Çanakkale Zaferi 109 yaşında…

Binlerce evladını gömerek, dağa taşa, dosta, düşmana “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” diye yazdıranlara helal olsun. 8 ay 14 gün süren bu savaşlarda kaybettiğimiz yetişmiş beyinlerin, Mehmetçiklerin, Harbiye, Tıbbiye, Mülkiye, Sultani öğrencilerinin ruhu şad olsun…

İngiliz Savaş Tarihi arşivine göz atarsak karşımıza şu cümleler çıkar; “Bir Türk komutanı, Çanakkale Muharebelerinin kaderine hâkim olmuştur. Arıburnu’nda sarışın bir Türk subayına çarptık.”

Arşivlerin dediği gibi Çanakkale çok önemli bir dönüm noktasıdır, 109 yıl önce 34 yaşındaki Kurmay Yarbay Mustafa Kemal’in öncülüğünde ve önderliğinde vatan diyen, ulus diyen, bağımsızlık diyen, özgürlük ve istiklal diyenlerin yarattığı ve yazdığı bir efsanenin adıdır. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın deyimiyle; “Milli Mücadelenin önsözüdür.” Çanakkale…

Bu destan; 14’de, 15’de, 20’de CONKBAYIRI’nda, KİLİTBAHİR’de, BELENTEPE’de, ÇiĞİLTEPE’de ölüme meydan okuyarak, canlarını veren, fakat vatanlarından bir karış toprak vermeyenlerin yarattığı destanın adıdır…

Yıllar önce ÇANAKKALE SAVAŞINA katılmak için kalemlerini sıralarına bırakarak kılıçlarını kuşanıp cepheye koşan Kayseri Lisesi, İstanbul Lisesi, Tıp fakültesinin öğrencilerinin katıldığı, hiçbirinin dönemediği, o nedenle eskilerin; “Çanakkale savaşında biz bir üniversite gömdük” dediği bir destanın adıdır…

Çanakkale destanı; başta Mehmetçik olmak üzere İznikli Mehmet’in, Yozgatlı Ahmet’in, Sivaslı Ali’nin, Çanakkaleli Osman’ın, İngiliz John’un, Yeni Zelandalı Roger’in, Avusturalyalı Kidd’in, Teğmen Menleton’un omuz omuza, koyun koyuna yattığı bir destanın adıdır…

Nazım Hikmet’in ölümsüz eseri Kuvayı Milliye Destanı’ndaki Kartallı Kazım, Seyit Onbaşı, Ezineli Yahya Çavuş, Şehit Kamil, Şahin Bey, Sütçü İmam, Nene Hatun ve Kara Fatma’nın destan yazdığı bir savaşın adıdır…

Ölümle yaşamın birbirine karıştığı, yaşamla ölümün anlam ve yer değiştirdiği, dostla-düşmanın birbirine karıştığı, yıllar sonra insanları-toplumları-kuşakları ülkeleri bir araya getiren destanın adıdır…

Göğsümüzü gere gere kurtardık…

Halk ozanının; “Devletlerle açılmıştı aramız/ Dövüşmekten başka yoktu çaremiz/ İlaçsız, doktorsuz kendi yaramız/ Gömlek yırtıp sara sara kurtardık./ Sırrımızı yâd ellere açmadık/ Candan geçtik yurdumuzdan geçmedik/ Kurşundan, süngüden dönüp kaçmadık/ Göğsümüzü gere gere kurtardık.” şeklinde dizelere döktüğü bir destanın adıdır…

Bu destan Çanakkale’de can veren yabancı askerler için Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün evrensel seslenişinin adıdır;

“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın bağrındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Bu sesleniş zafer kazanan bir komutandan çok, uygarlık meşalesi taşıyan bir liderin ulaşılmaz sözlerinin adıdır.

Minnet ve rahmet notu: Binlerce evladını gömerek, dağa taşa, dosta, düşmana “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” diye yazdıranlara helal olsun. 8 ay 14 gün süren bu savaşlarda kaybettiğimiz yetişmiş beyinlerin, Mehmetçiklerin, Harbiye, Tıbbiye, Mülkiye, Sultani öğrencilerinin ruhu şad olsun…