FETÖ’nün yılmaz savunucularından basketbolcu Enes Kanter bu aralar ABD’de pek revaçta. Neredeyse her gün ya televizyonlara çıkıyor ya da hakkında bir yazı paylaşılıyor. NBA’in dikiş tutturamamış basketçilerinden birisi olarak ne oldu da bu arkadaş bu kadar “sevilir” hale geldi onu konuşmak istiyorum.

Enes Kanter aslında son dönemde soyadını değiştirmesiyle gündeme geldi.

“Freedom” yani özgürlük yaptı soyadını. Bu atanamamış “devrimciyi” ABD medyası pek bir bağrına basıyor. Öyle tek bir siyasi cephe de değil. Bir gün CNN’de öbür gün Fox’ta. Yani muhafazakarı liberali çok sevmişler bizim FETÖ’cüyü.

Peki ne anlatıyor? Artık işin ilginci Türkiye’den eskisi kadar bahsetmiyor. Hedefi büyütmüş bay Freedom. Sabah açıyor ağzını Sincan’daki Uygurlara, akşam kapatıyor Küba’daki insan hakkı ihlallerine. Tabii bu medya kuruluşlarının hiçbiri sormuyor bu elemanın desteklediği örgüt zamanında nasıl insan hakkı ihlalleri yapmış, nasıl masumları hapislerde çürütmüş... Neyse.

Onlar sormasa da bazı ABD’liler merak etmişler. Neticede sosyal medyayı açıyorsunuz bir bakıyorsunuz karşınızda Enes’in “Uygurlara özgürlük” yazan ayakkabıları. Çoğunluk sorgulamıyor tabii, onlar için otoriter rejimlere savaş açmış bir demokrasi fedaisinden başka biri değil bu Enes.

Daha ufak medya kuruluşları ise biraz peşine düşmüşler. Enes’in kim olduğu ve Gülenci yapının detayları üzerine giden bir takım gazeteciler oldu. Bunlar bir yabancı için epey derinlemesine sayılabilecek araştırma yazıları yazdılar. Enes’in nasıl İsrailli siyasetçilerden tutun, ABD’nin en şahin politikacılarından John Bolton’a ve Hillary Clinton’a kadar önemli kişilerle bir araya gelecek ciddiyette bir karaktere dönüştüğünü anlattılar. Tabii bu insan hakları savunucusu arkadaş konu İsrail olunca ağzını açmıyordu. Bu sahip olduğu arkadaşlıklar bize nedenini açıklıyor. Bu yazılarda FETÖ örgütünün Türkiye’de işlediği suçlara da değiniliyordu.

Enes Kanter eski Başkan Bill Clinton ve Hillary Clinton’la beraber

CIA’nın Ekim ayından itibaren kendini Çin’e odaklanmaya hazırladığı biliniyor ve yazılıyordu. Anlaşılan o ki Çin ve Çin’e yakın devletlere karşı yapılacak bir takım operasyonlara kamuoyunun ikna edilmesinde kullanılıyor Enes Kanter. İş aslında Enes’e Çinlilerin verdiği tepkiyi takip edince ilginçleşiyor.

Malumunuz Çin, bilgi alması zor bir ülke. Bilginin önündeki tek bariyer de dil değil. Ancak sosyal medyada özellikle son bir iki senede Çinliler daha çok görünür oldu. Bunlar sıradan vatandaştan ziyade siyaset konuşan ve “kendi taraflarını” anlatan kişilerdi. Bu Çin yanlısı hesapların hepsi de Çinli değil aslında. Bazıları başka doğu milletlerinden geliyorlar fakat paylaşımlarına kısa süre bakarsanız niyetlerini anlıyorsunuz.

Bu kişiler Sadece Enes’i değil tüm Fethullahçı terör örgütünü yalamış yutmuşlar. Örgütle ilgili çoğu şeyi bildikleri gibi Sincan bölgesi başta olmak üzere Orta Asya’da örgütün faaliyetlerinden bahsediyorlar. Onlara göre Enes’in bu çıkışları örgütün planlarının bir parçası. Tabii dediğim gibi, bunların bir çoğu Çin propagandası yapan hesaplar. Ancak bu kadar yabancının Gülen örgütüne hakim olması sürpriz olamaz.

İşte ABD ve batı milletlerinin özellikle 2010 sonrası nüfuzlarını yitirmeye başlamalarının sebebi de bu Enes ile kullandıkları yöntemdi. Demokrasi ve insan hakları bahanesi adı altında rejim değişiklikleri kovalamak üçüncü dünya ülkelerinde başarılı oluyordu. Ancak Doğulular bunu pek sallamıyorlar.

ABD için işin kötüsü ise cebinde başka mermisi pek kalmamışa benziyor. Gülen örgütü Türkiye’de olduğu gibi Orta Asya’dan da temizlense de örgütün artıkları temizlenip paklanıp tekrar kamuoyu önüne sunuluyor.

Ne kadar batı kamuoyunda sırtı sıvazlansa da ne Enes’in ne de benzer başka karakterlerin doğu ülkelerinde bir anlam ifade etmediklerini söylemek gerekir. Geçtiğimiz gün Enes yine kahramanlık peşinde Venezüella ile ilgili yorumlar atmış.

Tweetine teşekkürü de ABD’nin seçim kazanmadığı halde Venezüella’nın başkanı ilan ettiği, Maduro devrilse başa geçecek Juan Guaido ediyor. ABD’nin dış politikasının başarısızlığını sembolize eden iki kaybedenin birbirini bulması da iyi olmuş. Haftaya başka bir yazıda görüşmek dileğiyle, iyi hafta sonları efendim.