Serde eğitimcilik varken eğitimi yazmakta geç bile kaldım, bu konuyu durduk yere de açmadım! 48 yıldan beri yapılan üniversite sınavlarını fonda tutarak, 127’si devlet, 73’ü vakıf 204 üniversitemizi masaya yatırarak, sınavlara yönelik şaibeleri unutmayarak, kahkahasını kaybeden gülümsemeyi unutan, gülüşü solan, çaresizliği artan, diplomalı işsizlerin çığlığını ve yıkılan hayallerini dikkate alarak bu yazıyı yazdım…

OECD verilerine göre ülkemizde her 100 gençten 28’i ne okulda, ne işte yer alıyor. AB üyesi 36 ülke içinde genç işsizlikte Avrupa birincisiyiz. Batıda eğitim arttıkça işsizlik düşerken, bizde eğitim arttıkça işsizlikte artıyor…

İFLAS EDEN EĞİTİME VE SINIFTA KALAN SİSTEME GENİŞ AÇIYLA BAKMAK…

Öğrencisi olmayan bölümler, öğretim üyesi olmayan fakülteler, 3.2 milyon öğrencinin umut yolculuğu olan YKS sınavında 12 yıl eğitim gördüğü halde 1 soru bile çözemeyen, yani sıfır çeken 100 bine yakın öğrenci. Buna karşılık suskunluğunu koruyan sorumlular!

LGS sonuçları ülkemizde bir kez daha eğitimde gelinen yeri gözler önüne serdi. Başarı oranı yüzde 14, sadece matematik testinde 85 bine yakın öğrenci tek bir soruya bile doğru yanıt verememiş. Hal böyle iken durumun vahametini sessiz ve sakin izleyen devlet ricali…

Eğitim seviyesi arttıkça artan işsizlik, üniversite mezunu işsiz oranının yüzde 70’i bulduğu bir ülke, diploması işe yaramayan bunca genç, gözlerini açması gereken yetkililerin, gerçekleri görmesi gerekenlerin sorumsuzluğu…

Atatürk Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi başka olmak üzere Şırnak, Bingöl, Iğdır, Çukurova, Giresun gibi illerdeki tarım, gıda, maden, kimya, iktisat, felsefe, mimarlık, maliye, ekonomi, finans gibi binlerce kontenjan boş olduğu için kapanacakken sergilenen vurdumduymazlık ve aymazlık…

Mezunları iş bulamayan onlarca üniversite! Matematikten 10 üzerinden 1.5 alan binlerce öğrenci, büyük umutlarla aldığı diplomasını duvara asarak bakıp duran gençler! “Bu CV evde oturmamalı!” dediğiniz donanımlı gençlerin umutsuz bekleyişleri! Yöneticilerin temelsiz sözlerine alkış tutan ve eşlik eden dev bir koro…

Halen üniversitede okuyan her 100 öğrenciden 25’inin hayallerine yürümek için her yıl yeniden sınava girdiği bir sistem…

Demem o ki; YKS’de 100 bin kişinin sıfır çektiği haberi, insana daha ne olsun dedirten ve bir kuşağın nasıl hesaplı kitaplı yok edildiğinin net belgesi ve sonucudur. Hesapsız kitapsız açılan ve siyasi yatırım olarak görülen bunca üniversite istihdam yaratıyor mu sorusuna yanıt veremeyen MEB! 3.2 milyon gencin umut yolculuğunda sınıfta kalan bir yönetim…

KPSS SINVALARI İPTAL EDİLDİ! YA DİĞERLERİ?

KPSS İptal edildi. Ne mi oldu? Aylarca iş umuduyla sınava hazırlanan, stresli günler yaşayan, 480 TL sınav ücreti ödeyen binlerce gencin hayalleri yıkıldı. Gençlerin emeğine ihanet edildi, sorular değil güven çalındı. Tam da burada soralım! ÖSYM’nin yaptığı diğer sınavlar ne olacak? Örneğin YKS, YGS, ALES, TUS’a güven tam mı?

Bakanlık öğrenciye 850 TL öğrenim kredisi veriyor. Aynı bakanlık yani MEB yurt ücretlerini 800 TL yapıyor.  Bu 50 TL ile geçinin demek değil midir?

81 il milli eğitim müdürünün yalnızca 4’ünü oluşturan, yani yüzde 5 demek olan kadın müdürlerin oranıyla MEB kadın eğitimciye bakışını, erkek egemen anlayışını ortaya koyuyor. Kadının adı yok dedirten bu uygulamayla anlatılmak istenen; “Öğretmen olabilirsiniz yönetici asla!” demek mi oluyor?

Hala neye şaşırıyoruz ki? Adı nitelikli insan kaybı ve beyin göçü olan, ülkenin en iyi eğitim kurumlarında okumuş, iyi yetişmiş, meslek sahibi, yetenekli insanlarının, pırıl pırıl gençlerinin ülkemizden çekip gitmesine göz yumuluyor, konu bile edilmiyor…

15-24 arası 13 milyon genç var ülkemizde. Üniversite sınavına 3.2 milyon genç girdi. Şaibeli sınavlarla, her 3 gençten birinin işsiz, her 4 gençten birinin ne okuduğu, ne çalıştığı, diplomalı işsizler ordusuna yeni neferlerin katıldığı sistemle gelinen yer ve alınan sonuç ortadadır. Gençlerin yarısı asgari ücretle işe başlıyor o da iş bulursa! Çoğu aldığı eğitime uygun işler bulamıyor ve sonunda ne bulursa ona razı oluyor…

GELELİM İŞİN KADIN CEPHESİNE!

Yönetim uzun süredir kadınlara evin yolunu gösteriyor, çok çocuk yapmayı, evinin kadını olmayı öneriyor. Bazıları; “Cenazeme kadınlar gelmesin, kızlarınızı okutmayın!” diye vasiyet ediyor. Bir bakıma kızlar okumasa daha iyi olur demeye getiriliyor. 

Ama unutulan bir şey var! Cumhuriyetimizin ilk kadın doktoru Safiye Ali, ülkemizin ilk kadın hemşiresi Esma Deniz, ilk kadın muhtar Gül Esin, ilk kadın avukat Süreyya Ağaoğlu, ilk kadın jet pilotu Sabiha Gökçen, ilk kadın tiyatro sanatçısı Afife Jale, ilk otomobil yarışçısı Samiye Morkaya, yani saymakla bitmeyecek kadar öncü kadınlarımız adımları ve atılımlarıyla bize “durmak yok yola devam!” diyor…

Yani bu topraklarda doğan ve Atatürk’ün; “Ey kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeğe değil, omuzlarda yükselmeye layıksın!” sözünü esas alarak okuyan, yılmayan, başarılı olan, öncü olan, önder olan, örnek olan, sınırları yıkan, yolları açan, zorluklarla boğuşan, jetleri uçuran yüzlerce örnek bize “izimizden gelin!” diyor…

Şimdi gel de! Ülkemizdeki 28 milyon sürücünün 8 milyonunun kadın olduğu gerçeğiyle yüzleşince; bu yolu açan, “Elinin hamuruyla erkek işine karışma diyen!” erkeklere gülerek gaza basan Samiye Morkaya’yı alkışlama!

EĞİTİMDE GELİNEN NOKTAYA YÖNELİK SORULAR…

Bu yazıyla amacım yöneticilerin dikkatini sorunlara çekmek olduğundan noktayı koymadan önce üç sorum var! Bizi ilgilendiren konular bizi yönetenleri ilgilendirmiyor mu? Ben açtım oldu mantığıyla her ile hatta pek çok ilçeye açılan üniversite ve yüksekokullar istenen sonucu verdi mi? Alt yapısı olan, kadroları tam, seçkin eğitim veren, bilimsel düşünceyi önceleyen, ihtiyaca yönelik istihdam yaratacak okul açmak neden düşünülmez?

Son söz: Amaç toplumsal geleceği yok sayarak, diploma fabrikası haline gelen kurumlarla övünmekse başarı tartışılmaz doğrusu! Destan yazmaya devam…