CHP eleştirmekten başka bir şey bilir mi? (1)

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) en önemli bagajı/dezavantajı son 72 yıldır siyasete hükmeden sağ partilerin söylem ve propagandalarında kullandığı üslup oldu.

Gerek İkinci Dünya Savaşı yorgunu Türkiye’nin ekonomik açmazları gerekse CHP yönetiminin çok partili rejime geçerken kullandığı çifte standart geçmişin olumlu izlerinin bile sorgulandığı bir siyasi ve ekonomik miras bırakmıştı.

Öte yandan sağ partilerin kullandığı “iş bilmez” CHP söylemi bu algının güçlenmesinde önemli bir etken oldu. Sağ siyasetin çınarı olan -ama şimdilerde 28 Şubat sürecindeki tercihleri nedeniyle AKP’nin siyasal miras sahiplenmesinde yer verilmeyen- Süleyman Demirel, “bu solculara sabah 5 koyun verseniz, akşama 4’ünü kaybeder dönerler” derken, ilginçtir, Tayyip Erdoğan da Demirel’in cümlesini aynen kullanarak, “Bu zata 5 tane koyun verin, 5 tane keçi verin kaybeder geri gelir. Bu zata 5 tane koyun verin, 5 tane keçi verin kaybeder geri gelir” diyordu. (7.3.2017)

SEÇMENE GÜVEN VERECEK POLİTİKALAR

Sağ partilerin ardından -koalisyonlarla- iktidara gelen Ecevit’in CHP’si ve DSP’si ile Karayalçın’ın SHP’sinin ekonomik sorunlar karşısındaki aczi de sağ partiler açısından, devralınan ekonomik miras dikkate alınmadan- propaganda vesilesi olmuştu.  Dolayısıyla bu imajın ve algının değiştirilmesi ve seçmene güven verecek yeni politikaların oluşturulması gerekirdi.

Kılıçdaroğlu liderliğinde CHP öncelikle ‘yeni politikasını’ söylem değişikliği ile gerçekleştirdi. Olası bir iktidar değişikliğinde CHP’liler “ülke ekonomisi çöktü, enkaz devralacağız” yerine İstanbul’da seçim kazandıran, “her şey güzel olacak” dilini benimsedi. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik potansiyel, jeostratejik yeri, genç nüfusu, tedarik zincirinin mekânsal kısalığı, sanayi potansiyeli vb. nedenlerle “iktidar değişikliğinin” hemen ardından Türkiye’nin ayağa kalkacağı ve dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasına gireceği söylemi öne çıkarıldı. Yani umut vardı ve bunun için CHP gerekli reçeteye sahipti.

NE YAPMALI, NEREDEN BAŞLAMALI

2018 yılından itibaren CHP artık ‘kronik muhalefet’ yerine “iktidara gelirsek ne yapmalı nereden başlamalı” sorularına yanıt vermek için çalışmalar yapmaya başlamıştı. Bu çalışma ve önerilerin bir bölümü AKP tarafından da benimsendi ve böylece CHP’nin elindeki çözüme yönelik politikalar alınarak silahsızlandırılması amaçlandı. Örneğin, emekliye yılda iki ikramiye, elektrik faturalarındaki TRT payının kaldırılması, temel gıdada KDV’nin indirilmesi gibi vaatler AKP tarafından uygulandı.

CHP Ekonomi Masası tarafından hazırlanan broşür “üç yeni K” olarak formülleştirilen temel paradigma değişikliğini öne çıkarıyordu. “Ucube Şahsım Rejiminin Kaybettirdikleri ve Çözüm Önerilerimiz” broşürü ile ortaya çıkan 2022-Mart tarihli bu önerilerin AKP eleştirisi kısmı “malum” olduğu için o kısmı anmadan doğrudan “çözüm önerileri”ne bakacak olursak:

1.       CHP iktidara gelmesi halinde yeni kadrolarla çalışacaktı. “Metal yorgunu ve güven vermeyen” kadrolar yerine ülkeyi geçmişte krizden çıkaran liyakatli kadrolar yönetişe gelecekti. CHP bu konuda ayrıntılı bir çalışma yapmış ve ülke ekonomisi ve kurumları için yaklaşık 21.100 mevki belirlemişti.

2.       CHP iktidarında yeni kurallar hayata geçirilecekti. Bu aşamada öne çıkarılan “şahsım rejimi” yerine “krala değil, kurala göre” ülkenin yönetilmesiydi. Kılıçdaroğlu’nun “keşke Cumhurbaşkanının kim olacağından çok hangi kurallarla yöneteceği öne çıksa ve böylece ismi değil, sistemi konuşsak” dediği bu olsa gerekti.

3.       Son olarak CHP iktidarında yeni kurumların oluşturulmasına karar verilmişti. Kurulacak demokratik parlamenter sistemde AKP tarafından kadük kılınan Ekonomik Sosyal Konsey’in yeniden hayata geçirilmesi, adil vergi için Ulusal Vergi Konseyi kurulması, devlet harcamaları için “Bütçe Kesin Hesap Komisyonu kurulması, dış politikada Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı’nın kurulması gibi öneriler vardı.

Keza ekonominin işlerliği için -AKP’nin tasfiye ettiği- DPT’yi ikame edecek olan Stratejik Planlama Teşkilatı, üretimin kalifiye hale gelmesi için teknoloji liseleri ve organize sanayi bölgelerinde teknik üniversitelerin kurulması, hakça bölüşüm için Aile Sigortası Sistemi, ekonominin işlerliği için başta Merkez Bankası olmak üzere bütün ekonomik kurumların mutlak bağımsızlığının savunulması gibi uygulama ve yenilikler öne çıkarılıyordu.

94 sayfalık bu çözüm önerileri broşürünün sınanması ve uygulanabilirliği hiç kuşkusuz iki temel sağlama ile mümkün olacak. Birincisi AKP’nin bu çözüm önerileri stokunun ne kadarını sahiplenip kendi hizmet ve tasarrufu olarak kullanacağı, ikincisi ise bu öneriler CHP/6’lı masa iktidarında uygulanma biçimleri olacak.

Yazının başlığına atıf yapacak olursak, CHP kapsamlı bir çözüm önerileri paketi ile geçmişteki imajının yerine eleştiri ile birlikte “nasıl çözeriz” sorusunu öne çıkardığı bir dille seçimlere hazırlanıyor. İşin ilginç yanı bu önerilerin hayat bulması AKP’nin de -kimi önerileri- sahiplenmesi nedeniyle test de edilebiliyor.

Yazıyı şimdilik kaydıyla burada noktalayalım. Çözüm önerilerine ilişkin değerlendirmemizi sektörel olarak yapacağımız yeni yazılarla devam ederiz.