“Medya dünyadaki en güçlü varlık. Masumları suçlu yapma ve suçluyu
masum yapma gücüne sahipler. Medya, kitlelerin zihinlerini, fikirlerini,
davranışlarını ve tutumlarını etkileme gücüne sahiptir. “ Malcolm X
Truman Show ,1998 ...

Anaakım sinemanın zirve yılı olan 1999’un hemen arefesindeyiz.

Amerikan toplumunun kulaklarından para çıktığı, ama müthiş varoluşsal
sorunlar yaşadığı ,tüketim toplumundan ikrah ettiği zamanın ruhu.

Bizler artık bir senaryoya indirgenmiş toplumsalın hayatı kaymış
okuyucularıyız. “ der Baudrillard.

Bizi bu bağlamda kendimizle yüzleştirir Truman Show.

Jim Carrey’nin can verdiği müthiş karakter, Truman Burbank..

True Man.. gerçek insan

Soyadı Burbank. Çünkü Hollywood stüdyoları California Burbank’ta.

O , Hollywood’un çocuğu.

Ve Christof.. Christopher’ın kısaltılmışı.

“İsa’yı taşıyan” demek.

İlk Hristiyanlar arasında kalbinde İsa’yı taşıyan anlamında.

Truman onun İsa’sı.

O bir yaratıcı, yani Tanrı.

Zira postmodern dünyada en tanrısal güç medyada..

Ve Christof doğduğu andan itibaren sömürür Truman’ı.

Truman sahte bir dünyanın içinde olduğunun farkında değildir.

Ve izleyicilerin coşkuyla dahil olduğu, dev ve alçakça bir sömürünün naif
nesnesidir.

Truman Show , kendisini farkettirmeyen nefislikte bir sahnesinde , sinemada
müziğin kullanımı ve film okumasına katkısına dair nefis bir ders verir.

Christof, uyumakta olan Truman’a elini uzatıp adeta onu okşar.
Çok güzel bir Persona göndermesidir tabii bu.

Çalan müzik bir an için duygularımızı manipüle ederek bizi duygulandırır ve
“acaba Christof gerçekten de Truman’ı bir baba şefkatiyle seviyor mu ?”
diye geçiririz aklımızdan ve onunla empati kurma gafletine düşeriz.

Oysa hemen sonra, Truman Show izleyicisinin görmediği ancak Truman Show filminin izleyicileri olarak bizim farkettiğimiz piyanist kadraja girer.

Ve zihnimizin non diegetic (yani kaynağı filmin içinde olmayan) müzik
olduğunu sandığı müziğin aslında diegetic (kaynağı filmin içinde olan) müzik
olduğunu ve Cristof'un bu müziği Truman Show seyircisini manipüle etmek
için çaldığını farkederiz.

Böylece kendimizin de bir Truman Show /reality Show izleyicisi olarak ne kadar kolay kandırılabilir ve aldatılabilir olduğuna dair saflığımızla yüzleşiriz.

Aslında hepimiz o pespaye showların izleyicisi ve suç ortağıydık.
Peki ya şimdi ?