McDonald’s fenomeni her zaman saçma gelmiştir bana. Bir kere fast food lafının bu memlekette gördüğü tezahüratı hiç anlamadım. Yani git hamburger seveceksen sev de hızlı diye sevme.

Çünkü bu ülkede hamburgerin hızı sökmez. Çünkü burada lokantada yemeğin geliş hızı teorik olarak garsonun yürüme hızıyla aynıdır. Fast ne? Hazırdan daha hızlı ne olabilir? Hazır olmasa kaç yazar? Sokaktaki köfte ekmekçi abilerimizden daha hızlı kim olabilir? Sokakta mangal. Köfte üzerinde. Ekmeği açıp açıp koyuyor işte. Fast food değil jet food mübarek.

Ama işte çok afiliydi durum. Kırmızı logo, ABD işi, çiftliği var filan. McDonald’s.

Hele Moskova’daki ilk gün kuyruğunu hatırlıyor musunuz? Sanırsınız Jimi Hendrix pena dağıtıyor. 31 Ocak 1990 günü orada tam 30 bin aç Moskovalıyı doyurmuşlar. 

Bütünüyle akıl dışı. ABD’de sıradan, orta alt sınıfların takıldığı, lokanta olarak anılmayan, geçiştirmeci bilinen McDonald’s görmemişin memleketinde istek nesnesi... Komşunun tavuğu komşuya (ne kazı?) erkek tavuskuşu mu görünür dersiniz ne derseniz deyin saçma sapan bir durum. Gerçek değil.Viski de öyle. Kategori olarak ABD’nin sıradan içkisi buranın kalantor içkisidir öteden beri. Elbette McDonald’s gibi yapay, zararlı, “tamamen duygusal” ve marketing ürünü değil. Kısmen duygusal çünkü işin iktisadına ek olarak bir kültürü, haysiyeti var. Ama bir yeri de var. O yer işte McDonalds’ınki gibi gerçek dışı. Sahte. O yer Türkiye’de sahip olduğu kaptan köşkü değil. Tayfa yanı. Olması gerektiği gibi “sıradan insanın” içkisi. (Sıradan insanın içkisi olmakta kötü bir şey yok. Rakı da öyle, şarap da bira da. Bütün güzel içkiler sıradan insanın içkisidir zaten.)

YÜKSELEN VİSKİ KAHRAMAN RAKI

Şimdi derdimi söyleyeyim. Son yıllarda viski (tüketim litresi olarak) hızla yükseliyor. Viskinin bu hızlı büyümesini tuhaf ve bir miktar plastik buluyorum.

Rakı ise düşüyor. Bir tek viski yükseliyor diye düşmüyor elbette ama sonuçta düşüyor. Rakı prestij ve kültür açısından tarihinin altın dönemini yaşıyor üstelik. 

Marketlerde rakı rafları küçülürken açılan yer viskiye veriliyor. Tekel bayilerine gidin çeşit çeşit viskiler. Sanırsınız Tennesse’deyiz. Meyhanelerde viski açılır hale gelmesinden korkuyorum: “Garson bana bi ufak Yeni Skoç. Yanına da beyaz leblebi.”

Ben bunun büyük bir haksızlık, adaletsizlik olduğunu düşünüyorum. Anlatmaya çalışayım.

AKILDIŞI AMA ÖYLE

Yazıya nasıl başlayacağımı çok düşündüm. Rakı aşırı buraların içkisi olduğu için yerli, milli ve hamasi bir giriş çok uygun olabilirdi. Batı kültür yayılmacılığının alçaklığı diye de gazı verince epey tezahürat alırdım. Yapmadım. Çünkü doğru değil.

Tüketici davranışları genel olarak irrasyoneldir. 1000 lira olan bir şey şurada 990 lira diye kimse 200 metre yürümez. Ama 20 lira olan bir şey 10 lira diye herkes 200 metre yürür. Aynı insan aynı cepten çıkan aynı 10 lira için iki farklı davranış gösterir.

Yahut bütün rakılar göbek rakısıyken bir pazarlama numarası olarak yerleştirilen göbek rakısı bir rakı alt (yahut üst) kültürü olarak gelişir oldu.

Ezcümle yazıya akıldışılıktan giriş yaptım. Çünkü durum akıldışı. Anlatayım.

Düşünsenize bir dönem viski filmlerde sadece kötü adamların (seyrek olarak kötü kadınların da) limonata bardağında içtiği iğrenç görünen bir içkiydi. Biraz uyuşturucu gibiydi. Zaten insan bi içti mi saçma sapan kahkahalar atmaya başlardı.

İthalat yasağı da vardı. Halk viskiye erişmeyi teklif dahi edemezdi. Zenginler içerdi hakikaten. İşte o vakitlerde viskinin hayatımızdaki irrasyonel yeri sağlamlaşmış olmalı.

Şu da önemli tabii: Yabancı olan (daha doğrusu Batılı olan… Viski Suriye işi olsa eminim kimse içmezdi) daha güzeldir diye bir şey var yine akıldışı. 

İşin bir başka akıl dışı veçhesi de Türk filmlerindeki viskinin mahiyeti. Vat 69 idi yahu viski. Ne kalantoru yahu, Skoç aleminin köpek öldüreni. Bu viski markası o kadar meşhurdu ki adına mekanlar açıldı. Türkiye’nin ilk gay kulüplerinden birisinin adı Vat 69 idi. Evlerde Vat 69 şişesi gibi görünen çekince çiçek gibi açılan sigara ikram aparatları olurdu. Müzik grupları kuruldu.

PEKİ NEDEN VİSKİ YÜKSELİYOR?

Her şey viskinin bu gerçekdışı imajıyla ve vergi yasaklarıyla başlıyor. Ahmet yahut Ayşe efendi markete gidiyor. Cebinde parası var. Paraya kıymaya karar vermiş. Rakı alacak.

Duruyor. Rakı bu. Rahmi Koç da içiyor amele de. Herkes onu içiyor. Tamam güzel ama aşırı sıradan. Bu kadar sıradan bir şey servet gömmeye değer mi? Tam o sırada gözü takılıyor. Yaklaşık aynı paraya viskiler var. Ulan diyor. Servet harcayacağım zaten. Üç otuz daha harcayayım da kalantor bir içki alayım bari. Kendimi verdiği para boşa gitmemiş gibi hissederim belki diye düşünüyor. 

Rakıyı da amcaoğlu etil alkolden yapıyor zaten. Ondan devam ederiz yine diyor…

Hakikaten hal böyle. Klasik rakıların düşüşte pahalı rakıların yükselişte olmasının nedeni de aynı. Madem servet harcıyoruz değsin hesabı. Değiyor mu peki? Hesaplayalım.

VİSKİ Mİ PAHALIDIR RAKI MI?

Kategorik olarak rakı. Net bir şekilde. Yığınla sebebi var bunun.

Matematik basit. Viskiyi arpa, buğday, çavdar veya mısırdan yaparsınız. Bunlar kolay yetişen ucuz şeylerdir. Konyağı yahut rakıyı ise üzümden yaparsınız. 

HİÇ ÜZÜMLE ARPA BİR OLUR MU?

Viski üretiminde maliyet oluşturan tek şey dinlendirme zorunluluğudur. Rakıdan daha uzun bir süre dinlendirilir viski. Mesela İskoçya'da yasa gereği bir içkiye viski denebilmesi için en az 3 sene meşe fıçıda dinlenmiş olması şarttır. O kadar.

Şu da söylenebilir tabii hemen: “Efendim ama başka bir yığın işlem var.”

Elbette var. Çok pahalı ve çok kaliteli viskiler var. Ama en ucuz votkayı da alıp ne bileyim himalayalarda şimşir fıçıda gömüp başında meşhur bir K-Pop’çuya nöbet tutturarak bekletip getirin bakalım. Elbette pahalıya satarsınız. Hikayesi var yahu. Kedi kakasında bekledi diye fincanı bin liraya satılan ve aslında gayet sıradan olan kahveler var (civet kahvesi) bu hayatta.

Pahalı viskileri hikayeyle üretiyorlar demiyorum. Elbette hepsinin geleneği var, yordamı var, kültürü var. Ama pahalı viskileri pahalı yapan şey onların viski olmaları değil. 

Uzun sözün kısası ille kalantor bir batı içkisi arıyorsanız onun adı viski değil konyaktır.

Nitekim konyak ve rakı şarabın kuzenidir. Viski ise biranın.

ANASON PARFÜMÜ SIKILMIŞ ETİL ALKOL 

Çünkü rakı bir yandan da “hep ucuz versiyonu bulunabilir bir şey” oluyor. Herkesin çevresinde rakıya benzer bir şeyler yapan birileri var.

Oysa o yapılanlar rakı değil. Bir şeyin rakı olması için belli şartlar var. Mesela alkolünün üzümden yapılması. Mesela bir kere de anasonla beraber damıtılması. Mesela o anasonun, anason benzeri yıldız anason olmaması. Hakikaten anason olması. 

Bu etil alkole dökülen anason yağında ise anason yağı bile anasondan gelmiyor. Çinden geliyor. Yıldız anason. Başka bir bitki. Bu anlamda rakıdan çok uzo’ya benzeyen bir içki yapılıyor.

RAKININ NEFASETİYLE OYNAMAK…

Benim asıl dikkat çekmek istediğim şey şu: Bu rakı muamelesi gösterilerek tüketilen içki maalesef insanların rakı konusunda damak tadını değiştiriyor. Kültürü örseliyor.

Devletin vaktinde kast edip de yapamadığı şeyi devlet bugün bu sefer bir kasıt olmadan (yahut kasıt başkayken) yapıyor.

Evet bu devlet vaktinde daha Avrupai ve güvenli gördüğü şarabın önünü açabilmek için rakının önünü kesmiştir. Bilerek ve isteyerek rakının tadını bozmuş fiyatını arttırmıştır. Rakının “oynanmış nefaseti” yani bozulmuş tadı 2001’de devlet tekeli kalkana kadar öylece bozuk kalmıştır. 

2020’de yayınlanan Beyefendi kitabında, 1943-1946 arasında Gümrük ve Tekel Bakanlığı yapan Suat Hayri Ürgüplü’nün Anıları’nda (MD Yayımcılık) aynen şöyle diyor:

“1- Özel rakı yapımını yasakladım. 2- Bütün imalatı Tekel idaresine vererek, imalat, satış ve fiyatı tam kontrolle tek idareye vermiş oldum. 3- Litrede 2 lira zam yaparak ve sessizce rakı nefasetini ihmal ederek tüketimi düşürmeye başladım. 4- Hafif alkollü içkilerin hem imalatını artırdım, hem fiyatlarını düşürdüm hem de nefisleşirdim.”*

Velhasıl bugün devlet bütünüyle duygusal sebeplerle içkinin vergisini öyle bir arttırdı ki rakının nefasetiyle halk oynuyor. Vaktinde Recep Peker’in arzuladığı gibi şarabın değil viskinin önü açılıyor.

PEKİ NEDEN SADECE RAKI YAPILIYOR?

Bunu çok düşündüm. Hakikaten çok düşündüm. Etil alkolü alıp içinde meyve bekletse mis gibi likör olacak. Öylece seyreltse zaten votka kendisi. Neden ille rakı?

Altın cevabı bir sevgili arkadaşım vermişti. Psikoloji. Etil alkolün üzerine yapılan o işlem süreci var ya… Yani biraz kesme şeker, azıcık anason aroması yahut yağı, üzüm suyu çıra bile bekleten var. Bütün bunlar bir süreç. Ve bu süreç sonunda ortaya çıkan şey su dökünce beyazlıyor. Yapan insan da hakikaten yepyeni bir içki üretmiş gibi hissediyor. Öbür türlü bir işlem olmadığında çok basit ve düşük bir şey bir çeşit tuvalet ispirtosu içiyor gibi hissedecek.

Evinde içki yapan kimseye kızmak benim ne görevim ne haddim. Hele şu hayat pahalılığında ağzımı açamam. Başka içkilerde daha başarılı sonuçlar alınabileceği kesin. Ama maalesef en çok rakı yapılıyor. O da viskinin önünü açıyor. 

VERGİ MESELESİ

İçkide vergilendirme oransal değil sabit. Ve alkol derecesine göre. Bu her şeyden önce şu demek. Genellikle 45 derece olan rakı genellikle 40 derece olan viskiden zaten yüzde ondan yüksek bir oranda fazla vergilendiriliyor.

İkincisi, iki tane yüksek alkollü içkinin arasındaki fiyat farkını üreticiye yazabilirsiniz.

Şunu demek istiyorum. İkisi de 45 derece olan aynı miktardaki  iki şişe içkinin fiyatları farklı olabilir. Vergisi tamamen aynıdır.

Yani viskiden daha pahalıya malolmasına rağmen daha ucuza satılan rakı sadece daha ucuza satıldığı için oransal olarak daha fazla vergilendiriliyor. 45 derece olmasından dolayı zaten daha fazla vergilendirilmiş oluyor. Yandı gülüm keten helva.

TARİHSEL VE LİTERAL AVANTAJLAR

Viski 1000 yıllık bir içki, rakı 500 yıllık. Üstelik viski üzerine yazılmış binlerce onbinlerce kitap var bu geçen zamanda. Rakı üzerine ise bir avuç. Onların da çoğunu biz (Anason İşleri ekibi) hazırladık zaten ayıptır söylemesi.

Bundan tam 17 yıl önce Büyükkeyif isimli rakı portalımızla günde en az 3 rakı içeriği üreteceğiz dediğimizde rakı firmaları ve tüketicileri dahil hiç kimse inanmamıştı bize. Yıllarca ürettik. Üstelik çok kolay oldu. Çünkü en sıradan içeriğin bile yepyeni durduğu (çünkü öyle olduğu) bir durum söz konusuydu. Müthiş de teveccüh gördük. Buradan rahmetli Vefa Zat ağabeyimize, yine rahmetli Burcu Galiba ve Ufuk Selçuk’a da birer selam gönderelim. Vefa abi kılavuzluğunda binlerce onbinlerce sayfalık rakı içeriği ürettik. Sonra hızla bir rakı külliyatı oluştu. Peki viskiye yaklaşabildi mi bu? Elbette hayır. 

Viskinin yirmi sıfır önde başladığı bir oyun bu. Bilinirliği, repütasyonu ve özgüveni o kadar fazla ki girdiği yabancı evde çekinerek terlik istemesi gerekirken ayakkabıyla giriyor (burada viskicilerden “köylü herif evlere zaten ayakkabıyla girilir” laflarını duyar gibiyim).

Ya “kötü adam” imajı? Hiç mi zarar vermedi o? Bilmem. Kötü olduğu için hükümetten yahut sahneden düşen herhangi bir adam gördünüz mü bu memlekette?

[Azimle adam diyorum. Çünkü viski (son yıllarda bütün içkilerde olduğu gibi bir miktar kadınlara yaklaşsa da) “the erkek” içkisi. Eskiden rakının olduğu gibi.]

BENİM VİSKİYLE NE PROBLEMİM VAR?

Benim viskiyle bir problemim yok. Benim bütün problemim akıldışılıkla.

Yoksa viski severim. Rahmetli Hasan Saltık epeydir neredeyse her gördüğümde o en meşhur single malt viskiyi ikram ederdi. Beyoğlu’da gecenin bi vaktinde rakı masamıza getirtmişliği vardı. İyi viski denince Hasan Saltık hatırlamam da bir tuhaf tabii. Neyse; Vefa Abi, Burcu ve Ufuk’tan sonra Hasancım da rahmet istemiş belli.

Ezcümle viski rutinim içinde yeri olan az sayıda içkiden biridir. Hatta bu yazıyı lütfen One Bourbon One Scoth One Beer şarkısı eşliğinde okuyun. Ama rakıyı viskiye ezdirmeyin. Rakıya memleketin günah temsilcisi muamelesi yapmayın. Daha fazla hürmet edin.

METİN SOLMAZ

1969’da doğdu, Ankara’da büyüdü. 1990’larda dört sene Ankara Radyo Arkadaş’ta radyoculuk yaptı. 1990 yılından bu yana yazılı basında ve muhtelif internet sitelerinde yazıyor. siberalem.com, idefix.com, Anason İşleri ve Overteam New Media kurucularındandır. Kitapları: Kenardaki Milyonerler (1992, Korsan), Rock Sözlüğü (1994, Pan) Türkiye’de Pop Müzik (1996, Pan), Türkiye’ye Ait 100 Büyük Yanılgı (2015, Ağaçkakan), Erken Adam Hikayeleri (2016, Pan), 100 Ne Olacak Bu Memleketin Hali (Hazırlayan, 2016, Ağaçkakan), Mehmet Teoman - Anılar saçılmış odaya, her yere (2021, Anason İşleri Kitapları).