Şehir Planında Gıda Yok: Ekmek Aldığın Fırın Neden Apartmanın Altında?

Kentimizde hangi tarlalar vardı, bilmiyoruz. Bu kentin yarın ne üretebileceğini de bilmiyoruz. Pazardan aldığın domatesin tarlası şehir planında yazmıyor. Kentler baştan kuruluyor ama gıda o planın dışında kalıyor. Tarlada ürün yerine bina yetişiyor; sonucunu fırında da markette de yaşıyoruz.

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Kentin Kaç Tarlası Kaldığını Kimse Bilmiyor

İstanbul'un üzüm bağları, Ankara'nın Atatürk Orman Çiftliği, Şırnak'ın zeytin bahçeleri... Ya yok oldular ya da can çekişiyorlar. Üretim birkaç kente yığıldı. Normal bir günde bile sofradaki yemek güvence altında değilken, afet gününde durum çok daha kritik. Kenti yönetenler; kentlerinde kaç tarla, kaç üretici kaldığını bilmeli. Kentin bugün ne ürettiğini, yarın neye gücünün yeteceğini de öngörebilmeli.

Diyelim ki bu bilgiyi topladık; dününü de yarınını da biliyoruz. Ancak bu haliyle bir işe yaramıyor çünkü haritada değil. Bilgi haritaya işlenmeli; haritada tarlayı besleyen kaynak, ürünün geldiği ve gittiği yol görünmeli. Toprağın kalitesi, gıda işletmesinin kullandığı kaynaklar, çevreye etkisi ve yarın ne olacağı da haritaya girmeli. Bu harita halka tamamen açık olmalı. Pazardan domates alırken hangi tarladan geldiğini o haritada görebilmelisin.

Yol Uzadıkça Pazarda Fiyat Artıyor

Tarladan sofrana giden yol... Kenti en çok karıştıran konulardan biri bu. Un fırına hangi yoldan geliyor, belli değil. Ürün tarladan çıkıp nereye gidiyor, o da belli değil. Bu düğüme kimse el sürmüyor. Yolu lastik gibi uzattık; oysa kentin elindeki tarlaya ve fırına göre bu yolu kısaltmak gerek. Yol uzayınca pazarda fiyat artıyor, yediğin gıda tehlikeye giriyor. Bir şok anında zincir kopuyor; havaya daha çok karbon karışıyor, kaynaklar boşa gidiyor ve adaletsizlik büyüyor. Pazarda etikete baktığında, o fiyatın içinde bu yolun da maliyeti var.

Fırın Neden Apartmanın Altında?

Gıda mühendisliğinde "hijyenik tasarım" adında bir alan var. Fırını, depoyu, marketi baştan temizlenebilecek şekilde kurmayı sağlıyor. Bu tasarımla üretim yeri baştan sona yıkanabiliyor; çöp, tuvalet ve soyunma odası üretimden uzakta tutuluyor. Böylece dışarının kiri içeri girmiyor.

Ama hiçbir şehir planı buna uymuyor. Fırın apartmanın altına giriyor, binaya zarar veriyor. Marketin soğutması ve deposu plana sığmayınca binanın kolonu kesiliyor. Apartman dairesinde ya da alakasız sanayi sitelerinde gıda tesisleri çalışıyor. Sen ise ekmeğini o fırından alıyorsun.

Gıdada tek yetki Tarım ve Orman Bakanlığı'nda, ruhsat yetkisi ise belediyelerde. Bakanlık net kurallar koymuyor, belediyelerle görüş alışverişi yapmıyor. Belediye, kendi kentinin gıda planını yapamıyor çünkü o yetki Ankara'da duruyor; çıkıp fırının, marketin yeri belli diyemiyor. Bu durumun acı sonuçlarını maalesef tecrübe ediyoruz.