Ziya Selçuk’u değerlendirirken birkaç başlıkta değerlendirmemiz gerekli.

Listemizin ilk sırasında özel okul velilerimiz var.

Özel okulda çocukları okuyan veliler üzgün. Çünkü onların mutluluğunu ya da konforunu etkileyecek herhangi bir durum yaşanmadı. Tam tersine Sayın Selçuk döneminde konforları daha da arttı. “Ben eğitimden çok memnunum” diyorlar. Yahu sistem siz mutlu olun diye kuruldu zaten. Siz bu konfor alanlarınızdan çıkıp yaklaşık 14 milyon devlet okulunda okuyan çocukların ne durumda olduklarını düşünüyor musunuz ya da öğretmenlerin haklarının nasıl gasp edildiğini? Bu yüzden özel okul velileri için “Oscar Goes to Selçuk”

İkinci sırayı müteahhit ya da işletmeci lolan özel okul sahiplerine ayırıyoruz.

Meslektaş meslektaşı, tüccar tüccarı iyi anlar. Özel okul sahipleri de meslektaşlarına toz kondurmadılar. Yaptıkları iyilikleri unutmadılar. Bu yüzden işletme mezunu ya da müteahhit olan özel okul sahipleri Sayın Selçuk’u gözleri yaşlı uğurladılar.

Üçüncü sıramızda atanamayan öğretmenlerimiz var

Herhalde bakanı en iyi tanıyanlar bu kategorideki kişiler. Onlara bir sorsak bin ah işitiriz. Dile kolay her yıl 36 bin mezun veriyor eğitim fakülteleri. Bakanlık sanki bu bekleyen öğretmenleri atayabilmiş gibi bir de ücretli öğretmenler alıyor üstelik bu ücretli öğretmenlerin bazıları lisans mezunu bile değiller. Yani atanamayan öğretmenler isyan etmekte haklılar. Sadece sınavı kazanmaları ya da iyi puan almaları da yetmiyor mülakatta da “şirin” gözükmeleri gerekiyor. Yani bu grup Sayın Selçuk’a “Bizimle diyılsın” diyor.

Özel okul öğretmenleri

Bu grup biraz ayrışıyor ve pek de bir şey diyemiyorlar. Ekmek parası, diyen grupta yer alıyorlar. Haklılar da. Onlar yerine ben yazayım haftada 6 gün insani olmayan koşullarda, ekstra mesai ücretleri ödenmeden, hamilelik gibi özel durumlarına saygı duyulmayan öğretmenlerin Sayın Selçuk’a geçer not vereceklerini düşünmüyorum.

Devlet okulu öğretmenleri

Bu grup da gözü yaşlı. Buna gönül borcu mu demeliyiz ne demeliyiz bilemiyorum. Devlet öğretmenleri kendilerini Sayın Selçuk’u alkışlamak zorunda hissettiler. Kendilerince haklı yönleri vardır, tartışılır. Sayın Selçuk’a buradan ortalama bir not geliyor.

Devlet okulu velileri

Haydi asıl bu kategoriyi konuşalım. Pandemi süreci çocukların cihazı olmadığında eğitimde eşitsizliği anladık ya, utanalım bence bu durumdan. Tablete gelene kadar bu çocukların neleri eksikti? Tepede damları, temiz tuvaletleri, öğretmenleri, cepte harçlıkları, ayakta pabuçları… Cihazı olmayan, interneti olmayan çocuklarla her gün online ders yapan, her türlü materyale sahip çocukları aynı sınavlara soktuk. Adına da “eşitlik” dedik. Sadece pandemi sürecinde değil elbette. Devlet okullarındaki eğitim kalitesi sistematik olarak düşürüldü. Kitapların içleri boşaltıldı. Üstelik devlet okulundaki çocuklar bu kaynaklara hapsedilirken özel okullar kendi kaynaklarını okuttular. Bu da Anayasa’nın 10.maddesine karşı çıkar nitelikte bir durum. Bu veliler için Sayın Selçuk var mıydı yok muydu onu bile bilmiyorum. Varlığını iyi yönde pek hissettiklerini düşünmüyorum.

Bana göre Selçuk

Benim için ise hayal kırıklığıdır Ziya Selçuk. Çünkü kendisinin çok şişirildiği bir okuldan tam burslu mezun oldum. Talim Terbiye Kurulu başkanıyken bütün hocalarımız ölüp, biterdi Ziya Selçuk’a. Yatıp kalkıp Ziya Selçuk dinlerdik. Dolayısıyla o zamanlar gerçekten bir ekol olduğunu düşünürdüm. Sonradan faaliyetlerini okuyup, araştırdıkça benim için Ziya Selçuk’tan Ziyan Selçuk’a  evrilmiştir kendisi.