19 Mayıs’ı sorularla kutlamak…

Bazı parantezler vardır açılır ve kapanır. Bazıları vardır açılır ve bir daha asla kapanmaz. Büyük Atatürk yaptıklarıyla, adımlarıyla kapanmayan, kapanmayacak olan, kapanması teklif dahi edilemeyecek olan bir parantezdir. Pek çok şeyi göze alarak, pek çok şeyi göz ardı ederek ölümüne çıkılan bir yolda, ulusun nöbet defterine adını onur nişanı gibi kazıyan, ülkesini yoktan var eden, destansı başarılara imza atan bir liderin açtığı parantez kapanır mı? Ya da niye kapansın?

Çareyi Anadolu’da aramak, böylece tarihin akışını, ulusunun kaderini değiştirmek, kurtuluşu sağlamak, zaferin yönünü saptamak için yola çıkan büyük yolcunun açtığı parantez kapanır mı?

Kaderini yoksul, yorgun, kimsesiz Anadolu insanının kaderiyle yoğuran, doğru zamanda, doğru zeminde, doğru kadroyla hareket eden, Anadolu’ya inanan, toplumu örgütleyen, en karanlık dönemde milletine çoban yıldızı olan bir dehanın açtığı parantez kapanır mı?

Kendi küçük, hedefleri büyük olan ve bir ulusun kaderini taşıyan Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan Samsun’a çıkarken; kafasındaki plan, milletin dağılan umudunu yeniden canlandırmak, istiklal ve bağımsızlığı kazanmak olan inançlı ve kararlı bir dava adamının açtığı parantez kapanır mı?

Savaş, direniş, başkaldırı, yiğitlik, dostluk, vefa, fedakârlık, ayrılık, ölüm, zafer kavramları denince akla ilk gelen, “ben evimden çok cephelerde, siperlerde yattım” diyen, halkına yıllarca umut olan, onları en zorlu koşullarda bile yüreklendiren, cesaret aşılayan, yol gösteren komutanın açtığı parantez kapanır mı?

Sahip olduğu derin yurt, ulus ve tarih bilinciyle, vatan aşkıyla çıktığı zorlu yolda dağılan bir imparatorluğun enkazından, çağdaş, uygar, laik bir devlet kuran eşsiz önderin açtığı parantez kapanır mı?

Samsun’a çıktıktan 50 gün sonra rütbesini, mevkiini, yetkilerini bırakıp sine- i millete dönen, gözü gönlü tok, karakteri yüksek bir komutanın açtığı parantez kapanır mı?

Dört dörtlük bir ahlakın, birlikte hareket etmenin, ulusuna, gençliğine güvenmenin, yurtseverliğin, bilimin, aklın, geleceği kurmanın net adı ve açık adresi olan bir devlet adamının açtığı parantez kapanır mı?

Hem yazarı, hem hatibi olduğu NUTUK gibi bir şaheserin sonunda gençliğe verdiği değerin, duyduğu güvenin altını çizen, kurduğu cumhuriyeti gençlere emanet eden; “Genç devlet genç ellerde yükselecek. Devletin genç kalabilmesi, çağdaş olabilmesi gençlerin yaratıcı beyinleriyle mümkün olacaktır” diyen büyük önderin açtığı parantez kapanır mı?

19 Mayıs 1919’ta Samsun’a çıkarak Cumhuriyetimizin kuruluşunun ilk adımını atan, aradan geçen 102 yıla rağmen düşüncelerinin doğruluğu, haklılığı, gücü ve güncelliği nedeniyle ülkemizi aydınlatmaya,  ışık saçmaya, yol göstermeye devam eden Büyük Atatürk’ün açtığı parantez kapanır mı?

Volkan tesirli vatan ve namus sözcüklerini siper edinip milli kurtuluş kıvılcımını ateşleyen, hayatları mücadele ile geçen cumhuriyet kuşağının yazdığı destana kulaklar tıkanır mı?

Ülke kan ve barut kokuları içinde kurtuluş mücadelesi verirken; aklın ve bilimin egemenliğini, aydınlanmayı, çağdaşlaşmayı, eğitimi, kültürü, hukuku, kadın- erkek eşitliğini sağlayan büyük dehanın yazdığı destan yok sayılır mı?

“Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919’da tek adamdı. Bugün bir ordudur.” diyen Falih Rıfkı Atay’ın bu 12’den vuran sözü unutulur mu?

Özetle! 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı ile öğrencilik ve gençlik yıllarımı coşkuya, gurura, umudu dönüştüren Sevgili Paşam! Vatan sana minnettardır. Gençlik Bayramımız kutlu olsun…