E200’lü Gıdalara Dikkat: Masum mu, Kanser Tetikleyicisi mi?

Market raflarında aylarca bozulmadan duran paketli gıdalar, modern hayatın bize sunduğu büyük bir konfor. Ancak bu konforun arkasında, çoğu zaman fark etmediğimiz küçük bir ayrıntı gizli: etiketlerdeki “E kodları”.

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Raf ömrünü uzatan bu katkı maddeleri yıllardır soframızın bir parçası. Peki gerçekten masumlar mı? Son yıllarda yapılan büyük çalışmalar, özellikle E200 ve üzeri koruyucularla kanser ve Tip 2 diyabet arasında düşündürücü bağlar olabileceğini gösteriyor.

Fransa’dan Gelen Uyarı: NutriNet-Santé Çalışması

Ocak 2026’da yayımlanan ve 100 binden fazla kişinin uzun süreli verilerini içeren NutriNet-Santé çalışması, bazı yaygın gıda koruyucuları ile kanser ve Tip 2 diyabet arasında dikkat çekici ilişkiler ortaya koydu. Buradaki önemli nokta şu:

Bu maddeler ani zehirlenme yapmıyor. Sorun, yıllar boyunca az az ama sürekli alınmaları.

Hangi Koruyucular Riskli Görünüyor?

Araştırmada özellikle bazı katkı maddeleri öne çıkıyor:

Potasyum Sorbat (E202)

  • Genel kanser riski: Yüzde 14 artış
  • Meme kanseri riski: Yüzde 26 artış

Sodyum Nitrit (E250)

  • Prostat kanseri riski: Yüzde 32 artış
  • En sık: salam, sosis, sucuk, füme etler

Sülfitler (E221–E228)

  • Genel kanser riski: Yüzde 12 artış

Potasyum Metabisülfit (E224)

  • Meme kanseri riski: Yüzde 20 artış

Sodyum Eritrobat (E316)

  • Meme kanseri riski: Yüzde 21 artış

Ve belki de en çarpıcı bulgu: İncelenen 17 koruyucunun 12’si Tip 2 diyabet riskini artırıyor. Ultra işlenmiş gıdalarla beslenenlerde diyabet riski genel olarak yüzde 20 daha yüksek.

Hangi Ürünlerde Daha Çok Bulunur?

E200 ve türevleri en sık paketli ekmeklerde, tost ve sandviç ekmeklerinde, dilimlenmiş peynirlerde, salam–sosis gibi şarküteri ürünlerinde, turşularda, hazır soslarda ve paketli kek–bisküvilerde kullanılır.

Etiketlerde “E200, E201, E202 (potasyum sorbat) veya E203” şeklinde yer alabilir. Raf ömrü uzun ve açıldıktan sonra bile haftalarca bozulmayan ürünlerde bu koruyuculara sık rastlanır.

Doğru Bilinen Yanlış: “Resmi Onayı Varsa Zararsızdır”

Uzun yıllar boyunca bu maddeler “güvenli” kabul edildi. Çünkü:

  • Akut zehirlenme yapmıyorlar
  • Hemen belirti vermiyorlar

Ancak modern tıp artık şunu biliyor: Asıl tehlike “kokteyl etkisi.”

Her gün farklı ürünlerden az miktarda alınan bu maddeler:

  • Bağırsak florasını bozuyor
  • Hücrelerde kronik iltihap oluşturuyor
  • İnsülin direncini artırıyor
  • Uzun vadede kanser zeminini güçlendiriyor

Sorun tek bir madde değil, bir ömür boyunca maruz kalınan toplam yüktür.

Ne Yapmalı? Mutfağımızı Nasıl Daha Güvenli Hale Getiririz?

Tamamen kaçınmak zor olabilir. Ama riski ciddi biçimde azaltmak mümkün.

1. Etiket Okumayı Alışkanlık Haline Getirin

Özellikle şu kodlara dikkat:

  • E200–E250 arası
  • Nitritler
  • Sülfitler

Raf ömrü ne kadar uzunsa, katkı ihtimali de o kadar yüksektir.

2. “Gerçek Gıdaya” Yaklaşın

Taze, mevsiminde ve az işlem görmüş gıdalar en güvenli tercihtir.

3. İşlenmiş Etleri Sınırlayın

Salam, sosis, sucuk ve füme etler en yoğun koruyucu içeren gruptur.

4. Ev Yapımı Seçenekleri Artırın

Yoğurt, sos, atıştırmalık…

Son Söz: Farkındalık Kurtarır

Fransa’dan gelen bu veriler birer yasaklama değil, güçlü birer uyarı niteliğindedir. Sağlık otoritelerinin bu maddeleri yeniden değerlendirmesi beklenirken, biz tüketicilere düşen en büyük görev "bilinçli seçici" olmaktır. Unutmayın; sağlığınız, market sepetinize koyduğunuz her bir ürünle yeniden şekilleniyor.

Sağlıklı günler dilerim.

Sorularınız için:

Instagram: @dr.bayramyildiz

Etiketler
Sağlık