Türkiye'de Çiftçi Besicinin Önündeki 4 Set
Türkiye'de küçük ölçekli aile çiftçiliği bugün varoluşsal bir krizle yüzleşiyor. Krizin üç kaynağı var. Birincisi 1980'lerden bu yana tarımı sermayeye açan politikalar. İkincisi AKP'nin 20 yılda kurduğu düzen. Üçüncüsü 2023 sonrası gelen kuraklık, enflasyon ve borç.
Türkiye'de Çiftçi ve Besici Kimdir, Kaç Kişidir?
Tarımın Türkiye'nin gayrisafi yurtiçi hasılasındaki payı yüzde 5,59'a indi. 2023'te bu oran yüzde 6,16'ydı. 1990'larda yüzde 13 dolaylarında, 1960'ta ise yüzde 54,92 düzeyindeydi. Bu düşüş kendiliğinden olmadı. Fabrika açıp tarlayı küçülten 60 yıllık tercihin sonucu.
Türkiye tarımı, küçük aile çiftçiliğinin omuzlarında duruyor. Yaklaşık üç milyon tarım işletmesinin yüzde 70'i 5 hektarın altında toprakla çalışıyor. Buna karşılık çiftçiler, ülkedeki toplam tarım alanının ancak yüzde 20'sini işleyebiliyor. Türkiye'deki koyun varlığının yüzde 45'inden azı, sığır varlığının ise yarısı besicinin elinde.
Ekili-dikili arazi tarafında da tablo bozuluyor. Türkiye 2002'de 266 milyon dekarda üretim yapıyordu. 2024'te bu rakam 239 milyon dekara düştü. 20 yılda 26 milyon dekar tarım toprağı üretim dışına çıktı. Yurt içi üretimin iç talebi karşılama oranı kritik biçimde geriledi.
Örgütlenme cephesinde iki ayrı hat görüyorum. Bir yanda devlet ve iktidar gözetimindeki resmi ve yarı resmi yapılar, öbür yanda hak temelli alternatifler. Tarım Kredi Kooperatifleri, Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri, Tariş, Fiskobirlik ve Çaykur gibi yapılar Tarımsal Reform Uygulama Projesi'nin ardından özelleştirme ve şirketleşme baskısı altında işlevsizleştirildi. Devlet gıdadan ve tarımdan çekildikçe çiftçi üç sıkışmayla baş başa kaldı: ektiği ürünü değiştirmek, kente göçü düşünmek, özel banka kredilerine bağımlı kalmak.
İkinci hat 2004 sonrasında kuruldu. Tütün, üzüm, çay, fındık, zeytin, ayçiçeği ve hububatta ürün bazlı sendikalaşma başladı. 2008'de bu sendikalar Çiftçi-Sen çatısı altında birleşti. Çiftçi-Sen, 81 ülkede 400 milyondan fazla üyesi olan uluslararası çiftçi ağı La Via Campesina'nın Türkiye bileşeni. Defalarca kapatma davasıyla yüzleşti. 2020'de konfederasyon yapısından tek çatılı bir sendika yapısına geçti.
2010 sonrasında İstanbul, Ankara ve İzmir'de tüketicilerin kendi başlattığı kooperatifler ve gıda toplulukları doğdu. Bu yapılar şunu denedi: Üreticinin kendi ürününe sahip çıkma fikrini, kentli tüketiciyle aynı sofrada buluşturmayı. Pandeminin ardından dayanışma pratikleri ivmelendi. Yine de toplam tarım üretimi içindeki ağırlıkları sınırlı kalıyor. Kamucu bir çatı ve uygun mevzuat olmadığı için büyüyemiyorlar.
Politikalar Çiftçi ve Besiciyi Nasıl Engelliyor?
Tarımsal Reform Uygulama Projesi'ni hayata geçirenler IMF ve Dünya Bankası'ydı. Aynı iki kurumun baskısıyla 2008 sonrasında bu projenin merkezindeki doğrudan gelir desteği aşamalı olarak kaldırıldı. Yerine sistem primi, mazot ve gübre desteği ve havza bazlı destek getirildi. 2025'te mazot ve gübre desteği tamamen kalktı. Fındıkta dekar başına ödenen alan desteği sona erdi.
Şimdi Tarımsal Üretimin Planlanması Kurulu'nun belirlediği ürün listesi var. Bu listede yer alan üretici için üç başlıkta ödeme yapılıyor: temel destek, planlı üretim desteği ve üretimi geliştirme desteği. Bu dönüşümün üç yapısal sonucu bulunuyor. Bir, girdi maliyeti doğrudan çiftçinin sırtına yıkıldı. İki, listede olmayan ürünü ekmiş üretici desteğin tamamen dışına çıktı. Üç, "stratejik ürün" tanımı, gıda sanayisinin ve ihracat sermayesinin istediği ürünleri öne çekti.
Taban fiyat simgesel bir rakama dönüştü. Çiftçi ürettiğini bu rakamın çok daha altında özel sermayeye satmak zorunda kalıyor. Çiftçi Kayıt Sistemi'nde yaklaşık 2 milyon çiftçi kayıtlı. Bunların ancak yarısının SGK kaydı var. Kadınlar büyük ölçüde "tarla sahibinin eşi" ya da "kızı" olarak görünmez kalıyor; kendi alın teri kayıt dışı.
Hal Yasası ve onun şekillendirdiği yapı, fiyatı büyük perakende ile toptancı tekellerinin lehine eğiyor. Tedarik zincirinin orta halkasında biriken kar ne yurttaşın faturasını hafifletiyor ne de üreticinin cebine dönüyor. Doğrudan sermaye birikimine yazılıyor. Çiftçilere verilen destek 30 kat artarken, çiftçinin bankalara borcu da 147 kat arttı. Destek kısa vadeli işletme gediğini kapatırken, uzun vadede kalıcı bir borç sarmalı üretiyor.
Çiftçinin ortalama yaşı 59 civarında. Gençler tarımdan büyük ölçüde uzaklaşıyor. Toprağı bilen kuşak çekildikçe, küçük üreticinin önündeki set daha da yükseliyor.