HDP’nin aday çıkarması mutlaka olumsuz bir sonuç üretmek zorunda değil

Biliyoruz ki 2019 yerel seçimlerinde HDP aday çıkarmayarak birçok önemli belediyeyi Millet İttifakı’nın kazanmasını sağladı. Ancak bu önemli katkı seçimden hemen sonra unutuldu, hiç olmamış gibi davranıldı.

HDP’nin kendi cumhurbaşkanı adayını çıkaracağını açıklaması muhalif kamuoyunda adeta bir soğuk duş etkisi yaratırken, iktidar tarafının son derece memnun olduğu görülüyor. Bu tablo, yani Cumhur İttifakı’nın adayı olarak Erdoğan, Altılı Masa’nın ortak adayı ve HDP’nin adayının yarıştığı tablo, cumhurbaşkanlığı seçimini ikinci tura bırakır. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalma ihtimalinin bile Cumhur İttifakı’nı bu kadar mutlu etmesi, Erdoğan’ın yeniden başkan seçilme olasılığının ne kadar düşük olduğunun iktidar bloğundakiler tarafından da net bir şekilde görüldüğünü göstermesi açısından önemli.

Ama bundan daha önemlisi, HDP’nin kendi cumhurbaşkanı adayını çıkarması, seçime mutlaka bu adayla girileceği anlamına gelmediği gibi, doğru bir stratejiyle muhalefetin genel başarısını da artırıcı bir etki yaratabilir. Doğru bir siyaset devreye sokulabilirse kamuoyu, seçim sonucunda Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarının sonlanmasındaki en önemli payın Emek ve Özgürlük İttifakı’nda olduğunu düşünebilir. Bunu aşağıda açmaya çalışacağım, ama öncelikle siyasetin normal akışı içinde bazı değerlendirmelerde bulunalım.

ÜÇÜNCÜ BÜYÜK PARTİ

HDP, elimizdeki son resmi veri olan 24 Haziran 2018 seçim sonuçları itibariyle Türkiye’nin üçüncü büyük partisidir. Meclis’teki milletvekili sayısı açısından da üçüncü büyük parti konumundadır. Bunun ötesinde son derece sadık, belirli bir bölgede özel olarak yoğunlaşmış ve ülke ortalamasının çok üzerinde HDP’ye destek veren bir seçmen kitlesinin temsilcisi konumundadır. Böyle bir partinin kendi siyasetini izlemesi, kendi siyasi çizgisini etkili kılmak üzere siyasetin tüm imkanlarını kullanması kadar doğal bir şey olamaz. Cumhurbaşkanlığı seçimi de bu imkanlardan biridir.

Burada bir parantez açıp HDP’ye yönelik bir eleştiriyi de gündeme getirmek gerekir. HDP’nin ya da daha doğru bir ifadeyle HDP’yi de kapsayan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Altılı Masa’ya yönelik en temel eleştirilerinden biri, yeterince kapsayıcı olmaması, toplumun bazı kesimlerinin taleplerine kulaklarını tıkaması ve kendi dışındaki partilerle, sivil toplumla, sendikalarla müzakereci bir ilişki kurmamasıdır. Ancak HDP’nin kendi cumhurbaşkanı adayını çıkaracağını ilan etmesinin ardından Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bileşenlerinden TİP ve EMEP’in yaptığı açıklamalardan öyle anlaşılıyor ki, HDP bu kararı İttifak bileşenleriyle müzakere ederek değil, kendi parti iradesiyle almış. Böylesine kritik bir kararın İttifak içinde müzakere edilmemesinin bir tür dayatma olarak algılanması da doğal olacaktır.

CİDDİ BİR UYARI

Gelelim bu kararın Altılı Masa’daki muhalefetle ilgili boyutuna. Burada HDP’den Altılı Masa’ya yönelik çok ciddi bir uyarı olduğu ortada. HDP’nin kapatılma ihtimali her gün biraz daha artarken, hazine yardımının AYM tarafından dondurulduğu günün akşamı “Altılı muhalefet”in yaptığı açıklamada bu konuya bir cümleyle bile değinmemesi, HDP’ye yönelik yaptırımların önümüzdeki seçimin güvenliği başlığı altında bile ele alınmıyor olması, HDP’li yöneticilerin, ama daha önemlisi HDP’ye destek veren seçmenlerin tepkisini çekiyor olsa gerek. HDP seçmeninin oyunun çantada keklik olmadığını Altılı Masa’nın tüm bileşenlerinin ve o bileşenlerin seçmenlerinin görmesi gerekiyor. Çünkü hemen hemen tüm kamuoyu araştırmalarının bulguları bize gösteriyor ki, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminin kilit partisi HDP olacak. Artı/eksi iki puanlık farklarla Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı yüzde 40’ın biraz üzerinde destek bulurken, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın yüzde 10’un üzerinde seçmen desteği iki adaylı olması durumunda ilk turda, HDP’nin aday çıkarması durumunda ikinci turda kimin cumhurbaşkanı olacağını belirleyecek. İşte bu yüzden yeni cumhurbaşkanını “Altılı muhalefet” içinden hangi partinin seçimden birinci parti olarak çıkacağı değil, seçmenlerin yüzde 50+1’inin muhalefet adayını destekleyip desteklemediği belirleyecek.

Bu verili durumda, kapatılmazsa HDP’nin, kapatılması durumunda Emek ve Özgürlük İttifakı’nın üreteceği B planının seçime kadar olan süreçte izleyeceği strateji, HDP’yi/İttifakı Erdoğan iktidarının son bulmasını sağlayan en kritik hamleyi yapan siyasal aktör konumuna getirebilir. Şöyle ki, HDP’nin kendi cumhurbaşkanı adayını, Altılı Masa’nın kendi cumhurbaşkanı adayını çıkardığı bir tabloda, açıklanan Altılı Masa adayı HDP seçmeninin karşı çıkmayacağı bir isim olur, kampanya sürecinde HDP seçmeninin hassasiyetlerini de dikkate alan bir çizgi izlerse, HDP adayı son düzlükte Altılı Masa adayı lehine adaylıktan çekildiğini açıklayabilir ve geride kalan tek muhalefet adayının kazanmasını sağlayan aktör olarak öne çıkar. Böyle bir destek, son düzlükte muhalefet adayının kazanacağına olan inancı artıracağı gibi psikolojik üstünlüğün de çok açık bir biçimde muhalefete geçmesini sağlar.

ALTILI MASA MESAJI ALIRSA…

Biliyoruz ki 2019 yerel seçimlerinde HDP aday çıkarmayarak birçok önemli belediyeyi Millet İttifakı’nın kazanmasını sağladı. Ancak bu önemli katkı seçimden hemen sonra unutuldu, hiç olmamış gibi davranıldı. Şimdi bu strateji sağlıklı bir biçimde yürütülür ve Altılı Masa verilen mesajı alırsa, “kendi adayımızı çıkaracağız ama seçimlere kadar da müzakereye açığız” mesajı veren HDP, Türkiye’nin ikinci yüzyılının gerçek anlamda bir parçası haline gelebilir.

Bu anlattıklarımın gerçekleşmediği, herkesin kendi adayını çıkardığı, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kaldığı bir senaryo, tüm muhalefet bileşenleri için kâbus olur. Seçimin kaybedilme riski artmakla kalmaz, Türkiye içinden nasıl çıkacağını bilmediği bir türbülansa doğru sürüklenebilir.

Etiketler
Derya Kömürcü HDP İttifak Millet İttifakı