KAYDA GEÇSİN

Geminin ana direğinin tepesine yakın gözetleme yeri ‘ crow’s nest ‘  den

(Karga yuvası )   olaylara bakan  ve  kendisinden çoğul olarak   ‘Biz Gazeteciler ‘  diye bahseden Nagehan Alçı’yı beyan esastır diyerek gazeteci kabul edelim ve yazıya öyle devam edelim .

  ‘ Dediğim gibi ufukta sandık var. Peki şimdi ne yapılmalı? ‘  diye sesleniyor , soruyor   ve kendi kendine  cevap verip ,  yapılması gerekenleri de  yazısında sıralıyor .

Bunu  yıllardır yapıyor  ,

‘ Öğütçü Bacı  ‘gazeteci  Nagehan Alçı  bilhassa devleti idare edenlere ve muhalefete  sürekli nasihat veren  ‘Öğütmen Gazeteci’  diye yeni bir gazeteci türünün  mücidesi .

Bu sefer  13.04 2019 tarihli yazısında da İmamoğlu’na derbi maçına  gitmemesini öğütlüyor ve daha önce de İzmir Mitingi husunda  Kemal Kılıçdaroğlu’nu da uyardığını hatırlatıyor  , sanki bu uyarısı yüzünden Sayın Kılıçdaroğlu Mitingi  iptal etmiş , yazıdan bu çıkıyor .

Bu gerçek ise ;    bunların ailece CHP üzerinde etkisi inanılır gibi değil !

 

Sayın Baykal’da kimselerle görüşmez iken ROK ile görüşürdü ,

Yanlız o mu , Melek Anne’de bu aileyi severdi bunlar açık bilgi , CNNTürk’de programlarından  birinde  Kadri Gürsel’in üstüne gelmesi  üzerine Gezi’ye hamile olduğu için inmediğini söylemişti , yoksa gezide de olacakmış .

Ailenin heryerde  olma , her konuda konuşma ve  öğüt verme özellikleri var .

 

Aydın Doğan ziyaretleri ayrı fasıl o da nasihat aldı herhalde .

 

Ayrıca  uluslararası basın , batılı diplomatlardan telefon alıyormuş Bir İçim Su Hanım   tamam da , bir gazeteci olarak  halkından gizlediği haberi onlara verecek değil herhalde , bir  haberi varsa bize de söylesin  ne konuşuyor ki adamlarla ‘Bizde seçime girmek serbest kazanmak yasak ‘ mı diyor !

Bu yabancı  dostların aranılan adamı olmak durumu   Özkök yerine çoktan Nagehan’ın geçtiğini gösteriyor , o da ruh ikizi Bild eski yönetmeni Kai başta  yabancı dostlarla  hep  konuşma  halindeydi , sonra sahi Kai ne oldu hiç ses çıkmıyor.

Olanlar oldu , etkilerini kaybettiler .

Zaten  gazeteci için    önemli olan haberleriyle   bireyleri değil halkı etkilemek  ,  halka derbi maçına  gitme dediğinde evde oturuyorlar mı ,

veya  tezahürat yapmayın  dediğinde  susup  gazeteciyi  ciddiye alıyorlar mı  ,

 öbür türlü bir gazetecinin  böyle esrarengiz tuhaf şeyler söylemesi yakışık almıyor , ne biliyorsa yazmak yerine  aba altından sopa gösteren  Öcü , neler olacağını bilen  ama söyleyemeyen  Nostradamus’culuk oynamak  gazeteci için ayıp  oluyor .

 

Aslında Nagehan  Alçı   gazetecinin temel görevi olan haberi vermiyor ne yapılması gerektiğini öğütlüyor ,   hangi iletişim okulu disiplini böylesini yetiştirir , Boğaziçi’ni kutlarız  devlete  ,  ülke yönetenlere  , muhalefete  akıl veren öğrencileri berhüdar olsun ,  bir kısmı mecliste bir kısmı gazete köşelerinden , bazıları sahnelerden  maaşallahları var ülke idaresinde  işlerinin başındalar !   Bir de etkili olabilirselerdi gerisini siz düşünün !

 

Muhalefete ,  önde gelenlerine  öğütler veren Nagehan Alçı iktidara öğütlerde pek cömert değil  ,  eşine de cimri , o gece  evden çıkarken eşi ROK’a akşam sakso makso saçmalama Boşnak’ları kızdırma demeyi akıl edememiş  olabilir mi , ya da ruh ikizi eşi dinlemedi  veya üslupları bu ,  biri kalk gidelim derken  öbürü  şey yapma otur  diyor .

 

Bir İçim Su Hanım ‘ Ufukta sandık  gördüm ‘  diye dursun  , taa tepelerden  yani  ‘crow nest’ den  yani   ‘karga yuvası’ndan  pek fark edilmiyor galiba  gemi karaya oturdu , kendisine göre tam da kara görünmüşken !

 

Medya tarihimizin en karmaşık  entelektüel karması  bizim gazetecilerimiz arasından çıkıyor   ,  bilhassa  Alçı  çok özel bir insan ve fakat  nedense yemek programı yaptı ama  henüz resim sergisi açamadı .

 

Bizzat yıllardır  en üst düzeyde  parçası olduğu  medyayı eleştirmesi  ise çok ‘psychedelic ‘  olmuş , sanrısal yani   ‘hayal gördüren ‘  müzik, sanat derken  demek ‘sayko ‘hayal gördüren’  gazetecilik de varmış , bir gazeteci olarak  temel görevi olan gerçekleri haber vermek yerine ,  felsefe yapmak entelektüel bir mazeret  mi oluyor ? Hımmm

 

Bizim  medyanın  iş bulan, halen devam etmekte olan bazı gazetecileri bitcoin gibi oldular ,piyasada  dolaşımı var  ama ‘ delusional ‘   sanrısallar  !

 

Mesela  altın karşılığı ve kontrolü yok bitcoinin bunlarında öyle  !

Nagehan Alçı bu konuda  asla yanlız değil .

Böyle  bir kadınlar serisi de  var , ama Alçı Kraliçe .

 

Gerçekte var olmayan şeyleri görmek, işitmek gibi dayanaksız algılamalar ile bayağı işi götürdüler senelerdir ama şimdi kendileride  sanrı oldular bir bir ee bunu da  karga yuvasından görmek zor !

 

Şimdi Alçı birde   şikayet etmesin mi   :

‘ Türkiye’de hem biz gazetecilerin hem de akademisyenlerin en çok yaptıkları hata, objektif olması gereken tespitlerle, sübjektif temennileri birbirine karıştırıp bulamaç haline getirmek. Bu açıdan çok kötü bir noktadayız.
Temennilerini objektif tespit gibi suna suna bu memleketin neredeyse bütün köşe yazarları ve yorumcuları maalesef güçlerini ve etkilerini kaybettiler. Önemli bir kısmı da tamamen duygularına teslim olup marjinal hale geldiler. ‘

Alçı yazısında ayırım yapmadan bayağı entelektüel bir kanca atıyor  anahtar kelimeler  Anti-truth  ve Post -truth ki bunlar  zaten yakın akraba olurlar , ve Alçı yanlız olmadığını bir genelin parçası olduğunu da yine hatırlatıyor yanlız değilmiş bunu anlıyoruz .

‘Türk medyasının hem iktidar hem muhalefet kanadı için durum böyle. Basın hayatımız dünyada da yaygın olan post-truth aşamasında da değil. Bildiğimiz anti-truth gölünde debeleniyor. Giderek daha fazla insan, kendi uydurduğu komplo teorilerine inanıyor bu ülkede. ‘ diye şikayeti var .

Ne yapsın millet ,  hep medyanın  gazetecilerin uydurduğuna ,veya  abuk sabuk dizilerin  uyduruk tarihine mi inanacak  sıkıldı , ‘kendi kıçımdan uydururum daha iyisini diyor ‘ , ne kadar sağlıklı bir tepki  ,  uydurmak bir demokratik hak ise  başkalarına kullandırmak yerine kendi kullanmak istiyor.

Anti-truth  zaten  insanın gerçekleri ve mantığı yalan söyleyebilir esasında yükselir yani ‘yalan söyleyen gerçek ‘  durumu , yarı gerçeklere bulanmış yalanlarda bu kategoride yer alırlar , sıkışınca  gökkuşağı, çok renklilik nöbetçi mazeretlerdir .

Medyamız  yıllardır   anti-truth ile  yani gerçek dışı ile geçinip gidiyordu , polorizasyona da pek iyi geldi  ,  şimdi  Nagehan Alçı’nın ifadesinden  anladığımız  anti – truth demek göl oldu ,  

Peki göl ne oldu , inek mi  içti !

İnek ne oldu,  kim yedi , bak post truth bu şimdi.  ‘ Who ate the cow.’  

Alçı  , durumun  Post-truth aşamasında olmamasına seviniyor mu yeriniyor mu o belli değil , malum post-truth Steve Tesich’in kullandığı bir söz .

Tesich ödüllü  bir drama yazarı  bu bileşik  sözcüğü kıçından uydurmuş , bir oyununda komiklik  olsun diye yazılmış bir söz.

Koministleri, solu alaya  alan  ABD’ye 13, 14  yaşında  kaçıp göçen  Sırp göçmeni bir yazarın uydurduğu  bir laf , devrim olmadı diye ameliyatla kadın ve polis olan bir karakteri de vardır ‘Division Street’ adlı oyununda, yzdıkları  komiktir…  

Tesich bile  muhtemelen  hayatta  olsa şaşırdırdı dalga geçmek için uydurduğu bir şeyin politik kavram olmasına , bu kadar  kurumsallaşmasına . Ve işin Nagehan Alçı’ya kadar dayanmasına . 

Post-truth  kabaca; hakikat sonrası, gerçek ötesi anlamında kullanılıyor  . Gerçeğin çarpıtılması, manipüle edilmesiyle yaratılan sahte gerçeklik “post- truth” kavramının özü , yani şimdilerde   medyanın yediği bokların felsefi  dayanağı , ‘ gerçeği veremiyoruz yoksa dükkan sizin ama  sizler için bari uyduralım ‘  gazeteciliğidir  ….

Aslında ‘Post – truth ‘ daha da boklu bir göl  heves etme yoksa seninde başına gelir Nagehan Alçı .

Boşuna  gazeteciler  şarap , villa, yalı,  derken bitcoin oldular demedim  kendi uydurdukları  sanal dünyalarında varlıklarını sürdürürlerken  iyiydi fakat  işler karıştı şimdi  işin içinden çıkmak için  Entelektüel Karmaşa iyi gelir diye mi Anti-truth , Post Truth  filan mı   takılıyorlar bilemem  zaten ne dediklerinin önemi kalmadı .

Kısaca iyi  gazeteci olma  cesareti bulamayan ve fakat  gazeteci olmadan gazeteciymiş gibi yapanların  sığındığı  uyduruk  entelektüel kılıftır   post-truth ve anti-truth ,  çağın buluşu filanda değildir ,  kaplamadır ben kendi halinde bir insan olarak mesela bu laflar yerine mümkünse  en az  iki  dilde ‘zırva tevil götürmez’ diyebilen insanları daha enteleküel ,  cesur ve gazeteci olmaya yüreği yeter , layık   bulurum .

Hem devletin , hem iktidar  ve  muhalefetin   kendisini gazeteci olarak tanımlayanlardan  öğütten önce   saygıyı hak ettiğini düşünmeden , iyi yurttaş ,  demokrat , gazeteci velhasıl iyi  insan olmak mümkün mü , bunu düşünmeyi  ve kafamızı şişirenleri   kayda geçirelim  . Yazı uzunluğu için özür dilerim .

Saygıyla Kayda Geçsin Efendim necefugurlu@gmail.com