Anayasa elbette devrim ile yapılır.

Anayasa kişiden güç almamalıdır. Şahsa dayanmamalıdır. Aksi halde ömrü kısa kalır.

Örneğin Kanuni Esasî, Osmanlı Anayasa’sı yani.

Namık Kemal'in başını çektiği Genç Osmanlılar  tarafından dile getirildi.

1871 den sonra meydana gelen yönetim krizinde Mithat Paşa tarafından öne sürüldü. Fransa ve Belçika Anayasalarından çevrildi ve 1876 yılında II. Abdülhamit aracılığıyla yürürlüğe konuldu.

Bu durum 600 yıllık Osmanlı tarihinde bir devrimdi ama, o Anayasa Mithat Paşa’nın şahsına, aklına ve siyasi gücüne dayanıyordu. Abdülhamit, 1878 yılındaki Osmanlı-Rus savaşını bahane ederek Anayasa’yı rafa kaldırdı. Mithat Paşa’yı da Taif zindanlarında iple boğdurtarak öldürttü. Dolayısıyla ilk Anayasa 2 yıl bile sürmedi.

Çünkü Anayasa, sadece Mithat Paşa’nın şahsi gücüne dayanıyordu.

Ardından Tıbbiyeli gençlerden İshak Sukuti, Abdullah Cevdet ve İbrahim Temo gibi doktor adayları tarih sahnesine çıktı ve Mithat Paşa ve Namık Kemal’den aldığı fikir mirası ile 1889 yılında İttihat ve Terakki Örgütünü kurdu. Örgüt 1908 yılına kadar Ahmet Rıza Bey ve Talat Paşa ile büyüdü ve Balkanlardan Anadolu’ya kadar her yere yayıldı. Büyük bir güç oldu.

Onlarca kişi öldü, öldürüldü. Örgüt sonunda 1908 Temmuzunda Meşruti bir devrim yaptı. Abdülhamit’i sıkıştırarak 1878 yılında kaldırılan Kanuni Esasî’nin, yani Anayasa’nın tekrar ilan edilmesini sağladı. Bu kez Anayasa bir kişiye değil, bir örgüte dayanıyordu.

Ancak yine olmamıştı. Osmanlı Devleti on yılını doldurmadan yıkımın eşiğine geldi.

Ardından Atatürk sahneye çıktı.

Ve hepimizin bildiği o büyük devrimi yaptı. Cumhuriyet Devrimiydi adı. Samsun’a çıktı, İşgal altındaki Anadolu’yu toparladı ve Türkiye Büyük Millet Meclisini kurdu. 1921 yılında bir Anayasa yaptı ve yapılan Anayasanın adına ‘Teşkilât-ı Esasî’ dedi. Bu Anayasa’nın yürürlüğe girebilmesi için uğruna savaşlar verdi. Çok kan döküldü.

Ancak Atatürk Teşkilat-ı Esasi’yi, yani Anayasayı kendi şahsına dayandırmadı. Örgüte de dayandırmadı.

Halka dayandırdı.

Anayasa’yı ilan etmeden önce Mecliste bir Halkçılık bildirisi dağıttı ve Anayasanın halka ve millete dayalı olduğunu söyledi.

Çünkü biliyordu ki Anayasa bir şahsa, ya da bir örgüte dayanırsa o Anayasa ve o Anayasa’nın oluşturduğu yönetim, idare şekli uzun soluklu olmayacaktı.

İşte,

tarih gösteriyor ki bir Anayasa yapmak için bir devrim gerekli. Ve en önemlisi de halka dayalı olması gerekli.

1876 yılı Anayasası Osmanlı siyasi tarihi için bir devrimdi.

1908 Temmuzundaki Anayasanın ilanı, İttihat ve Terakki Örgütünün bir devrimiydi,

1921 Anayasası da bir devrimdi. Cumhuriyet devrimiydi. Ve bir millet ve bir halk devrimiydi.

Anayasalar nasıl mı yapılıyor? Kanla, devrimle, savaşla yapılıyor.

Darbeyle yapılıyor.

Erdoğan şahsımın ülkesi, şahsımın Anayasası, yeni bir Anayasa filan derken savaş mı yaptı, darbe mi yoksa bizim bilmediğimiz bir devrim mi yaptı?

Eğer böyle bir şey yapmışsa unutmasın.

Anayasalar şahsa dayalı olmaz. Örgüte, AKP örgütüne v.s. dayalı da olmaz.

Halka dayalı yapılır..

Halka dayanan Anayasayı da Atatürk, 1921 yılında bir devrim ile yapmıştır.

Senin Anayasan olsa olsa, karşı devrimdir.