Kimin umuru?

KAYDA GEÇSİN

'GERÇEK GÜNDEM'deki haber  25 Kasım 2016 tarihinde Hürriyet'ten kovulan İsmet Berkan’ın  Mart ayında yayına geçecek haftalık bir gazete çıkartacağı müjdesini veriyor...

Müjdeli haber çünkü kovulmuş  bir ‘mağdur’ gazeteci daha iş buldu.

Evet, İsmet Berkan gazete kuruyor, şaka değil bu.

Basın İlan Kurumu acaba bu gazeteye ilan verecek mi, gazeteyi finanse eden bir patron var mı, varsa kim bu iş adamı veya tamamen kendi parasıyla mı kuruyor, şöööyle keyfince bir gazete mi çıkartacak ve pek çok insana istihdam sağlayacak mı?

Belki izlediğini iddia ettiği 'Kabataş yalanı'na sazan gibi atlattığı ve hayatlarını mahvettiği gazetecileri işe alır, iyi bir insana benziyor. Bir kötülüğünü görmedik Kabataş atmasyonundan başka!

O yalanın en büyük kötülüğü de zaten AK Parti ve yandaş medyasına oldu. İsmet Bey’i bu büyük hizmetinden dolayı muhalefet nasıl milletvekili yapmadı hayret. Velhasıl kıymeti bilinmedi.

Malum;  yüzyılın nifağı Kabataş'ta üstleri çıplak deri pantalonlu adamlar tarafından üstüne işenilen kadının, olmayan görüntülerini izlediğini söyleyen tanık gazeteci İsmet Bey idi  !

İsmet Bey’den, bu hayli geniş Jule Verne’i mezarında takla attıran  muhayyelesinden ötürü ileride senaryosu da yazılabilecek romanlar  veya direkt senaryolar beklerdim. Bu piyasada bayağı sürümü olur, halk inandığından değil istenilen üretim bu tarz. Kadın var, mağdur var, güya İslam karşıtlığı var, aynı zamanda fantastik!

Pek çok gazeteciyi eleştirdik ama böylesi hakikaten basın tarihinde bir ilk.

Kendisi her ne kadar geçmişte gazetecilerden örnekler verip, olur böyle şeyler demeye getirdiyse de Kabataş  unutulmadı ama o ne? İsmet Bey gazete çıkartıyor. Demek unutturamaz hiç bir şey İsmet’i Kabataş unutulsada.

Hemen her alanda hikmet arayışında olan iktidar ve kurumları belli ki İsmet Bey’de de bir cevher görmüş olabilir.

Mesela, bu İsmet Bey’in olmayan şeyleri görebilme yeteneği olabilir, belki bizim duymadığımız şeyleri de duyuyordur; eşekler anırdığı, horozlar öttüğü zaman söylenir ya, ‘Onlar bizim göremediklerimizi görüyorlar‘ diye! Diyanet’in görüşünü almak şart.

Gazete belki böylesi gaipten haberler verecek veya dünyadaki bilimsel gelişmeleri anlatacak. Malum kendisi bunlardan da eksik değildir, Kabataş sanrısından sonra bu tür bilimsel yazılara devam etmişti.

Basın Konseyi başta, çeşitli meslek örgütleri bakalım kutlama mesajları yayınlayacak mı? Mamafih medyamız şu sıralar, Serenay’ın aşk itirafı ile meşgul haberlerde. Neredeyse 1. haber olacak, çok sevimli bir durum hem kadın hem erkek tarafı için, aldatılan önceki sevgili için ise acınası!

Ama sanki bu aşkta bir iş bölümü yapılmış, yok böyle şey diyen güzeller güzeli Seranay itiraf eden oldu, öyle diyorlar itiraf etmiş havaalanında. Halbuki somut bir şey söylemedi, görüntü üzerine buyrun istediğiniz yorumu yapın dedi ama Serenay Sarıkaya şu an Türkiye’nin en büyük itirafçısı muamelesi görüyor. Cem Yılmaz ise yaşını başını almış ama hala bir numara, genç ve şöhretli kadınların kalbini çalabilen en büyük adam… Nasıl itiraf ettirdi kızı, yok öyle Cem’in aşkından kaçmak, Michael Douglas Catherine –Zeta Jones aralarındaki 25 yaş farka rağmen evliliklerinin 20. yılını İstanbul’da kutladılar. Bu hikayeden böyle bir evlilik kırıp sarmak mı medyanın maksadı gelecekteki günler gösterecek. Defne’ye düşen ise ‘Yanılmışız arkadaş’ diyerek medyadan özür ile mağdur, aldatılan kadın olmak. Öyle bittiyse çeker giderimle bitmiyor illa ki aldatılacaksın!  

Acınacak kadına da dizi yapılır mı onu da göreceğiz.

Şöhretli ve ayartan vamp kadın da aslında acınası durumda, onun zaten dizileri varken ne bok yemeye aşık oldu.   

Bu işte tartışmasız en büyük dayanılmaz erkek Cem.

Kadınların hepsi perişan, bu devirde olacak iş mi, dünya kadınları kendilerini bu halde bulurlarsa  ne yaparlar malum koca Weinstein’ı devirdiler yahu. Sonunda Holywood Oscarlarda Güney Kore’ye kaldı, bedel büyük. 

Bütün bunların tek tesellisi ne İsmet Bey ne Cem Bey ne de yeni gazete kimsenin umuru değil.

Kadınlara gelince zaten aşk: 'Senin kötü yanlarını gördüm ama kalıyorum' demedikçe aşk olmaz, hiç bulaştırmasalar daha iyi. Herkese hayırlı işler dedirten maceralar ama inatçı bir irade medya üzerinden bu ünlüleri ayakta tutmak için bir nevi proxy savaş veriyor. Şöhretleri ayakta tutma savaşı kolay iş değil, en zor onların işi yoksa kimsenin umru değil.