Bir buluşmanın düşündürdükleri…

Toplumun ciddi sorunlarla boğuştuğu, çaresizliğin tavan yaptığı, ayağı yere basan projelerin özlendiği, ezilenlerin hak mücadelesinin yok sayıldığı günümüzde aynı duyguları paylaştığım, emek ve çabalarını önemsediğim kişi ve kurumlara ait gözlemlerimi sizlerle zaman zaman paylaşmak huyumdur bilirsiniz!

Tam da böyle bir ruh hali içinde çıkış kapıları ararken telefonum çaldı, arayan Gerçek Gündem Sitesi Sorumlu Müdürü Faruk Eren’di. CHP Genel Başkanı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu ile yapılacak toplantıya katılmamı istiyordu. Hemen ‘evet’ dedim. Çünkü sitede yıllardır yazan biri olarak genel başkana soracaklarım vardı, ona sorulacak olanlar vardı, en yetkili ağızdan duyacaklarım vardı ve bu bir fırsattı…

Sitenin sahibi, Cenk Ünalerzen, Genel Yayın Yönetmeni Hilmi Hacaloğlu, Yayın Danışmanı Rıdvan Akar, Yazı İşleri Müdürü Bülent Özdoğan, Haber Müdürü Sami Menteş, yazar kadrosundan CHP Eski Milletvekili Melda Onur, Nezih Onur Kuru, Metin Solmaz, Nuri Günday ile Şişli Belediyesi ve İBB’nin CHP’li meclis üyesi Umut Şenol’un da katıldığı  toplantıya CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu ile birlikte gelen Kemal Kılıçdaroğlu, hepimizle tokalaşıp yerine oturduktan sonra yaklaşık 2.5 saat süren toplantıda tarafımızdan adeta soru yağmuruna tutuldu.

Sözü buraya getirmişken 17 Eylül Cumartesi günü yapılan toplantının perde arkasını aralamalıyım!

Sorulan her soruyu dikkatle dinleyen, notlar alan, doyurucu yanıtlar veren, yer yer bilgisini, zaman zaman deneyimlerini, bazen politik kimliğini esas alan açıklamalar yapan genel başkanı dinlerken; bazen daldık, çokça düşündük, bazen kalbimizin üstündeki yumruğun yerini sevincin ve umudun alacağı günleri hayal ettik…

Van’dan Erzurum’a, Ağrı’dan Kars’a, hayvancılıktan göçe, sınır ticaretinden topluma umut veren projelere, mitinglerden salon toplantılarına kadar geniş bir çerçeve çizerek nelerin ne kadar etkili olduğunu masaya yatırıp ona göre sorular sorduk. Bir kez daha mutluğun ve umudun bulaşıcı olduğunda karar kıldık. Halkın çaresizlik karşısındaki arayışlarına dikkat çektik.

Hilmi Hacaloğlu yeni döndüğü illere ait saptamalarıyla, Rıdvan Akar deneyimli bir gazeteci olarak ilginç sorularıyla, Nezih Onur Kuru uzmanlık alanı olan “seçmen davranışına” ilişkin tespitleriyle, Faruk Eren yargıya yönelik kaygılarını içeren sorularıyla, Melda Onur eski milletvekili sıfatıyla deneyimlerini içeren önerileriyle, bendeniz gençliğin bakış açılarını örnekleyen gözlemlerimle öyle hızla konulara daldık ki genel başkana çay bile içirmedik!

Bu anlamlı buluşmaya ait hatırlanacak, konuşacak, paylaşacak ve yazacak çok şey var! Ama benim yerim kısıtlı, sizin sabrınız sınırlı olduğundan özetlemek istersem şunları derim;

Bıkmadan, sıkılmadan, sabır ve nezaketle her birimizi ayrı ayrı ve çok dikkatle dinleyen Kemal Bey, öğretmenlerden balıkçılara, besicilerden apartman görevlilerine, ne gibi düzenlemeler yapılacağını! Oluşturdukları masalarda nelere yer vereceklerini! Millet ittifakının çalışmalarını! Ekonomiden kültür sanata, gençlikten işsizliğe, kadın cinayetlerinden beyin göçüne kadar yakıcı sorunları çözmek adına ne gibi çalışmalar yaptıklarını tek tek anlattı.

Sorular bitmek bilmeyince; haksızlık ve mağduriyetleri nasıl gidereceklerini, kurumların ve vaatlerin örtüşmesi gerektiğini, hayatın ve dünyanın gerçeklerinin yöneticiler tarafından iyi okunmasının şart olduğunun altını çizdi…

Son söze gelince! Ben bu yazıyı niye yazdım biliyor musunuz?

Ayrıştırma ve ötekileştirmenin moda olduğu, kendileri gibi düşünmeyenlerin hedef tahtasına oturtulmasının siyaset haline geldiği ve getirildiği günümüzde;  tüm sınırları zorlayarak iki buçuk saat süren bu buluşmanın sonunda;

Sıkı bir Beşiktaş taraftarı olan Umut Şenol’un, üzerinde adı yazılı olan Beşiktaş formasını Sn. Kılıçdaroğlu’na takdim ederken, “Hangi kulübü tutuyorsunuz?” sorusuna verdiği “Fenerbahçe” cevabı üzerine Umut Şenol’un hayal kırıklığı, Hilmi Hacaloğlu’nun alkışlı zafer işareti görülmeğe değerdi…

Ülkemizin fotoğrafını iyi çeken, önceliklerini iyi okuyan, sorunlarını dert edinen, duyarlı yazarların ve idari kadronun konuklar gittikten sonra kendi aralarında yaptıkları değerlendirme toplantısı özel ve önemli idi…

Özetle! Unutulmuş göz ardı edilmiş değerleri bulup çıkaran, rahatlatan, umut veren, hala umut var dedirten bu buluşmayı fırtınalı sularda kulaç attığımız kasvet dolu bugünlerde kendi adıma bir teneffüs saydım desem!