Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2021 Yılı Faaliyet Raporu açıklandı. Rapora göre, 5 milyon 903 bin 515 hane 2021 yılında sosyal yardımlardan yararlanırken 2 milyon 476 bin 457 hane düzenli sosyal yardım aldı. Öz ailesinin bakımını sağlayamadığı 141 bin 275 çocuğa ise sosyal ve ekonomik destek verildi.

Yine 2021 yılında 11 milyon 369 bin 761 yurttaş gıda yardımı almak durumunda kaldı.  Ayrıca oturulamayacak derecede eski, bakımsız ve sağlıksız evlerde kalmak zorunda kalan hane sayısı kayıtlara 30 bin 363 olarak geçirildi.

ARTAN YOKSULLUK

Bu rakamlar bize neler anlatıyor? Resmi rakamlar yoksulluğun arttığını, düzenli yardım almayan 3 milyon 427 bin 058 hanenin risk altında olduğunu, acil tedbir alınmaz ise onların da bir basamak aşağıya ineceğini; evlerini, işlerini kaybetme riski ile karşı karşıya olduklarını, çocukların her an okulu bırakıp çalışmaya başlayacaklarını ve önümüzdeki dönemde birçoğunun düzenli sosyal yardım alan ve derin yoksulluk yaşayan ailelerden biri olacağını gösteriyor.

Ayrıca gıda yardımı yapılan 11 milyon kişinin kriz derinleştiğinde, kiralarını, faturalarını ödeyemediklerinde ya da işlerini kaybettiklerinde onların da düzenli/düzensiz sosyal yardıma yeniden başvuracak “derin yoksulluk” riski taşıyan adaylar arasında olduğunu gösteriyor.

RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLAR

Öz bakımlarını sağlayamadıkları için ve okula devam ettikleri için sosyal ve ekonomik destek alan 141 bin 275 çocuk da onlarda “acil” durumda ve risk altında. Neden? Çünkü ziyaret ettiğim ve “çocuk parası” alan bir çok aile aynı zamanda kirasını, faturasını ödemekte ve gıdaya erişmekte güçlük çekiyor. Yapılan yardımlar özellikle krizin derinleştiği bugünlerde aynı zamanda haklı gerekçelerle fatura, kira ve gıda için kullanılıyor. Hem aile hem çocuklar kamu tarafından evde, okulda bütüncül olarak takip edilmiyor. Takipten kastım çocuğun yetersiz beslenmesinden, psikolojik ve bilişsel desteğine kadar. 

Yeterli sayıda konusunda uzman sosyal çalışmacı yok, kırılgan grupları, kadın, çocuk, yaşlı yoksulluğu konusunda özel olarak çalışan takip eden uzmanların sayısı çok az.

Ayrıca sosyal işlerdeki bürokratların ya da sahada çalışanların ekonomik kriz gibi akut açlık gibi acil durumlarda dahi “bürokrasi”yi öne çıkardıkları, eğer “vaka” yeni bir yoksulluk durumu bile olsa kitaplarında yazılmamışsa ya da çalıştıkları kurumda mevzuata uymuyorsa müdahaleyi geciktirdikleri ve yapmadıklarına da tanık olduğum bu durum da yoksulluğu çoğaltan unsurlardan biri.

YENİ KUŞAKLARA AKTARILAN YOKSULLUK

Tüm bunlar ve rakamlar bize yoksulluk riskinin arttığını, hanelerde yaşanılacak bir krizde örneğin sosyal yardım kısa süreliğine kesildiğinde bu kısa süreliğine bile olsa yine tanık olduğum birçok ailede olduğu gibi çocukların okuldan alınıp herhangi bir işte çalışmaya başlayacağını ve yoksulluğun çocuklara devredileceğini kanıtlıyor.

Yine 11 milyon kişiye gıda yardımı yapılması aynı zamanda bu evlerde gıdaya erişimin zorluğunu ve “yetersiz beslenmenin” de varlığını gösteriyor resmi rakamlar. Yetersiz beslenme derken, Sağlık Bakanlığı 2019-2023 dönemi “Yetişkin ve Çocukluk Çağı Obezitesinin Önlenmesi ve Fiziksel Aktivite Eylem Planı oluşturmuş ayrıca  bir de 9 bakanlık, 7 sivil toplum kuruluşu ile birlikte 2019 yılında “Ulusal Beslenme Konseyi” kurmuştu.

GIDAYA ERİŞİM SORUNU

Bu konseyin açıklanan rakamlar karşısında nasıl bir plan içerinde ve nasıl bir önlemler dizisi aldığını da merak ediyorum. Çünkü Sağlık Bakanlığı 2019 yılında Ulusal Beslenme Konseyi kurulduğunda ülke genelinde gıda güvenliği ve beslenmeden kaynaklı kronik hastalıklarla mücadele kapsamında politikalar geliştirileceğini belirtmişti. Hatta bu kapsamda Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan "Çocukluk Çağı Obezitesinin Önlenmesi 2019-2023 Eylem Planı"na göre, Türkiye'de de obezitenin ve çocuklarda bodurluğun artması nedeniyle, doğum ve gebelik öncesi bakım rehberliklerinin güçlendirileceğini, emzirme oranlarının artırılmaya çalışılacağını belirtilmişti. O dönemde yine Sağlık Bakanı sayın Fahrettin Koca eylem planı ile ilgili yaptığı açıklamada, "2020'ye kadar ilk 6 ay sadece anne sütü alan çocukların oranının yüzde 50'ye, 2023'e kadar da yüzde 95'e ulaşması sağlanacak” demişti. Hatta bebek mamaları reklamlarının yapılmaması gerektiğine inandıklarını belirtmişti. Oysa şimdi birçok annenin yetersiz beslenmeden dolayı sütünün kesildiğini konuşuyor doktorlar, bırakın reklamların yapılmasını mamalara alarm takılmış durumda.

2019-2023 Eylem Planı kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı ile okul çağında ve öncesinde sağlıklı büyümenin sağlanabilmesi için okul yemeği programı başlayacaktı, hatta örnek okul yemeği menüleri de belirlenmişti.  Eylem Planı’nda belirtilen ve yetersiz beslenme nedeni ile başta doğu ve güneydoğu olmak üzere tüm Türkiye’de 6-9 yaş çocuklarda yüzde 2.3 olan bodurluğun-kronik açlığın 2023 de yüzde 5-10 aralığında azalacağı belirtilmişti.

Gerçekten iki yıl içerisinde kronik açlık nedeni ile 6-9 yaş arasındaki çocuklarda görülen bodurlukta yüzde 5-10 aralığında bir azalma oldu mu?