KAYDA GEÇSİN

Laubali yayıncılık artık doruklarında, Buğra ismini Buğraaa diye teleffuz etmeleri, Taliban’a Taaaliban demelerine alıştık , sorun yok, alışkanlık böyle bir şey yanlışa yalana alışmak olur mu olurmuş.

Ekranlarda ‘bizi kırmadınız geldiniz‘, ‘eksik olmayın’ kibarlıkları yakında kolonya ikramına başlayacak gibi,

İnat olsun diye bakalım ilk kim dağıtacak, fikir hırsızı çalçeneler belli mi olur bir gün dolabımdan eteğimi bile alır giyerse şaşmam herşey onun malı sanki. Çok ayıp çok.

Bir de sosyal medya hayranları olanların, güya takipçilerinin hayranlık sözlerini okumaları var ki, ben sosyal medya fırlamalarının kafa bulduklarını düşünüyorum ancak daha ileri gidip çiçek yollayacaklar mı bilemem tabii.

İşte bu şartlarda debelenip duran medya önemli bir  gazeteciyi, birikimini Ahu Özyurt’u başka bir sektöre kaybetti ama Galatasaray kazandı, mesleğinde damgasını vurmuş bir kadın başarılar dilerim.

Asıl konumuza gelecek olursak, iyi insanların fena halde tırstığı ama tuhaf insanlar kümelerinin oluştuğu bir dönemdeyiz.

Tamam din iman para ama onunla da bitmiyor, artık adını siz koyun; kültür erozyonu mu yoksa uzun sürmüş kötülüklerin yan tesirleri mi, ya da dilini büyük ölçüde kaybetmiş olmanın oluşturduğu ‘afazi’ sonucu mu, Alev Alatlı’ya sorun ‘Afazi’ kelimesini sorun olarak gündeme ilk getirendir, ona kimse kızamaz malum rahatça sorulabilir.

Bu tuhaf insanlar topluluğu, ki ben onları ünlü ‘dar çevre’ ve onlara eklemlendiklerini zanneden ama ilk fırsatta kıçına tekmeyi yiyip geri gönderilecek geçici aile besleme çocukları diye gözlemliyorum.

Tam Tuğcu kalemi acıklı hikayeleri.

Bunlar;

Gerçekleri hikaye etmeyi pek seviyor, memleket yansa yangında yastık altına saklanan paralar mesela daha önemli, koca orman yanmış yanıyor bunlar yastık altındaki parada!   

Dizilerde ise hikayeler ise gerçeklere dayansın istiyorlarlar, sanattan bu kadar kopuklar, illa gerçek mi diye soruyorlar değilse at çöpe, böyle ülkede müzik mi, edebiyat mı olur, geçenlerde Cem Karaca konserini izledim yerine koymak istedikleri aklıma geldi ağladım, Uğur’cuğum (Dikmen) klaveyedeydi, konser muhteşemdi. Olay 90’lı yıllarda geçiyordu.

Gerçeği hikaye, hikayeyi gerçek isteyen özgün mankafalar oluştu, başka yerde yok kainatta.

Bu durumun zenginliği ne üretebilir ki?

Sahte zenginler üretti ve bu sahte zenginlik,

ve onların kadınlarına heves eden yoksul kadınların sahte takıları kesişmese AKP hala dimdik ayakta kalır mı?

‘Halkın içindeyim’ sloganı ile halka halkı anlatmak, bu bağlamda aşağılayarak güldürmek, uluslararası yarışmalara kıçına bakarak dönme garantili temsil atanmaları hep bunların arasından.

Yangın felaketi Ege, Akdeniz kıyılarında hele evine, kazık çaktığı koyuna yakın ise devlete emirler yağdırmak ama Karadenizde sel olunca şemsiye göndermek de bunlarda.

Bunların aydını, yazar takımı ve sanatkarının sınırları belediyelerin etkinliklerinden öteye gitmez.

Uzun sürmüş kötülüklerin zenginleri siyaseti ellerinde kukla yapınca zihinlerinde hiç hukuk olmadığından aparatçikleri siyasi kararlar deyip sıyrılmaya kalkıyor .

Lakin cezası yoksa suç yoktur ama yerine suç bulmak zor değildir, ve öyle böyle hak edilen cezaya kavuşturan bir sistem yok değil, garip ama gerçek.

Prof. Ersan Şen buradaki algoritmik yanlışı düzeltmek istiyor çünkü hukukçu ve hukuka inanıyor, istiyor. Her hukukçu ister mi, istemeyde var ama Ersan Hoca istiyor çünkü şahsen tanımam ama iyi bir hukukçu ve insan izlediğim genç adam.

Başımıza dert olan ve sayıca  fazla olmayan  ama organize bu ‘Tuhaf insan soyu’ nun kötülüklerden men edilmeleri gerekiyor, bunu iyi insanlar yapabilir, iyileri korumak toplumu iyileştirmek için, yol ayrımında iyiliği seçmiş olanlar yapabilir .

Bu kadar fesat entrikaya kafa yormak yerine bilim, ilim, sanat güzel ahlaka kafa yormadan bunlar yok olmaz.

Sevmeyi denemiyorlar bile.

Kendi insanına tüküren bu tuhaf insan yaratıklarının, etnisitelerinde Lama olabilir büyük anneleri veya büyükbabaları belki lama idi, kendi ülkesine insanına tükürüp duruyor ve bunlar yüzünden sırf tükürmediği için hırsızlara bile razı geliyor insanlar.

Ağızdan çıkanı bilmemek hazırcevaplık,

Küçümseme, hakareti mizah yaptılar ve birbirlerini aynı kümesin tavukları gibi savunuyorlar.

Sevmeyi deneyin, biliyorum zor sizler için, Türkler ve Kürtlerden başlayın isterseniz,  işinize karışmak ne haddime ama kendinize sevmek için bir şans verin ve ne acılar çekerseniz çekin hele kendi kafasızlığınızdan ise düşmanlık yapanlarla ülkenize karşı birleşmeyin, inananlar için er geç adalet yerini bulur ama alçaklık baki kalır.

Saygıyla efendim

Kayda Geçsin [email protected]
...