20.yüzyıla kadar Dünya Tarihini askerler belirliyordu.
Ama artık sağlıkçılar belirliyor.
Çünkü Covid-19 virüsü milat oldu.

Eskiden askeri orduların gücüyle övünülürdü, şimdi sağlık ordularının gücüyle övünülüyor.
Peki ülkemizdeki sağlık Ordusu güçlü mü?

Bir bakalım;
Türkiye’de 165 bin doktor, 205 bin hemşire var.
Türkiye’de kişi başına 484 kişiye 1 doktor, 390 kişiye 1 hemşire düşüyor.
Çoğunluğu Avrupa ülkelerinden oluşan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü(OECD)’ne üye olan ülkelerde 341,3 kişiye bir doktor, 102,0 kişiye ise 1 hemşire düşüyor. Bu durumda üyesi olduğumuz OECD ortalamasının gerisindeyiz.
Yani bu rakamlara göre Batı bizi kıskanmıyor.

Her ne kadar Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı Covid-19 güncel vaka verilerini açıklamaktan başka ekranlarda görmesek de, ara sıra Sağlık çalışanlarını övdüğünü de bir gerçek.
Ama sadece övüyor.
Oya ki sağlık çalışanlarından Covid-19 hastalığına yakalanan sağlık personeli sayısı 120 binin üzerinde.
Covid-19 hastalığından hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının sayısı 300’ü geçti. Bu soruna bir çözüm bulamıyor. Ayrıca Sn.Koca’nın sağlık çalışanları ile ilgili mesleki ve yaşam şartlarını iyileştirici bir açıklaması yok. Sadece vaka ve ölüm haberlerini açıklıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Covid-19 tanısı ile tedavi gören ve hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının meslek hastalığı veya vazife malulü hükümlerinden yararlanmalarına ilişkin 15 Aralık 2020’de bir kararname yayımladı.
Ama bu kararnamenin uygulanmasına dair genelge; ölme eşeğim ölme de yaz gelince yonca biçeyim cinsinden.
Şöyle yani;
Bir sağlık çalışanı Covid-19 tanısı ile çalışma gücü kaybeder, malul olursa, kendisi veya yakını bir form dolduracak, o formu İl/İlçe Sağlık Müdürü ve Başhekime onaylatacak, sonra o form İl Sağlık Müdürü tarafından onaylanacak, ardından bu form Sağlık Bakanlığına gidecek, Oradan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na gönderilecek, Sosyal Güvenlik Kurumu bakacak, inceleyecek araştıracak soracak, eğer bu virüsü hastanede kapmışsa ve şartları uyup illiyet bağı kurulursa o sağlık personelini vazife malulü sayarak emekli edecek. Dışarıda kapmışsa para yok.
Kısaca bir sağlık çalışanı Covid-19 nedeniyle öldüyse hastalığı nereden kaptığına bakılıyor. 
İyi de bu virüsü nerede nasıl kaptığına kim nasıl karar verebilir ve kim nasıl tespit edebilir ki? Virüsü mü sorgulayacaklar nerede bulaştın diye?

Sonuçta, sağlık çalışanını vazife malullüğünden dolayı emekli etmek devletin elinde.
Umarım devletin keyfine dönüşmez bu durum.
Ölen için de aynı prosedür geçerli.

Halbuki 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanununun 2.maddesindeki (a) bendi değiştirilmeli, Savaş, Terör ve Emniyet ve Asayişin sağlanması durumunda yaralanan veya hayatını kaybeden sağlık personeline verilen haklar Covid-19’dan malul olan veya ölen sağlık personeline de verilmeli. Veya bu haklar başka virüsler için de geçerli olmalı.
Çünkü artık Dünyada askeri savaşlardan ziyade, virüs savaşları gündemde.
Bundan sonra da öyle olacak.

2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanununun 2.maddesindeki (a) bendi sağlıkçılar adına değiştirilip güncellenirse, malul olan veya ölen sağlıkçılar bir gün dahi çalışmış bile olsalar, 30 yıl üzerinden emekli olabilecek. Covid-19’dan ölenleri şehit saymak yetmez. Bunun kanunen gereği şehitlerimizin eşine, çocuğuna nasıl maaş bağlanıyorsa, nasıl eğitim yardımı ve maaş alıyorsa, aynı şekilde sağlık çalışanları da yararlanmalı.

Yine geçenlerde Cumhurbaşkanı Covid-19 aşısı olurken sağlık çalışanlarına teşekkür etti ve “bu süreçte ortaya konan gayret karşılıksız kalmayacaktır" ifadelerini kullandı.
Umarım bu ifadede kalmaz.
Türkiye’de açlık sınırı 2 bin 589 TL. Yoksulluk sınırı ise 8 bin 436 TL. Türk-İş’in 2020 Aralık ayındaki rakamları bu.

İşe yeni başlayan doktorlar 8347,55 tl den başlıyor. Yani yoksulluk sınırı seviyesinde.

Devlet kadrolarında çalışan hemşireler ve sağlık çalışanları 2021 yılı itibarıyla 4540,36 TL ile 5725,68TL arasında maaş alıyor. Yani yoksulluk sınırının altında.
Tüm hemşirelerimiz ve çalışanlarımız yoksul sayılıyor bu durumda.
Sakın ha döner sermayesini veya fazla mesaisini sorgulama. Hem artık bu rakamlar fazla değil, hem de o para onların analarının ak sütü kadar helal.

Devlet hastanelerindeki sağlık çalışanların ve hemşirelerin durumu bu iken özel hastanelerde çalışan hemşire ve sağlık çalışanlarının durumu daha da kötü. Maalesef asgari ücretle çalışıyorlar. 2021 yılı maaşları 2825,90 TL. Açlık sınırından sadece 236 lira fazla. Üstelik, özelde çalışan sağlık personeli taşeron firmaların eline ve insafına bırakılıyor. Sağlık çalışanları taşeron firmaların elinde köle durumuna sokulmamalı. Bu durum bir an önce engellenmeli.

Bu durumda Sağlık Ordusundaki sağlık çalışanlarımız aç, yoksul ve perişan..
Böyle bir ordu savaşı kazanabilir mi, elbette kazanamaz. Yenilir. Ama bizim sağlık Ordusu yenilmiyor. Ölümüne mücadele ediyor.
Bu yüzden sağlık çalışanlarımızın hakkı verilmeli,
Ve 2330 sayılı Kanununun 2.maddesinin (a) bendi bir an önce sağlıkçılar lehine değiştirilmeli.