçtıkları belirtiliyor.

Batı desteğini kaybeden Abiy Ahmed yönetimi ise alternatiflere yöneldi bile. Afrika’daki nüfuzunu giderek attıran Çin ve Rusya Etiyopya yönetimiyle yakın ilişkilere sahip. Türkiye de Cibuti, Somali ve Etiyopya’yla Afrika’da varlığını inşa etmeye çalışıyor.

Mart 2021’de Abiy Ahmed Eritre güçlerinin de Etiyopya’yla birlikte TPLF’ye karşı savaştığını itiraf etti. Eritre’nin de geçtiğimiz ay Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” projesine dahil olduğunu belirteyim.

Bazı batılı analistler çatışmanın Etiyopya nüfusunun sadece %6’sına tekabül eden Tigray bölgesi için değil Etiyopya’nın ekonomik anlamda dominant gücü olmak için yapıldığını söylüyor.

Bu sırada Biden yönetimi TPLF’ye desteğini arttırmak istedi. Cibuti üzerinden Etiyopya güçlerine hava saldırıları düzenlemek istese de Cibuti bunu reddedince güçlerini Sudan’a kaydırdı. ABD’deki Etiyopya diasporası ise sürekli eylemler yapıyor. ABD hükümetinin Etiyopya’dan uzak durmasını ve TPLF’ye destek vermemesini istiyor.

ÇİN FAKTÖRÜ

Doğu Afrika’da belli ki Çin varlığı giderek artacak. TPLF doğrudan ABD yanlısı olmasa da bu süreçte Çin nüfuzunu törpülemek amacıyla bir “Arap Baharı” modeli gibi kullanıldılar.

Bazılarıysa niyetin başkent Addis Ababa’ya girmek olmadığını çünkü TPLF’nin orada hiç sevilmediğini söylüyor. Onlara göre amaçları sadece Tigray’ın bağımsızlığı.

Geçtiğimiz haftalarda Etiyopya’nın TPLF’nin ilerleyişi durmuş ve tersine çevrilmiş. Başbakan Ahmed, savaşı sahadan yönettiğini ve düşmanı paramparça ettiklerini söylese de sözünü verdiği hızlı zafer şu an için ufukta görülmüyor.

Gerilla yöntemleri kullanan ve dağlardan şehirlere inip baskınlar düzenleyen bir örgütten bahsediyoruz. “Ele geçirdiği” şehirlerde tam kontrol sağlamış değil TPLF. Açıkçası iki ordunun da pes etmeye niyeti yok.

Bu nedenle yakın gelecekte bir taraf diğer tarafı yok edecekmiş gibi bir işaret bulunmuyor. Tabii dış müdahalelerin boyutu sonucu etkileyebilir. Ancak şunu söylemek yerinde olur ki Atlantik ve Avrasya’nın bilek güreşi yaptığı bölgelere bir de Etiyopya eklendi. Bu sırada asıl kaybeden ise devlerin arasında kalan açlığa ve ölüme mahkum edilen Etiyopya halkı oldu. Haftaya başka bir yazıda görüşmek dileğiyle, iyi hafta sonları efendim.