Gıda Denetim Sistemini Dönüştürmek - II: Nasıl Bir Gıda Denetim Sistemi?

Bir soruyla devam edeyim: Eldeki gıda denetim sistemini nasıl dönüştürürüz? İçinizden geçeni duyar gibiyim. Yeni kurum, yeni daireler, dijital altyapı. Bunların hepsi masraf. Haklısınız, bu program maliyetli görünüyor. Ama asıl sürpriz şurada. Pahalı olan bu program değil, şu an sürdürdüğümüz sistem.

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Gıda Mühendisinin Yerine Kimler Geçebiliyor?

Şimdi buranın altını çok kalın çiziyorum. Çünkü düğüm burada. Kural şu: 10 kişiden az çalışanı olan ya da motor gücü 30 beygirin altında kalan gıda işletmesi, gıda mühendisi çalıştırmak zorunda değil. Bu eşiğin üzerindeki işletmelerse çalıştırmak zorunda. Bunun adı çalıştırılması zorunlu personel sistemi. Ama AKP iktidarı bu sistemi manipüle etti. O zorunlu personel yalnızca gıda mühendisi değil. Üstelik bu personeli istihdam eden de sermayenin kendisi.

Gıda mühendisinin yerine kimler çalışabiliyor? Gıda bilimi eğitimi almamış, açıköğretim fakültesinden mezun ev ekonomistleri, kimyagerler ve biyologlar çalışabiliyor. Nasıl oluyor bu? Şöyle, bu meslek gruplarının meslek örgütü yok. Kendi haklarını savunamıyorlar. Sermayeye karşı gıda bilimini de savunamıyorlar.

Liste bitmedi. Gıda bilimi eğitimini kısmen almış kimya mühendisleri, su ürünleri mühendisleri ve diyetisyenler de kendi uzmanlık alanına göre tam eğitim almış veteriner hekimler ve ziraat mühendisleri de gıda mühendisinin yerine çalışabiliyor. Bu tablo nasıl ayakta kalıyor? Ziraat mühendisi, kimya mühendisi, gıda mühendisi ve veteriner hekim bir meslek kavgasının içine çekiliyor. Herkes birbiriyle uğraşırken konunun asıl sorumlusu eleştirinin dışında kalıyor. Diyetisyenlerin durumu da meslek örgütü olmayan o gruptan farklı değil.

Sürekli Denetim Nedir, Nasıl Kurulur?

Baştan söyleyeyim sürekli denetim, her işletmeye eşit sıklıkta gitmek demek değil. Sürekli izleme ve doğrulama sistemi üzerine kurulu bir denetim altyapısı demek. Bunun için bir Türkiye Gıda Güvenliği Kurumu'na ihtiyacımız var. Gıda sistemi dijitalleşmeli ve kayıtlar blokzincir tabanlı bir veri altyapısında tutulmalı. Blokzincir dediğim, kaydı bir kez girildi mi kimsenin silemediği, kimsenin değiştiremediği dijital bir defter.

Bu kurumun çatısı altında bir Gıda Güvenliği Sorumluları ve Mesleki Yeterlilik Dairesi kurulmalı. Az önce altını çizdiğim çalıştırılması zorunlu personel sistemi bu daireye devredilmeli. Sahaya ve işletmelere gıda güvenliği sorumlularını bu daire atamalı. Bağa, bahçeye, tarlaya ziraat mühendisini, canlı hayvanın başına veteriner hekimi, balık tesisine su ürünleri mühendisini, gıda işletmesine kimya ve gıda mühendisini.

Atanan bu sorumlular, kurumun blokzincir altyapısına işletmelerin gıda güvenliği planları ve kayıtlarını, analiz sonuçlarını, izlenebilirlik verilerini, düzeltici faaliyetlerini anlık ve sürekli işlemeli. Yine bu kurumun bünyesinde bir de Gıda Denetim ve Laboratuvar Dairesi kurulmalı.

Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı gıda denetim faaliyeti de bu kuruma devredilmeli. Gıda kontrol görevlileri yeniden düzenlenmeli. Sahaya, aynı akılla kurulmuş denetim ekipleri gitmeli. Bağa, bahçeye, tarlaya ziraat mühendislerinden, canlı hayvana veteriner hekimlerden, balık tesislerine su ürünleri mühendislerinden, gıda işletmelerine gıda ve kimya mühendislerinden oluşan ekipler. Bu ekiplerin görevi de sahadaki gıda güvenliği sorumlularını denetlemek ve yaptıkları işin standartlara ve mevzuata uygun olduğunu doğrulamak olmalı.

İçinizden geçeni duyar gibiyim. Yeni kurum, yeni daireler, dijital altyapı. Bunların hepsi masraf. Haklısınız, bu program maliyetli görünüyor. Kağıt üstünde kurum kurmanın kolay olduğunu ben de biliyorum. Ama asıl sürpriz şurada. Pahalı olan bu program değil, şu an sürdürdüğümüz sistem. Çünkü bu sistem, gizli maliyetleriyle her geçen gün bu programdan daha maliyetli hale geliyor. Ucuz sandığımız düzen, faturayı görünmeyen kalemlerden kesiyor.