Uzun yıllar unutulmayacak kongre baskını sonrası ABD’de gözler 20 Ocak’ta yapılacak yemin törenine çevrildi. Yaklaşık 2-3 gündür sürekli nasıl önlemler alındığını duyuyoruz. Beyaz Saray ve Kongre önüne yapılan yığınaklar, ulusal muhafızların başkente günler öncesinden konuşlanması hatta havayollarının yolcuların silahlarını teslim ederek bile uçağa binemeyecek olduklarını açıklaması… Bu kadar önleme rağmen yemin töreni provaları yine de güvenlik gerekçesi ile iptal edildi. Peki ABD şu an neden korkuyor?

Yemin töreninde kim arıza çıkaracak?

Trump’ın en radikal destekçileri muhtemelen kongre baskınında ön saftalardı. “Kavga çıkarmaya” geldiklerini hem internet ortamlarında hem verdikleri röportajlarda dile getirmişlerdi. Dün sipariş ettiğiniz yemeğin datasını bile stoklayan sosyal medya siteleri bu işe uyanamamış, dünyanın en güçlü istihbarat birimlerinin olduğu ülke en önemli binasının işgal edilmesini izlemekle yetinmişti. Kongreyi basanlar eninde sonunda yakalandılar, Trump destekçilerinin haberleşme araçları kesildi. Trump’ın kendisi bile Beyaz Saray’da yapacağı bir basın açıklaması dışında irtibat kuramaz hale geldi. Peki durum böyleyken yemin törenini kim tehdit ediyordu? Yoksa ordu mu?

Trump tarafından atanmış ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley Trump’a yakın kalabilmiş sayılı askerden biriydi. Black Lives Matter protestoları sırasında Trump’ın Beyaz Saray’dan yakındaki kiliseye yürüyerek gidişi sırasında yanında poz vermişti. Ancak gördüğü tepki sonrası birkaç hafta sonra “orada olmamam gerekirdi” diyerek özür dilemişti. Temsilciler meclisi başkanı Nancy Pelosi’nin “Trump’ın nükleer silah kullanma yetkilerini elinden alalım” talebine karşı çıkmış, Pentagon’u ikna etmeye çalışmıştı.

Kongre baskını sonrasında ise sessiz kalan az sayıda kişiden biriydi. Ancak geçtiğimiz günlerde o ve bütün ABD ordusu sessizliğini bozdu. 7 komutanın ve 1 amiralin dahil olduğu açıklamada baskının kabul edilemez olduğu ve bunu bir kalkışma olarak görmeyen “üniformalıların” açıp anayasayı tekrar okumaları gerektiğine vurgu yapıldı. Ayrıca onlara göre de 20 Ocak’ta Biden resmi olarak başkan olacaktı. Yani ABD ordusu da “arıza çıkarmayacağını” garantilemişti.

20 Ocak’ta ne olacak?

Açıkçası ben büyük bir olay beklemiyorum. Günlerdir Beyaz Saray önünde yerlerde yatan ulusal muhafızların ve polislerin fotoğrafları paylaşılarak “ bakın aşırı sağcı terör askerlerimizi ne hale getirdi” fikri paylaşılıyor. Bu da aklıma iki düşünceyi getirdi, ABD’li liberaller Black Lives Matter sonrası polisleri tekrar sever oldular ve aşırı sağcılara yakın zamanda geniş çaplı bir takım operasyonların yapılacağı anlaşılıyor.

Güvenlik önlemlerinin yanı sıra yemin töreni için büyük bir hazırlık da var. Seçim kampanyası süresince Biden için çalışmış iki müzisyen Jennifer Lopez ve Lady Gaga performanslarını sergileyecekler. “Ulusun yaralarını saracak” bir etkinliğe dönüşmesini umuyorlar.

Meselesi bağcıyı dövmek olanlar

Teknoloji şirketleri ise ABD halkının korkularını rahatsız oldukları kimseleri temizlemek için iyi bir bahaneye çevirdiler. Öncelikle Trump’tan başlayıp muhafazakar ve aşırı sol da dahil olmak üzere bir çok hesabı engellediler. Bunun ötesinde Twitter sansüründen bunalanların gittiği “Parler” gibi alternatif uygulamalar App Store ve Google Play’den kaldırılmış oldu. Bahanesi ise  kongre baskıncıları da dahil olmak üzere şiddet yanlısı aşırı sağcıların toplanma alanı olması ve yeterli moderasyonun olmamasıydı.

İşin komiği ise kongre baskınına katılan dört bin civarı insanın hiç birinde Parler uygulaması bulunamadı. Bahsi geçen kişiler Facebook ve Twitter üzerinden örgütlenmişlerdi. Sanki sosyal medyasından istihbarata, polisten askere herkes bu insanlara “buyur geç” demişti.

İşin sonunda ise olduğundan çok daha güçlü gösterilen bir “aşırı sağ” ve bunu bahane ederek sansüre uğrayan binlerce insan var. İşin umut verici yanı ise önemli noktalardan sosyal medya şirketlerinin bu tavrına kınamalar gelmeye başladı. Almanya Şansölyesi Angela Merkel Trump’ın davranışlarını desteklemediğini ancak sosyal medya sitelerinin bu şekilde sansürlemesinin yanlış olduğunu dile getirdi. Birkaç Fransız siyasetçi de benzer açıklamalarda bulundular. Hatta dünyanın bir çok ülkesinde #IamwithTrump (Trump’ın yanındayım) trend listesine girdi. Buradaki mesele bahsi geçen siyasetçinin kimliği değildi, yarın öbür gün teknoloji şirketlerinin hoşuna gitmeyen çıkarımlarda bulunan başka kamu temsilcilerinin de sansüre uğrayıp uğramayacağıydı. Ya da onlardan yana olan siyasetçilerin skandalların örtülmesi fikri… Mesela Joe Biden’ın oğlu Hunter’ın Ukrayna ilişkileri… Yaklaşık birkaç saat içinde Twitter “yalan olduğuna” kanaat getirdi ve paylaşımı yapan gazeteler dahil bütün tweetleri sildi.

Ne seçilmiş ne de atanmış bir grup insan sahip oldukları güç ile dünyadaki siyasi dengeleri kontrol edebiliyor ve kendilerine yarayacak sonuç için müdahalelerde bulunabiliyordu. İşin komiği ise 10 sene önce buna en çok karşı çıkacak ABD solu bugün Trump’a yapıldığı için kutlar vaziyete geldiler. Sanırsam benim için en üzücü kısım da budur.

Trump’ın azli

Bu sırada Trump’ın azil süreci tekrar başladı. Temsilciler meclisinde oy çoğunluğu ile kabul edildi ve Trump ABD tarihinde iki kere azledilmiş ilk başkan oldu. Tabii ki bu sembolik bir karar çünkü senatoda üçte iki çoğunluk alması halinde yürürlüğe girebiliyor. Yani 17 Cumhuriyetçi senatörün Trump’ın aleyhine oy kullanması gerekiyor. Trump başkanlığı bıraktıktan sonra bile 100 gün içinde bu karar verilebilir ve verilirse Trump’ın kamuda görev alma yolu tıkanmış olur. Yani 2024 seçimlerinde tekrar aday olması engellenir. Ancak şu an için bu pek olası gözükmese de Trump’ı bekleyen daha büyük bir tehdit var. Kongre Baskınına karışanlar devletin işleyişini şiddet yoluyla durdurma suçu ile yargılanacaklar. Bu da 25 yıldan başlıyor.

ABD başkanları genelde yargılanmazlar. Örneğin Bush Irak yüzünden yargılansaydı bir daha hangi başkan dış müdahaleye sıcak bakabilirdi? Ancak Trump için işler biraz farklı olabilir. ABD bir daha onun gibi birini başta görmek istemiyor olabilir. Bu nedenle olay öncesi sarfettiği sözleri aynı davaya dahil edip onu da yargılayabilirler. Bunları görmek için erken tabii, ABD önce koltuğu “sağ salim” devralma telaşında. Artık kimden büyük bir saldırı bekliyorlar bilemiyorum ancak önümüzdeki günlerde anlayacağız gibi gözüküyor. Önümüzdeki hafta başka bir yazıda görüşmek dileğiyle, iyi hafta sonları efendim.