İçinde silah taşınır korkusuyla çarşafı yasakladı,

1897 yılında Savaşı’nda Türk ordusu Yunana karşı büyük zafer kazanmıştı.  Atina’yı bile alabilecekken Osmanlı Ordusunu durdurdu, Emperyalistlerle masaya oturdu ve zaferi yenilgiye çevirdi.

Ruslar batıda İstanbul’a kadar, Doğuda Erzurum’a kadar ilerleyince savaşmak yerine savaşı sebep göstererek Meclisi kapattı. Söz verdiği Anayasa’yı kaldırdı.

Ardından 1878 de İngiltere ile Berlin Anlaşması imzaladı, İngiltere’nin Kıbrıs’ı işgal etmesine izin verdi.

İşte o İngiltere Mısır’ı işgal etti. Mısır üzerinden Filistin, Hicaz, Yemen, Suriye ve tüm Arap coğrafyasını işgal etti. Hatta Osmanlı Devletini Sina’da perişan etti.

Fransa Tunus’u işgal etti. İtalya Habeş’i işgal etti.

Papazlar ve Hristiyan din adamları Abdülhamit’in imzaladığı Berlin Anlaşmasının ‘Hristiyan Hakları” maddesine dayanarak tüm Makedonya ve Balkanlara yayıldı ve bölgeyi Osmanlıya karşı ayaklandır. 

Avusturya Macaristan devleti Bosna-Hersek’i işgal etti. Sırbistan ve Karadağ gitti. Niş gitti. Teselya Yunanistan’a gitti. Dobruca gitti. Bulgaristan Prensliği kuruldu. İran’a bile toprak verildi. Benim dönemimde değil, Abdülhamit dönemindeydi.

Hani diyorlar ya denge politikası filan diye. Alakası yok. Sıkıştıkça toprak verdi. İngilizlerin ricası üzerine Filistin de Yahudilere toprak sattı. İnanmıyorsanız Abdülhamit zamanında kurmay subay olan Orgeneral Fahrettin Altay’ın anılarını okuyun. Maval okumayın.

Filistin’de Yahudi Devleti kuran Siyonizmin kurucusu Teodor Herlz’e nişanlar verdi. Bana bakmayın. Açın, bu konularda araştırmalar yapan Ergün Göze’nin kitabına bakın. Ona da inanmıyorsanız Teodor Herlz’in anılarına bakın.

Yok Teodor Herlz’e tokat atmış filan.. Palavra..

Adam tokat attığı kişiye nişanlar, madalyalar verir mi?

Abdülhamit cesur filan değildi kardeşim. Korkuyordu. Koltuğunu kaybetmekten çok korkardı. Saraydan çıkamazdı, vehimliydi. Bir yemekte kendisine “Niçin çıkıp halkı dolaşmıyorsunuz?” diye sorulunca henüz daha alışmadığını ve bu işlerin yavaş yavaş olacağını söyledi. Halbuki 32 yıldır iktidardaydı.

Ülke elden gidiyordu, ama Abdülhemit İstanbul’un Avrupa yakasından Anadolu yakasına gidemiyordu. 32 yıllık İktidarı boyunca da hiç gitmedi.

Bu arada kadehler de yuvarlanıp gidiyordu.

Hani diyorlar ya rakı içmezdi. Yalan. Japon İmparatorunun kardeşinin onuruna verilen yemekte Ahmet Rıza Abdülhamit’in yanında oturuyordu. Yemekte kadehlere şaraplar dolduruluyordu. Ancak Ahmet Rıza saygıdan içmiyordu. Abdülhamit, Ahmet Rıza’nın şarap içmediğini görünce kulağına usulca eğildi ve “Yuvarlayıver gitsin” dedi. Senin anlayacağın ülke elden giderken Yıldız sarayında kadehler de yuvarlanıp gidiyordu.

Belge mi?  Ahmed Rıza Bey’in Anıları. Arba Yayınları. Sayfa;47 kardeşim. Ayrıca bu kitapta Sırp Kralının Yıldız Sarayında onuruna verilen yemekte Abdülhamit ile birlikte şarap içtiği de belirtilmektedir.

Yani, Sırp papazlar Balkanlarda altımızı oyarken, senin kahraman diye gösterdiğin Abdülhamit Sırp kralıyla sarayda şarap içiyordu. Aslında içebilirdi de, gayet normaldi.

Normal olmayan senin beynindi. Abdülhamit’in büyüklüğünü rakı şarap ile ölçmendi.

Pekii, Abdülhamit hain miydi? Elbette değildi. Bir insana hain demek kolay değildi. Abdülhamit sadece beceriksizdi. Devrini iyi yönetemedi. Süreci beceremedi.

Amcasının büyük çabalarla oluşturduğu Donanmayı Haliç’e kapattı.  Çürümesine neden oldu. Belge istiyorsan Osmanlı Sarayında Başmabeyn, yani Özel Kalem müdürü olan Lütfi Simavi’nin anılarına bak, bana bakma.

Abdülhamit tam bir casus devleti kurdu. Halkı ezdi. Ülkenin bu kötü gidişatına dur diyen, karşı çıkan, idealist, meşrutiyetçi, yenilikçi yazar, aydın, asker, devlet adamı kim varsa ona karşı gelmekten hapis yattı. Sürgün yedi. Hatta kendisini öldürmeye kalkan Ermeni teröristleri bile affetti, ama kendi adamını affetmedi.

Bunun üzerine Mehmet Akif Ersoy ona şu sözleri söyledi;

Düşürdün en kahraman Milletin evladını yasa

Ne lanetlisin ki, rahmet okuttun ruhu şeytana..

Türkiye Cumhuriyetinin sınırları 780 bin km2.

Ama Abdülhamit kendi döneminde bu rakamın tam iki katı olan 1,5 milyon km2 den fazla toprak kaybetti.

Tüm bunları yapan Abdülhamit bugün yaşasaydı ve bunları yapsaydı ne derdiniz? Tabii hemen koltuktan indirir, onu devirirdiniz.

Atatürk de öyle yaptı zaten.

Gençliğinde ona karşı çıktı, hapislere atıldı, sürgün yedi.

Kurduğu Hareket Ordusuyla Onun saltanatını devirdi.

Gelelim yazının başlıktaki sorunun cevabına.

II.Abdülhamit hadis kitabını yaktırdı mı yaktırmadı mı?

Yaktırdı kardeşim, resmen yaktırdı. İslam dünyasında en çok uyulan ve en çok okunan "Sahîh-i Buharî" isimli hadis kitabını yaktırdı. Çünkü bu hadisin içinde "Halka zulmeden idarecilere karşı ayaklanmak haktır" cümlesi vardı. Bu cümleden korktu, çekindi, toplatıp yaktırarak imha etti.

Pekii, tüm bunlara rağmen Abdülhamit neden yüceltildi?

Hırsız iktidarlar ve yalakaları gerçekleri değil, hep yalanları yüceltir. Tarihe bak, bu her zaman böyledir. Bugün de ülkemizde de yalandan senaryolar üretiliyor. Halkın vergileriyle ayakta tutulan TRT’den, saraydan, oradan buradan pay alınıyor. Halka film yapılıyor, devletin kasasından milyon dolarlar bu filmlere dökülüyor.

Unutma kardeşim,

Abdülhamit’i de yüceltmenin sebebi bellidir,

Gericilerin, cübbelilerin ve zübbelilerin derdi din iman değildir..

Senin cebindir...