Kredi Kartı Bir Lanettir

Kredi kartı, modern bankacılığın toplumun damarlarına zerk ettiği sinsi bir zehirdir. Cebimizde olmayan parayı harcayıp yarınlarımızı ipotek ederken aslında ömrümüzden veriyoruz.

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Evet, aynı fikirdeyim; kredi kartı aslında olmaması gereken bir araçtır. Çünkü bizim halkımızın özelliklerine uygun değildir. Bizim toplumumuz, maalesef kredi kartını bir aylık süreyle işlem kolaylığı sağlaması için kullanmaz; gider, ucu bucağı olmayan vadelerle taksit için kullanır.

BDDK’nın yeni yaptığı düzenlemeyle kullanılmayan limitlerin azaltılmasının nasıl tepki çektiğini gördüm. Sebebi ise şu: "Yahu kullandığım limiti niye kısıyorlar?" Bazen o limitler gerçekten "muhtaç" durumda olanlar için tek dayanak. Ancak bu durum, toplumsal özelliklerimizi yok sayıp gerektiğinde köküne kadar kredi kartı kullanmamıza ve kendimizde ciddi yaralar açmamıza engel değil. Ve anlaşılıyor ki bu kredi kartları, "sal halkın içine, nasılsa kullanırlar" mantığıyla hayatımıza girdi.

Kredi kartıyla ilk tanışmamız 80’li yıllarda oldu. Öyle yeni bir enstrümandı ki nasıl alabileceğimizi bile bilmiyorduk. Hatırlıyorum; ilk kredi kartımı bir arkadaşımın bana kefil olmasıyla Levent’teki bir banka şubesinden almıştım. Halbuki o zamanlar muhabirdim, maaşım vardı; basın kartımı ya almıştım ya da almak üzereydim. Buna rağmen banka önce iki kefil, sonra bir kefile razı olarak ucu ucuna kredi kartı vermişti.

Sonraki dönemde ise bankalar sokaklara stant kurarak insanlara peynir ekmek gibi kredi kartı dağıttılar. Çok, çok yanlış bir uygulama! Adeta bir zehir, toplumun damarlarına yavaş yavaş enjekte edildi. Hani filmlerde görürsünüz ya; kötü adamlar insanları bir odaya bağlayıp zorla uyuşturucu verirler, tıpkı öyle... Ne kadar çok kredi kartı mudisi olan banka varsa, o kadar güçlü kabul edildi; herkes o bankayla kredi ilişkisine girmek için yarıştı.

Halbuki o zamana kadar "Türk aklı" senedi icat etmişti. Ben hayatımda ilk senedi Yeni Karamürsel mağazasında, babamın yanında görmüştüm. Mağazadan bir şeyler alıp —muhtemelen annemin istediği şeylerdi— karşılığında senet imzalamıştı. Ne olduğunu sorduğumu bugün gibi hatırlıyorum. Sonraki dönemde sokakta leğen satanlar, el arabasının üzerini plastik ıvır zıvırla dolduranlar bile ev kadınlarına senet düzenlemeye başladılar. Her şeyde olduğu gibi bu ödeme aracının da tabiri caizse canı çıkmıştı. "Canı çıktı" dediğime bakmayın, senedin ne hale geldiğini siz anlayın.

Uzun yıllar böyle devam etti ancak alacak davalarının zorluğu, senedi işlevsiz hale getirdi. Bunun bir kolayı vardı: Anında ödeme aracı olan çek! İş adamları ve küçük esnaf tarafından hemen hayata geçirildi. Arkasında 30 tane imza olan çekler piyasada dolaşmaya başladı. Güya her imza atan bu silsileye kefil oluyordu. Halbuki çek bir vadeli ödeme aracı değildir; çek anında ödeme aracıdır. Üzerine tarih bile yazılmasına gerek yok diye biliyorum ama Türkiye’de bunun da canı çıktı, vadelere boğuldu.

Eş zamanlı olarak kredi kartı çılgınlığımız hat safhaya ulaşmıştı; milyonlarca kart, milyonlarca borçlu... Artık herkes cebinde olmayan parayı harcıyor ve bir ay sonrasını ipotek altına alıyordu. Ama şöyle bir sorun vardı: Ya harcaman gelirin 30 katı fazlasıysa? Hiçbir uluslararası bankacılık kriterine uygun bir standardın yoksa ne yapacaktın? İşte orada büyük sorunlar yaşanmaya başladı. Önce gelirinin 30 katını harcayanlar, sonra bunu çevirebilmek için dâhiyane(!) bir yöntemle ikinci kartı çıkartıp; ikinci karttan çektiği parayı birinci karta yatıranlar, birinciyi rahatlatıp diğer ay tam tersini yapanlar türedi.

Şimdiki geldiğimiz durumda; aşırı borçlu, ciddi sıkıntı içinde ve mutsuz tüketicilerden oluşan devasa bir kitle ile karşı karşıyayız. Anlaşılan bu kısıtlamaların devamı da gelecek. Önce kullanılmayan limitlerle başladı, daha sonra "resmi belgeli limit" dönemine geçilecek. Ve sonra —kahin değilim ama gidişat onu gösteriyor— muhtemelen limitler gelirlerin dört katından üç katına, sonra da iki katına inecek. Bundan vatandaş sıkıntı duyacak, doğru; ama en büyük zararı bankalar ve faizden beslenen sistem görecek. Eminim ilk bankalar itiraz edecek bu duruma. Çünkü her ne kadar geri ödemede bazı sıkıntılar yaşasalar da ortalamada bu işten çok kârlı çıktıkları çok açık. Hal böyle olunca, bankalar mutsuzsa —yine tecrübe konuşsun— bu sistem bir süre sonra eski gevşek haline geri dönecektir.

Benim önerim ise çok daha basit: Kimse kredi kartı kullanmasın arkadaş! Kredi kartı lanettir. Önerim; banka kartlarına sağlam bir sigorta sistemi geliştirilmesi, para çalınırsa bunun bir şekilde telafi edilmesi ve herkesin cebindeki parası kadar harcamasıdır. Böylece ne kredi sıkıntısı ortaya çıkar, ne faizle bankalara aktarılan devasa paralar yaşanır, ne aileler göçer ne de hayatlar yok olur.

Evet, başta dediğim gibi; kredi kartı bir lanettir. "Modern bankacılık" sistemi adı altında kitlelerin ufak ufak ele geçirildiği, finans kaynaklarının yok edildiği bir süreçtir bu. Bundan fayda sağlayanlar başta bankalar, sonra iş adamları ve sistemi döndüren güç unsurlarıdır. Eğer insanlar, kredi kartında olduğu gibi "olmayan" parayı değil de "olan" parayı harcamayı tercih ederlerse; inanın hem ülke adına sağlıklı bir ekonomi hem de vatandaşlar adına huzurlu bir aile yapısı oluşacaktır.