Hüzün yüklüdür ayrılıklar! İşten olur, eşten olur, memleketten olur, dosttan, arkadaştan, aileden, evden olur. Yeniden karşılaşma, bir araya gelme, buluşma, geri dönme olasılığı olsa da zordur ve zorlar ayrılıklar…

Anılara, alışkanlıklara, çevreye, bakkala, markete, manava, sucuya, yemek yediğiniz lokantaya, çay içtiğiniz pastaneye, sık sık oturduğunuz kafeye elveda demek zorlar insanı. Bu insani bir duygu olduğu kadar, zorlayan bir süreçtir.

Eşyadan ayrılmak, çevreden ayrılmak yıllardan beri oturduğunuz evden, muhitten ayrılmak, duvarları dolduran kitapları indirip sıraya koymak, onlarca gereksiz bulduğunuz şeyi ayıklamak! Saate ve zaman uymayan kişi ve firmalarla kişiyle muhatap olmak!

Evinize gelen dostlarınızın; “Bu evde kitaplar yaşıyor, siz değil, ayıklayın, atın, kendinize yer açın, artık kim kitap okuyor ki gibi eleştiri oklarına hedef olmak. Dar alanlarda kısa paslaşmalara tanık olmak!

Tüm Avrupa kıtasında 25 bin civarında müteahit varken, Almanya’da bu sayı 3 bini geçmiyorken, İstanbul’da kayıtlı müteahhit sayısı 60 binin üzerinde iken, ülke genelinde 350 bin müteahhit varken ev bulamamak! Ya da bulunan evlerin kiralarının memleketin genel havasına koşut olarak uçuşa geçtiğini görmek!

Bu sayılı, oranlı, rakamlı, göndermeli, el yakan, cep yakan, gözleri fal taşı gibi açan girişten sonra gelelim gelişmeye ve haftanın ağlatan, duygulandıran enlerine!

Suriyeli komedyen Duraid Lahham (Nam-ı diğer Ghawwar) göz yaşartan, boğaz düğümleyen ve bu kez güldürmeyen bir söyleşi yapmış.

Spiker: “Size kucak açmış onca devlet varken, refah içinde ve güvende yaşamak varken hem de siz ve aileniz onca tehdit alırken, siz ülkenizde kalmayı tercih ettiniz neden?

Duraid Lahham: “Anneniz hasta olsa gedip hemen başka anne mi arar, yoksa başında oturup iyileştirmeye mi çalışırsınız? Vatan anne gibidir. Yoksul ise varlığıyız, yaşlı ise bastonuyuz, hasta ise ilacıyız, üşüyorsa elbisesi, yalın ayaksa ayakkabısı oluruz.

Siz hiç toprağından göç eden ağaç gördünüz mü? Ağacı topraktan ayırırsanız o ağaç kurur. Vatan topraktır, biz ise ağaç.”

Suriye’den sonra Balıkesir’deyiz…

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin toplu ulaşım araçlarına binen şehit yakınları ve gaziler, elektronik kartlarını cihaza okuttuklarında; “Vatan size minnettardır” anonsu duyuluyormuş.

Yıllardır oturduğumuz evden kentsel dönüşüm nedeniyle ayrılırken gel de bu iki örneği okuyup daha fazla duygusallaşma…

Demem o ki: İnsanın bazen yoğun bir şekilde ağlayası, bazen de kanat takıp uçası geliyor ya! Ben bugünlerde her iki duyguyu bir arada yaşıyorum. Evden ayrılmanın hüznü, ev bulmanın sevinci gibi…