1911 Eylül ayıydı.

Roma askeri Ataşesi Ali Fuat Cebesoy Osmanlı Hükümetini sık sık uyarıyordu. İtalya’nın Trablusgarp ve civarına saldıracağını söylüyordu. Çünkü İtalya hammadde ve pazar için kendisine yeni sömürge yerleri arıyordu.

 


Osmanlı Başbakanı İbrahim Hakkı Paşa İtalyanların Libya’yı işgal edeceğine ihtimal vermiyordu. Osmanlı Başbakanı değil ileriyi, önünü bile göremiyordu.

 


Çok geçmedi.

İtalyan Donanması Libya’nın Trablusgarp ve Derne şehrini topa tuttu. Çok sayıda asker ve sivil öldü. Oradaki Osmanlı Ordusu İsyanı bastırmak için Yemen’e gittiğinden sadece 5500 kişilik asker kalmıştı. Bölgede direnen az sayıdaki Osmanlı Askeri İtalya’nın üstün silah teknolojisine karşı bir şey yapamadı.

 


Hükümet İtalyanların Libya’ya saldırısı karşısında Almanya, İngiltere, Fransa ve Rusya’ya başvurmaktan ve bir demeçle yetinmekten başka bir şey yapamadı. Ama o da nafileydi çünkü İtalyanlar Avrupa devletlerinden izin almıştı.

 


Padişah V.Mehmet Reşat ise o esnada sarayında Mesnevi okumakla meşguldü. Mesnevi okuyarak ülkenin kurtulacağını sanıyordu.

O zaten değil önünü, hiçbir şeyi göremiyordu.

 


Bir Cuma selamlığında Şeyhülislam Abdurrahman Nesib Efendiye rastladı;

“Trablusgarp’a dair yeni bir haber var mı?” diye sordu. Şeyhülislam ise yeni bir haber olmadığını ama güzel bir rüya gördüğünü ve yakında İtalyanların denize döküleceklerini söyledi. Bu cevap üzerine Padişah V.Mehmet Reşat’ın gözleri yaşardı. Osmanlının son dönemi rüyalara ve fallara kalmıştı. 

 


İtalyanlar işte bu esnada Libya’yı topa tutarken öte yandan da boş buldukları Ege adalarını işgal ettiler. Çünkü Sultan Abdülaziz’den kalan güçlü donanmayı Abdülhamit Haliç’e hapsetmiş, çürümeye terk etmişti. 

 


Birinci Balkan Savaşı sonunda 18 Ekim 1912 tarihinde imzalanan “Ouchy (Uşi) Antlaşması” ile Osmanlı Devleti Libya’daki askerlerini geri çekecek, İtalyanlar da işgal ettikleri 12 Adalar’ı geri verecekti.

Osmanlı verdiği sözü tuttu ama İtalya çamura yattı. 

12 Adaları işgale devam etti.

 


Padişah Vahdettin ise 1920’de imzalattığı Sevr Antlaşması ile diğer Adalar da dahil olmak üzere Osmanlı’nın tüm Ege Adaları üzerindeki haklarından vazgeçti.

 


Siyasette olduğu gibi bugün tarihte de yalan yanlış bir algı yönetimidir gidiyor. Sayın Çavuşoğlu; “geçmişteki anlaşmaları büyük başarı diye anlatmaya çalıştılar” diyerek bu adaların Lozan’da İnönü’nün verdiğini ima ediyor ama bu adaları İnönü vermedi.

 


Dünyanın en güçlü ikinci büyük donanmasını Haliçte çürüten Abdülhamit verdi.

 


Ali Fuat Cebesoy’un uyarılarına rağmen İtalyanların saldıracağına bir türlü inanmayan Sadrazam İbrahim Hakkı verdi.

 


O günlerde rüyalara dalan ve mesnevi okumaktan başka bir şey anlamayan Padişah Mehmet Reşat verdi.

 


Sevr Anlaşmasında Ege Adalarının tamamını teslim eden Vahdettin verdi.

 


Hatta Yunanistan 7 Ada ve 13 adacığı da AKP döneminde işgal etti.

 


İşin özeti;

Çökmekte olan Osmanlının işleri fallara kalmıştı,

Şimdi Türkiye’nin Dışişleri de maalesef bunlara kaldı.