Tarladan Sofraya 5 Aracı: Gözaltılar Bu Düzeni Neden Bozmaz?
Türkiye'de sebze de meyve de yurttaşın eline gelene kadar en az beş aracıdan geçiyor: Tarladan malı alan tüccar, halde yüzde alan komisyoncu, malı ilden ile taşıyan sevkiyatçı, büyük gıda fabrikaları ve zincir marketler. Beşi de çiftçiyle senin aranda duruyor. Bu katmanlar çiftçinin eline geçen payı aşağı çekiyor, yurttaşın ödediği fiyatı yukarı itiyor.
Tarladan Sofraya Kaç Aracı Var?
İktidar bugünlerde bu aracılara operasyon düzenliyor. Gözaltı var, mali denetim var. Ben bundan sonuç beklemiyorum. Aracı gider, başka aracı gelir. Çiftçiyle yurttaşın arasındaki mesafe kilometreyle ölçülmüyor, aradaki katmanlarla ölçülüyor. O katmanları ayakta tutan düzeni değiştirmek gerekiyor.
Yolu tek tek sayıyorum: Çiftçi ürünü yetiştiriyor, hasat ediyor. Hasadı tüccara satıyor. Tüccar malı toptancı haline veriyor. Sevkiyatçı malı o halden başka bir hale taşıyor. İkinci halden markete, manava, pazarcıya gidiyor. Tüccar, hal, sevkiyatçı, yine hal, tezgah... En az beş aracı. Tezgahtaki fiyatın içinde bu beş durak var.
Ette de yol aynı mantıkla işliyor. Besici hayvanı yetiştiriyor, tüccara satıyor. Tüccar hayvanı kesimhaneye veriyor. Kesimhaneden kasaba gidiyor. Çiğ sütte de düzen benzer. Zincirleri yan yana koyunca aynı şey görünüyor. Çiftçi de besici de örgütsüz. Karşısındaki alıcı tarafı birkaç elde toplanıyor, birlikte hareket edebiliyor.
Çiftçi ürününü satmak zorunda. Bu yüzden pazarlıkta elinde koz yok. O sırada yurttaş tezgahta bütün durakların bindiği fiyatı ödüyor. Çiftçinin eline az geçiyor, yurttaş çok ödüyor. Aradaki fark katmanlarda kalıyor. Bu düzen tarladaki çiftçiyi de tezgahın önündeki yurttaşı da aynı anda sıkıyor.
Ortada kendi kurduğu düzenden uzak durmaya çalışan bir iktidar var. AKP iktidarı aracıyı gözaltına alıyor; ancak düzen olduğu yerde duruyor.
Aracının Yerini Kim Doldurur?
Her ilçede çiftçi, besici, sivil toplum kuruluşları ve yurttaşlar bir araya gelsin; bir gıda politikaları konseyi kursun. Her ilde ilçelerden seçimle gelen temsilciler aynı masaya otursun. Yanlarına il bürokratları, yerel yöneticiler, meslek örgütleri, üniversite hocaları ve aktivistler gelsin. Bölgeler de kendi masasını kursun. En üstte Ulusal Gıda Politikaları Konseyi dursun. Karar aşağıdan yukarı çıksın.
Avrupa Birliği 2019'da Tarım Sektöründe Haksız Ticaret Uygulamaları Direktifi'ni kabul etti. Aynı kural burada yasa olsun. Çiftçi adını vermeden şikayet edebilsin. Kooperatif kanunu sıfırdan yazılsın. Kooperatifi çiftçi kursun, çiftçi yönetsin, ürünü toplayıp pazarlığa tek elden otursun. Çiftçi de besici de kooperatif yönetmeyi öğrensin. Tarladan sofraya giden yol olabildiğince kısalsın. Bu listenin hiçbir maddesi bir günde bitmez, biliyorum. Operasyon bir günde biter, haberi de bir günde biter ama düzen kalır.
Kalır, çünkü sistem aracıya mecbur. Çiftçi tek başına, satmak zorunda. Karşısında birlikte hareket eden alıcı var. Arkasında ne kooperatif var ne de ürününü alan bir devlet kuruluşu. O boşluğu bugün aracı dolduruyor. Kamu alımı da kooperatif de o boşluğu doldurmadıkça aracı gider, başka aracı gelir. Devletin gıda ve tarım işletmeleri bugünün ihtiyacına göre yeniden kurulmalı; çiftçiye de besiciye de alım garantisi verilmeli. Bu talebin bir ucu tarlada, öbür ucu tezgahta. İkisi de yurttaşın hakkı.