Adalet mi Kazanacak Güç mü? Eylem Tok Dosyasında Garip Şeyler Yaşanıyor

İstanbul Eyüpsultan’da 1 Mart 2024’te yaşanan ve 29 yaşındaki Oğuz Murat Acı’nın hayatını kaybettiği kazanın ardından başlayan süreç, bugün adalet sistemine dair ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

17 yaşındaki Timur Cihantimur’un kullandığı araç, yol kenarında arızalı halde park edilen 3 ATV’ye çarptı. Bir can gitti, geride ise tartışmalarla dolu bir dosya kaldı.

Kazadan sonra yaşananlar ise en az olayın kendisi kadar çarpıcıydı. Anne Eylem Tok’un, baba Bülent Cihantimur ve diğer isimlerle birlikte hareket ederek oğlunu önce Mısır’a, ardından ABD’ye kaçırdığı iddiaları kamuoyuna yansıdı.

KAYIP TELEFON: GERÇEK NE?

Olay yerinde yaralılara ait telefonların anne Eylem Tok tarafından toplandığı iddiası günlerce konuşuldu. İlk etapta, telefonun ailenin şoförü Adem Kızıltepe telefonu araç içerisinde bulduğunu söyleyerek polise teslim etti.

Daha sonra alınan ifadelerde şoför Kızıltepe, kayıp telefonun site güvenliği tarafından Eylem Tok’a verildiğini belirtti. Ancak güvenlikler ise kaza sırasında Timur Cihantimur ile birlikte olan gençlerden Demir Öcalgiray’ın annesi Berna Öcalgiray’ın telefonu kendilerinden aldığını aktardı.

İddianamede telefonun bilgi sahibi Z.H. tarafından alındığı, K.A. aracılığıyla Kemer Country sitesinin duvarına bırakıldığı ve site güvenliği tarafından muhafaza altına alındığı belirtildi. İddianamede, şoför Adem Kızıltepe, Eylem Tok ve Berna Öcalgiray’ın, suçun delili niteliğindeki telefonu almak için siteye gittikleri fikir ve eylem birliği içinde hareket ettikleri öne sürüldü.

BU DETAY KİMİN İŞİNE YARADI?

Tam da bu noktada dosyada kritik bir kırılma yaşandı.

Telefonu kimin aldığı tartışmalı hale gelirken detaylı araştırma yapılmadan telefona dair iddianamede yer alan bilgiler Eylem Tok’un avukatlarını harekete geçirdi.

Avukatlar mahkemeye sundukları dilekçede dikkat çeken taleplerde bulundular. Dilekçede, Eylem Tok’un anne olduğu için “suçluyu kayırma” suçundan cezalandırılamayacağı, “Suç delillerini gizleme” suçundan ceza alsa bile bunun üst sınırının 5 yıl olduğu, ABD’de geçirdiği sürenin cezadan düşüleceği ve denetimli serbestlikle tahliye edilebileceği ifade edildi.

Daha da dikkat çekici olan ise şu iddia:

ABD’de verilen iade kararının, telefonun Eylem Tok tarafından alındığı bilgisine dayandığı; ancak Türkiye’deki iddianamede bu durumun farklı şekilde yer aldığı belirtildi.
Bu nedenle mahkemeden, ABD’ye telefon detayına ilişkin müzekkere yazılması istendi. Ayrıca iade talebinin de geri çekilmesi.

MAHKEMEDEN ALIŞILMADIK ADIM

Peki sonra ne oldu?

Mahkeme, bu dilekçenin ardından dosya inceleme tutanağı düzenledi.

Hukukçulara göre bir mahkemenin kendi dosyası hakkında bu şekilde özel bir inceleme yapması sık rastlanan bir durum değil.

Daha da önemlisi; hakimin ABD’ye yazı yazma ihtimali, hem mağdur yakınlarını hem de dosyadaki diğer şüphelileri rahatsız etti.

YENİ HAMLE: HTS TALEBİ

Bu gelişmenin ardından Berna Öcalgiray’ın avukatları da harekete geçti.

Mahkemeye sunulan yeni dilekçede:

Müvekkilleri aleyhine ifade veren güvenlik görevlilerinin Eylem Tok ve yakınlarıyla iletişim kayıtlarının incelenmesi,

Kayıp telefona ilişkin HTS analizlerinin yapılması talep edildi.

DAVA TARİHİ YAKLAŞIYOR

Tüm bu tartışmaların gölgesinde dava, 13 Temmuz’da İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlayacak.

Ancak görünen o ki bu dosya, sadece bir trafik kazası davası olmaktan çoktan çıktı.

SORU ŞU:

ADALET Mİ KAZANACAK, YOKSA GÜÇ MÜ?

Etiketler
Seyhan Avşar