Her mahallede açılan ve mantar gibi türeyen üniversiteler! Her köşe başında, apartman katlarına sıkıştırılan yüksekokullar, sayıları arttıkça umutları tükenen öğrenciler! Kapağı yurtdışına atmanın yollarını arayan, bulamayınca motokurye olan, komi olan gençler…

İnşallah dünya durdukça namı yürüyecek olan TÜRGEV tez zamanda bu konuya da el atarak bu sorunları da çözer. Yoksa bizi durmadan kıskanan dünya medyasının eline, diline, sayfasına, ekranına düşersek halimiz nice olur?

En iyi beyinler, en iyi eğitim alanlar kitleler halinde ülkeyi terk ediyor. Bilginin gücünü, eğitimin önemini, yetişmiş elemanın ne demek olduğunu görmeyenler; “giden gider,  giderlerse gitsinler!” dedikçe bizi kıskanan batı, nitelikli iş gücüne kapılarını sonuna kadar açıyor.

Son 20 yılda; Siyasi hamlelerle, aydınlık korkusuyla, “öğrenci yok” bahanesiyle kapatılan 20 bin köy okulunda 3 milyonun üstünde öğrenci eğitim alırken, yani 5 çocuktan biri köy okulunda okurken, şimdi onlar nerede okuyor, ne yapıyor merak eden var mı? Ya da yanıt alamayacağımızı bile bile MEB’e sormalı mı?

Kalkınmada temel sermayeyi teşkil edecek olan iyi eğitimli genç nüfus yanlı ve yanlış politikalar, hesaplı kitaplı adımlarla ülkeden kaçırılıyorken! Türkiye’nin en iyi lise ve üniversitelerinde okuyan en zeki gençlerin yüzde 90’ı ülkemizden gitti gidiyorken! Kalkınmada ki en kârlı yatırım olan eğitim ve en güçlü sermaye olan insan gücünü oluşturan doktorlara, mühendislere, akademisyenlere “giderlerse gitsinler!” diye kapı gösteriliyorken kime yakınmalı bilen var mı?

Gelelim akademideki kadın- erkek oranına!

YÖK verilerine göre; Erkek akademisyen sayısı 93 bin 893. Kadınların sayısı 76 bin 668. Kadın sayısı 17 bin daha az. Mevcut 1797 dekanın 322’si kadın. Bu yüzde 18 demek. 202 üniversite rektörünün sadece 14’ü kadın, bu da yüzde 7 demek…

30 bin 562 profesör, 17 bin 778 doçent, 41 bin 508 doktor, 38 bin 289 öğretim görevlisi, 51 bin 548 araştırma görevlisi olmak üzere toplam 179 bin 685 bilim insanının görev yaptığı yükseköğretim kurumlarında; Yabancı uyruklu öğrenciler devlet üniversitelerinde düşük ücretlerle yüksek puanlı bölümlerde okuyor. Mesela İstanbul Hukuk Fakültesi yabancı öğrenciler için 11 bin TL alırken,  Tıp Fakültesi 40 bin TL alıyor. Oysa bu rakam özel üniversitelerde 100 bin lirayı aşıyor.  Bize gelen yabancı öğrencilerin profili ise çok renkli! Afganistan’dan Gine’ye, İran’dan Katar’a, Nijerya’dan Moritanya’ya, Tunus’tan Mali’ye Ürdün’den Tanzanya’ya uzanıyor!

Öneri notu: Özel konumundan ötürü ali makamlar teslim edilen TÜGVA, MEB’le ortak seferberlik başlatalı çok oldu. Yapılan protokol gereği okullarda “Medeniyet ve Değerler Kulübü” kurulacak ve biri kadın iki öğretmen de danışman olarak görevlendirilecekmiş. Her kademede yıllardır eğitim veren biri olarak bu neme nem şeydir doğrusu anlayamadım! Anlatsalar ve anlasam talibim bu derse girmeye ve dilimin döndüğünce “medeniyet nedir, değerler kimdir? Kişilik nasıl oluşur, şahsiyetli kimlere denir?” konusunu ayrıntılarıyla anlatmaya!

Göz yaşartan üç gerçek!

Her 3 gençten birinin işsiz olduğu, 15-34 yaş gurubundaki toplam işsiz sayısının 3 milyonu geçtiği ülkemizde; Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi İstatistik Bölümü mezunu A. Özdoğan diyor ki; “İş arama sitelerinde 1709 başvurum var, birçok mülakata girmeme rağmen referansım olmadığı için işe giremedim!”

Harvard Berkeley’yi yüksek onur derecesiyle bitiren Nazlı Uğur Köylüoğlu diyor ki;  “Arkamda annem, babam ve öğretmenlerim gibi güçlü bir ordu olmasaydı başaramazdım!”

Sayılarla başlayıp örneklerle sürdürdüğümüz yazıyı Cumhuriyet Gazetesi’nden Mehmet Selçuk’la bağlayalım; Küçük çocuk elindeki karneyi babasına göstererek soruyor; “Babacığım karnemde her şey “Pekiyi” ama evde her şey neden çok zayıf?” Baba gözyaşlarını saklamak için yere bakıyor…