Devleti tarlaya bekliyoruz

Kurumsal bozukluğun arşı aştığı ve bunun kalite testinin depremle yapıldığı bir ortamda hamaseti, tehdit ve akıldışı yaklaşımları bir kenara bırakıp tarımsal üretime yönlenmeyi planlamanın zamanıdır.

Ekinler tarlada, hayatta kalan çiftçi hasat için Mayıs ve Haziran’ı bekliyor.

Pamuk çiğidinin tarlayla buluşmasına yaklaşık 1 ay var.

Traktör, araç ve gereçler enkazın altında…

Çiftçinin devlete ihtiyacının olduğu en acil dönemdeyiz.

***

Bunları niye yazıyorum sorusunu bile sormak istemiyorum kendime…

Sonuçta enkazımızı kaldıracak ve tekrar hayata döneceğiz. Bunu yaparken de birkaç adım ötesini şimdiden planlamamız gerekiyor sanırım.

Maraş, Adıyaman ve Hatay başta olmak üzere Antep, Adana ve ilçelerde adeta bir yıkım oldu. Hayat bir anda durdu. Ne mazot ne de onun canlılık yarattığı araç ve insan kaynağı daha sahaya inemedi.

Tarlalar sahibini bekliyor.

BAKANLIK NE YAPIYOR?

Köylerin yerle bir olduğu şu zamanda hayatta kalanlar yine tarlalara girmeyi planlıyor ama çok yardım gerekiyor onlar için. Sadece yardım da değil, makine ve teçhizatla devleti yanında hissetmek, hasadı birlikte kaldırmak istiyorlar.

Onların isteğini de bağlı değil bu.

Devlet! süreci doğru okuyarak talebi karşılamayı o “devlet aklı” ile gerçekleştirmek durumundadır.

Peki bunun izlerini görebiliyor muyuz?

Keşke görseydik…

Tarım Bakanlığı’nın sayfasına girdim internette… Hayvan yemi dağıtımının reklamı ve bol bol karar vericilerin! helikopterli fotoğrafı var. Vazgeçmediğimiz bir az kalkınmışlık örneği ile devletimiz çok büyük, bak, helikopterlerle barajları ve deprem bölgelerini teftiş ediyoruz söylemi var bu fotoğraflarda.

Esasında onlardan istenen hasar tespiti değil, hemen şimdi çiftçi ile tarlaya girmeleri.

Öyle diyoruz ama kapatılan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile özelleştirilen belediye fen işlerinin yokluğunda gerekli makine ve teçhizatın nerede bulunacağı sorusu açıkta kalıyor. Kurumsal birimlerin yerel üretim ağı ile bağlarının koparıldığı bu iki yapının eksikliği tam da şu an hissediliyor.

Hem de iliklerimize kadar.

ÖNCE GIDA

Yıkımlarda ve ekonomik buhranlarda öncelik gıda sektörünündür. Milli gelirin inanılmaz derecede azalacağı gerçeği ortadayken kaynak ve girdilerin tarım ve hayvancılık sektörüne yöneltilmesi ve tekrar köyleri ayağa kaldırılması ekonomi politikalarının önüne geçmelidir.

Kurumsal bozukluğun arşı aştığı ve bunun kalite testinin depremle yapıldığı bir ortamda hamaseti, tehdit ve akıldışı yaklaşımları bir kenara bırakıp tarımsal üretime yönlenmeyi planlamanın zamanıdır.

Zaman geçerse asayiş bozulur, açlık başlar.

Etiketler
Gerçek Gündem okurları 2023'te en çok hangi köşe yazılarına ilgi gösterdi? Veysel Ulusoy Tehdit