Geçtiğimiz günlerde, her zaman olduğu gibi, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda yine bir değişiklik yaşandı. Öncelikle biraz geriye doğru giderek hatırlamakta yarar olan bir konu var: Erdoğan’ın damadı Albayrak’ın Soylu ve oğul Bilal ile yaşadığı siyasi gerilimler. Atamalarda, tayinlerde, görevlendirmelerde, ihalelerde ve çeşitli yönetsel hamlelerde bu gerilimi görmek olanaklıydı. Albayrak’ın görevden ayrılması sonrasında bunun durulacağını düşünenlerin yanıldığı kısa bir süre sonra anlaşıldı.

Kavga aslında boyut değiştirmişti. Perde arkasından yapılan hamleler, Anadolu Ajansı, Pelikancılar, karşı hamleler, Enerji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası’nda Beratçıların kalması, gitmesi konuları hep tartışıladurdu.
Son Bakan Nebati konusunda da bu tartışma yine ısıtıldı. Kamu yönetimi mezunu olup, uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans ve siyaset bilimi alanında doktora yapan, yani ekonomi eğitimi bulunmayan, Fethullah Gülen ziyaretinden fotoğrafıyla konuşulan Nebati’nin en önemli özelliği Albayrak’a yakın olması olarak biliniyor. Kamuoyunda genel algı, Albayrak’ın istediği/desteklediği Nebati’nin Bakan olduğu yönünde.

BAKANLIK ATAMASI SARAY’I KARIŞTIRDI MI?

Konuyla ilgili olarak hem Saray’dan ve AKP Genel Merkezi’nden hem de buralara yakın isimlerle konuştuk. Gerçekten Nebati’nin gelmesi Albayrak’ın isteğiyle mi olmuştu? Kamuoyundaki algı ne derece doğru?

Burada gördüğümüz öncelikle, Albayrak sonrası dönemde Nebati’nin çok uzun süredir Bakanlık istediği, bunu çeşitli defa dile getirdiği ve hatta araya koydurduğu isimlerle makamı dolaylı biçimde talep ettiği yönünde iddialardı. Hatta bunlar üzerine Nebati’nin eğitim ve uzmanlık açısında bu bakanlığa liyakatinin olmadığı da içeride sıklıkla dile getirilmiş. Özetle Nebati Bakan yapılmamış. Sonuca bakıldığında, Lütfi Elvan’ın piyasalara olumlu mesaj vermek için geldiği, kamuoyunda algısının iyi olduğu gerçeklerinden sonra Nebati ismi başka tartışmaları da peşinden getirdi.

Burnumuza gelen farklı kokular nedeniyle sorduğumuz sorulara aldığımız yanıtlar kısmen bizi doğrular nitelikteydi. Hem kulis hem de iddia niteliğindeki açıklamalar şu yönde: Nebati’nin göreve getirilmesinde, kendisine en yakın isimlerden biri olsa da Albayrak’ın herhangi bir katkısı yok. Hatta Bakanlık noktasında Nebati’nin isminin doğru olmayacağını da etrafına söylediği kulağımıza gelen fısıltılar arasında. Sürekli Bakan değişikliği yaşanması nedeniyle Nebati’yi korumak için mi, yoksa liyakat nedeniyle uygun görmediğinden mi bilinmez ama böyle bir karşıtlık olduğunu birkaç kişiden duyduk.

O zaman neden ve nasıl oldu bu atama işi?

Edindiğimiz duyumlar, tamamen Erdoğan’ın inisiyatifiyle bu atamanın yapıldığı yönünde. Ama Saray yakını isimler şunun altını çiziyor: Erdoğan bunu iki nedenle yapmış olabilir. İlki, parti içi tartışmalarda Soylu gibi isimlerin tek denge unsuru kalmaması için Albayrak’a yakın bir ismi ataması. İkincisi ise Elvan olayından deneyimlendiği gibi, kayıtsız şartsız “faiz indirimi” gibi kararları itiraz etmeden uygulayacak bir ismin tercih edilmesi.

Bu durumda Albayrak’ın Nebati’yi özel olarak istemediği iddiası oldukça baskın görünüyor. Yakında bu konuda çeşitli iddialar da kamuoyunda tartışılabilir belki, ama ilk biz söylemiş olalım.