Her 100 Çalışandan 35'i Tarımdaydı, 14’ü Kaldı: Neden?

Çiftçi tarlasını bırakıp gidiyor. Devletin resmi istatistik kurumu olan TÜİK, bu gidişi yıllardır sayılarla ortaya koyuyor. 2002'de her 100 çalışandan 35'i tarım sektöründeyken, 2026'nın ilk üç ayı bittiğinde bu sayı 14'ün bile altına geriledi. Üstelik sadece son üç ayda 44 bin kişi eksildi. Bu çıkış kendiliğinden değil, alınan kararlar neticesinde başladı.

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Çiftçi Üretimden Nasıl Koparıldı?

Giden yalnızca insan değil; toprak da elden gidiyor. TÜİK verilerine göre 2002'de 26 milyon 579 bin hektar toprak işlenirken, 2024 sonunda yalnızca 24 milyon 2 bin hektar kaldı. Aradan geçen sürede 2 milyon 601 bin hektar, yani yaklaşık 26 milyon dönüm toprak üretimden çıktı. Siz pazarda tezgahtan domates seçiyorsunuz; ancak o domatesin yolu bu tarlalardan geçiyor. Tarla alanı azalırken, siz tezgah başında domates hesabı yapıyorsunuz.

Kırılma, 2001 krizinde yaşandı. Dünya Bankası ve IMF, Tarım Reformu Uygulama Projesi'ni dayattı. Fiyat ve girdi destekleri kaldırıldı; yerine doğrudan gelir desteği getirildi. Türkiye, gıdada kimin üretip kimin kazanacağına küresel şirketler ile piyasanın karar verdiği bir düzene bağlandı. İktidar, devletin çiftçiyi ayakta tutan destek sistemini parça parça söktü.

Devlet, desteği fiilen ekene değil, tapu sahibine ödedi. Bu durum çiftçiyi üretimden kopardı. Desteğin ön koşulu olan Çiftçi Kayıt Sistemi'nde (ÇKS) 2003'te 2 milyon 765 bin çiftçi kayıtlıyken, 2020'de bu sayı 1 milyon 803 bine düştü. Sistem, fiili üretim yapılmadan da kayıt yapılmasına izin veriyordu.

Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) prim ödeyen çiftçi sayısı 2008'de 1 milyon 127 bin iken, 2021'de 551 bine indi. Gerçek üreticiler SGK primini düzenli ödüyordu. Kayıtlı çiftçi sayısından SGK primini ödeyenler çıkarıldığında, aslında üretmeden destek alanlar ortaya çıkıyor.

Tarımda modernleşme çiftçiyi ortadan kaldırmıyor; aksine onu paraya daha bağımlı hale getiriyor. Girdi maliyetleri artarken ürün fiyatları baskılanıyor. Çiftçi bir sonraki üretim sezonuna başlayacak sermayeyi bulamıyor. Önce borçlanıyor, ardından toprağını satarak çiftçiliği bırakmak zorunda kalıyor.

Çiftçilikle Geçinmek İçin Kaç Dönüm Toprak Gerekiyor?

TÜRK-İŞ'in verilerine göre dört kişilik bir ailenin aylık yoksulluk sınırı 120 bin 325 lira, yani yıllık 1 milyon 443 bin liradır. Kuru tarımda tahıl, dekar başına ortalama 340 kilogram verim sağlıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ise bunun kilosunu 13,5 liraya alıyor. Bu fiyatla bir çiftçinin sadece yoksulluk sınırında kalabilmesi için en az 4 bin 658 dönüm toprağa sahip olması gerekiyor. Günlük tükettiğiniz ekmeğin unu işte bu tahıldan çıkıyor.

Oysa Türkiye'deki tarım arazilerinin yüzde 80,7'si 100 dönümün altındaki küçük ölçekli topraklardan oluşuyor. Yani her 10 tarladan 8'i bu durumdadır. Kuru tarım yapan çiftçinin geliri, yoksulluk sınırının kırkta biri ile onda biri arasında kalıyor.

Sulu tarım ise görece daha iyi kazandırıyor. Mısırda dönüm başına net kâr 1.994 lira iken, örtü altı (sera) tarımında bu tutar 6 bin 200 liradır. Sulu tarımda yoksulluk sınırını yakalamak için 724 dekar, örtü altı tarımda ise 233 dekar toprağa ihtiyaç duyuluyor. Ancak Türkiye'deki tarım topraklarının yalnızca yüzde 31,4'ü sulanabiliyor.

Yoksulluk sınırının altında boğuşan çiftçi, katma değerli ürüne geçiş yapamıyor. Masraflar yükselirken ürün fiyatları baskı altında kalıyor. Çiftçi önce borçlanıyor, sonra tarlasını satıyor. Köyde kalmaya devam edeni de artık tarla geçindirmeye yetmiyor. Oluşan maddi açığı ya tarım dışı gelirler ya da kentte işçi olarak çalışan aile bireylerinin maaşları kapatıyor. Neticede günümüzde tek başına tarım, sürdürülebilir bir geçim sağlamıyor.