Dün niye heyecanlanmadım?

Genel başkan yardımcılarının sunumu sonrası liderler bir aile fotoğrafı çektirdi ve toplantı bitti. Düşük profilli bir tercihte bulunulmuştu. Yani heyecanlanmamı gerektiren bir etkinlik sergilenmedi.

Tartışma adabında kullanılan klişelerden biridir. Konuşmacı elini kaldırdığında, “usul hakkında konuşmak istiyorum” der ise yönteme ilişkin itirazını dile getirecektir. Yok, “esas hakkında” itirazı varsa, iş vahimdir. Polemik genellikle buradan başlar ve koyulaşır.

“Usul hakkında” başlayalım. Dün 6’lı masa tarafından düzenlenen “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi” toplantısına katıldım. Aslında Türkiye’nin yarınını doğrudan ilgilendiren ve iktidar değiştiğinde, nasıl bir Türkiye tahayyülü gerçekleşecek sorularına yanıt veren bir hazırlık olduğunun altını çizmeliyim. Ama madem ki “ben niye heyecanlanmadım”, o halde itirazın içini dolduralım.

6’lı masanın kamuoyuna sunduğu ilk ortak vaadi “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” ile ilgili vurgu ve hazırlıktı. Tarih: 28 Şubat 2022 idi. Aradan tam 273 gün geçti ve 6’lı masa ikinci vaadi ile seçmenin karşısına çıktı. Peki teorik olarak seçime kaç gün var? Eğer iktidar şişeden cin çıkarmazsa, yani erken seçim kararı olmazsa, 207 gün var. Yani seçimlere, 6’lı masanın iki vaadi arasında geçen süreden çok daha kısa bir süre kaldı.

6’LI MASA VE BEKLENTİLER

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun isteğiyle 6’lı masanın toplanma rutininin sıklaşması isteği ile daha görünür olmaları bir yana beklentilerin altında bir sıklıkla kamuoyunun karşısına çıkıldığının altını çizmek gerekir. Zira giderek artan yoksulluk, hayat pahalılığı, enflasyon, işsizlik gibi devasa problemlerle boğuşan bir topluma umut ve heyecan verecek bir buluşma sıklığı olmadığını herhalde 6’lı masayı oluşturan hazirun da kabul edecektir.

Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlar ve çalışma gruplarının yoğun çalışmaları ile süregelen hazırlıkları hususunun bile hangi başlıkları ilgilendirdiğinin kamuoyu ile paylaşılması gerekir. Zira toplumun acil sorun ve beklentileri ile yapılan hazırlıklar konusundaki uyuma ilişkin halkın ikna edilmesi önemli değil mi?

Yapılan anketlere bile gerek yok. Halkın acil sorunu pahalılık, işsizlik ve gelir dağılımındaki adaletsizlik ise belki de “İktidara Geldiğimizde Uygulanacak İktisat Ve Sosyal Hukuk Devleti Politikaları” başlığının öne çekilmesi dünkü toplantıdan daha çok heyecan uyandırabilirdi. Ancak tabii ki -giderek azalan- o 207 günü beklemeli ve 6’lı masaya bu hazırlıklarla ilgili o şansı vermeliyiz.

USUL İTİRAZLARI

Dünkü toplantıda “usul” açısından itirazlarım ise şöyle: Toplantı yeri önceki toplantı ile aynıydı ve 6 partinin çok daha kitlesel, tutku ve heyecan dolu bir dinleyici kitlesine hitabı mümkündü. Bunun tercih edilmemesi, mekanın dar ve küçük oluşu, liderlerin fuayeden itibaren “eşitler arası” denklemi önemsemesi güçlüğü artırdı.

Toplantı düzeni öncekinin aynıydı. Sunucunun tanıtımı ile genel başkan yardımcıları 6’lı masanın alfabetik sıralamasına uygun kürsüye çıktı ve başlıklar halinde anayasada yapılması öngörülen değişiklikleri anlattı. Liderler dinledi. Genel başkan yardımcılarının sunumu sonrası liderler bir aile fotoğrafı çektirdi ve toplantı bitti. Düşük profilli bir tercihte bulunulmuştu. Yani heyecanlanmamı gerektiren bir etkinlik sergilenmedi.

Türkiye yeni bir umut ve geleceği ilişkin coşkulanabileceği bir arayış ile seçimlere gidiyor. İktidarın pahalılığın sebebini süper marketlere, döviz kuru artışını dış güçlere, söz ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasını teröre indirgediği bu dönemde geleceğe güven ve heyecanı sağlayacak bir birlik duruşu ve heyecan verecek bir yarın tasavvurunun uygulanması için geç bile kalınmadı mı?

BİR DE VAATLERE BAKALIM

Gelelim işin “esas” hakkındaki bölümüne. 6’lı masa tarafından hazırlanan Anayasa Değişikliği Önerisini içeren kitapçık 84 maddeyi ve 9 başlığı ilgilendiriyordu. İlk olarak açıklanan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi” tahkim edecek maddeler öne çıkarılmıştı. Keza ülkenin demokrasisinde gerek başkanlık sistemi ve olağanüstü hal rejimi gerekse 12 Eylül Anayasası’nda yer alan anti-demokratik madde ve uygulamalarla ilgili değişikliklerin öne çıkarılması önemliydi. Yani iktidar değişikliği halinde daha demokratik ve daha özgür bir ülkede yaşayacağımıza ilişkin maddeler öne çıkıyordu. Örneğin Anayasa’nın 13. Maddesinde yapılacak değişiklikle, “Hürriyet esas, sınırlama istisnadır. Tereddüt halinde yorum hürriyet lehine yapılır” vurgusunu söyleyebiliriz.

Anayasal düzeni tek kişinin sultasından çıkarıp, parlamentonun iradesine yönlendirme çabası hiç kuşkusuz önemli. Bu bağlamda cumhurbaşkanının yetkisini -geçmişte uygulanan- veto da dahil olarak sınırlandıran ve buna karşı halkın iradesi ile seçilen parlamentoyu güçlendiren maddelerin demokrasi açısından kıymetli olduğunu vurgulamalıyız.

Ancak 28 Şubat 2022 tarihindeki Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile ilgili vaatlerde yer alan “Sivil Toplum”, “Sosyal Haklar”, “Çevre Hakları ve Sürdürülebilirlik” konularının anayasal güvence altına alınmamasını anlamak çok mümkün değil. Örneğin ilk kitapçıkta yer alan “ötekileştirme hissi doğuran tüm uygulamalar ortadan kaldırılacaktır” vaadinin Anayasal karşılığı nedir? Kürt, Alevi vb. yurttaşlar bu ifadeden ne anlamalı ve anayasada ne gibi değişiklikler olacağını bilmelidir. Keza kadınlarla ilgili bir anayasa maddesi olmalıdır.

6’lı masa dün sunduğu Anayasa Değişikliği Önerisi kitapçığını toplumun geniş kesimleri ile istişare edeceğini duyurduğuna göre belki de bu tür eksikliklerin giderilmesinde hala umut ve fırsat vardır diyerek bu “usul” ve “esas” yazısını bitirelim.

Etiketler
altılı masa 2023 seçim