Başlıktaki davranış modeli; Aslında herkesin yapamayacağı, beceremeyeceği bir durumsa da; insanı üzüp yıpratmayacağından başarabilenler için ikbal sayılır. Örneğin televizyonların bir zamanlara aniden “Necefli Maşrapa”, daha sonra “Penguen Belgeseli” görsellerini ekrana yapıştırması gibi...

Ya da günümüz yapımcılarının sıkışma anında; “Şimdi reklamlar” ya da, “şimdi ara zamanı!” demesi gibi. Eh biraz da “Ben bilmem eşim bilir!” programları gibi!

Bu göndermeli girişten sonra gelelim gelişmeye!

El uzatılması gereken yerlere dil uzatanlara alkış tutuluyorsa, yönetenler, toplumu hiçe saydıkça, azarladıkça, bağırıp çağırdıkça, ayar verdikçe daha çok sevilip alkışlanıyorsa televizyonlara hak vermek gerekir.

Bir an durup çevreye bakalım! Gülümseyen, kahkahalar atan, mutlu bakan insanları mumla arar olduk. Kutuplaştık, ayrıştık, ortak paydalardan uzaklaştık, negatif algı yaratmada rekora koşuyoruz nerdeyse!

Kimseler kalkıp da, hele de yıllarını bakanlık, başbakanlık, parti genel başkanlığı TBMM başkanlığı gibi koltuklarda geçirenler bile; “Neticede bu bir belediye seçimidir, meydan muharebesi değildir, bunca bölünmeye gerek yok!” niye demez ki?

Ülkemiz içte ve dışta bunca önemli sorunla boğuşup dururken! Bu süreci “beka” diye tanımlamanın, ölüm kalım meselesi haline getirmenin, bundan yararlanarak halkı ayrıştırmanın, bol keseden ve çok masraflı vaatlerde bulunmanın, ortamı germenin yeri ve sırası mı?

Şimdi sözü basına yansıyanlara bırakalım!

Yeni duydum. CB’nın bunca yetki ve sorumluluğu yetmiyormuş gibi; sokaklara trafik levhası ve hız tümseği yapılması için bizzat onay ve kararı gerekiyormuş iyi mi? Bunun için CİMER’e başvuruyormuşsunuz. (Cumhurbaşkanlığı iletişim merkezi)

Ülkede geçim intiharları 5 kat artmış, geçim zorluğu intihar nedenleri arasında 2. sıraya yerleşmiş, 100’ü aşkın öğretmen, 122 yargı mensubu intihar etmiş. Saray gece gündüz çalışarak TBMM’nin 4 katı yasa çıkarmış. 1 yılda saray 1880 maddelik düzenleme yaparken, TBMM zorunlu bir dinlencede imiş gibi 503 madde görüşmüş.

Bu arada sessiz sakin üniversitelerde ve eğitim hastanelerinde sülükle tedavi için teknik şartname hazırlanarak, beğenmediğimiz sülükcükler(!) aspirin muamelesi görmeğe başlamış! Seans ücretleri belirlenmiş, liselerde proje ödevi olmaya başlamış! Tüm bu sorunlar, yazılanlar, unutulanlar, yazılamayanlar ortada iken CB’nı sıradan konularla meşgul etmenin gereği var mı?

Gelelim başlığın açılımına!

Tabii ki; Gece gündüz ecdadın düşürülen bayrağını yerden alıp yükseklere çıkardık diyenlere,  dosta düşmana “one minute!” diye ayar çekenlere, kalkınma öyküsü yazdık diye caka satanlara, cumhuriyetin birikimini yağmalayarak dağıtanlara, tüketimi özendirip cehaleti besleyenlere, bıkıp usanmadan; “milli irade, demokrasi, ülkenin bekası, yeşili korumak bizden sorulur!” diyenlere, el çabukluğuyla zarfın içindeki 4 pusuladan birinde hata bulanlara alkış tutmak az şey değildir. Özel bir yetenek, bakış ve duruş gerektirir.

Kuşkusuz ki; Başlığa uygun davranmak tansiyon yapmaz, uykusuzluk çektirmez, enerjiyi azaltmaz,  sinirleri yıpratmaz ömrü uzatır. Doğru da! Sonra? Sonrası şu!

Duyduk duymadık demeyin! Ülkemizde kriz nedeniyle yeni ve kelepir bir kampanya başladı. 250 bin dolarlık ev satın alıp anında T.C vatandaşı oluyorsunuz. Komşumuz Yunanistan’da önce 250 bin Euro yatırım yapıyorsunuz, vatandaş olmak için 7 yıl Yunanistan’da konaklıyorsunuz. Yunanca öğrenip vatandaşlık sınavına giriyorsunuz,  geçince vatandaş oluyorsunuz…

Demem o ki içte ve dışta bir tırım tırım, dimdik salınarak gezmek var, bir de başı eğik dolaşmak! Eskiden 5 N 1 k vardı. Şimdi 5 Y 1 B var. Tercih bizimdir…