“Kaptanı uzman olmayan gemiye her rüzgar kötüdür.” demiş İngiliz şair George Herber, ne de güzel demiş.

Yap-boz tahtasına döndü eğitim sistemimiz. Adları değişen ama içeriği değişmeyen sınavlar, sınırları değişen ama gelişmeyen müfredatlar… Şimdi ise yeni bir sorunumuz var. Öğretmen olmayan öğretmenler. Evet evet yanlış duymadınız öğretmen olmayan öğretmenlerimiz var artık. Hem de onca öğretmen atama beklerken.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarına ders ücreti karşılığı öğretmen alınıyor. Türk Kamu-Sen ve Türk Eğitim Sen’in 2021 yılında yaptığı bir araştırmaya göre ücretli öğretmen sayısı 81 ilde 80 bin 583. Yani öğretmen ihtiyacı var ama atamak yerine dersler boş geçmesin diye ucuz iş gücüyle öğretmen çalıştırıyor MEB.

Bina altı üniversitelerle gururlandığımız, kurs açar gibi üniversite açtığımız zamanlarda üniversite mezunu işsizlik oranları da artıyor elbette. Binbir hayalle girilen üniversiteler, mezuniyette kasiyerlik için CV hazırlamaya evriliyor. Ne acı.

Çoğunuz pedagojik formasyonu duymuşsunuzdur. Gelişim psikolojisi, eğitim psikolojisi, sınıf yönetimi gibi birçok dersi içinde bulunduran bir alandır. Ülkemizde pedagoji diye ayrı bir branş yoktur. Eğitim fakültelerinden mezun olanlar zaten bu dersleri alarak ve bu yetkinliğe sahip olarak mezun olurlar. Peki ücretli öğretmenlerimizin hepsi bu yetkinliğe sahip mi?

İşte işin en acı kısmı da burada başlıyor. Ücretli öğretmenler içinden çoğu sınıf öğretmenliğine atanan öğretmenler eğitim fakültesi mezunu değiller.

Elime ulaşan belgelere göre ücretli öğretmenler içinde; bilgi belge yönetimi(önlisans),  kamu yönetimi, siyaset bilimleri, su ürünleri mühendisliği, gıda teknolojisi, büro yönetimi(önlisans), adalet(önlisans), harita tapu kadastro(önlisans), elektronik( önlisans), el sanatları (önlisans), halkla ilişkiler, hemşirelik, metal öğretmenliği, ilahiyat, iktisat, maliye, turizm ve otelcilik ve daha yazamadığım kadar fazla bölüm mezunları sınıf öğretmenliği yapıyor. Atama bekleyen onca sınıf öğretmeni varken!

Bitmedi sınıf öğretmenliği yapan bir bölüm daha var.  Büyük ve küçükbaş hayvancılık mezunları. Yanlış anlaşılmasını istemem ben bu öğretmenlere suç bulmuyorum. Çünkü eminim onlar da kendi uzmanlık alanlarında çalışmak ve ülkeye hizmet vermek isterler. Yetkin oldukları alanlarda daha başarılı olacaklarının hayallerini onlar da kuruyorlardır.

Sanırım yazıyı daha fazla uzatmaya gerek yok. Her işi, işin ehline vermemiz gerekli. Bana kalırsa eğitim gibi ülkenin geleceğini belirleyen bir konu üzerinde daha çok mesai harcamamız gerekli. Çünkü geçiştirilen sadece ders saatleri değil, çocukların gelecekleri ve toplumun geleceği…