Bugün büyük gün 2 milyon 607 bin 903 öğrenci YKS’ye giriyor. Bin bir umutla bin bir hayalle…

Senelerce çalıştılar, öğretmenlerinden yardımlar aldılar tamam ama kabul edelim son bir yılları Survivor’dan farksızdı. Bilirsiniz o programı, hani şu ülke yansa yine de yayınlanan ve izlenen Flash Tv gibi çizgisini bozmayan program. Neyse elbette konumuz o program değil, gençlerin Survivor gibi yaşamları…

Gencecik, pırıl pırıl insanlar bugün sınava girecek. Niyetim onların umutlarını zedelemek değil yöneticilere sitem etmek sadece. En çok da Sayın Selçuk’a. Sayın Bakan’ım geçenlerde görmüşsünüzdür bir öğretmen arkadaşımız bir markette işe başladığının fotoğrafını koydu. Hüzünlenmişsinizdir eminim ya da ben öyle düşünmek istiyorum. Konuyla ilgili hiçbir açıklama yapmadığınız için tam olarak hislerinizi tahmin edemedim.

Hemen hemen her şehirde eğitim fakültesi var. Bina dikmek en iyi yaptığımız şeydir malum. Mezunların kaçı atanabiliyor, kaçı özel okullarda hakları gasp edilmeden çalışabiliyorlar, daha da acısı kaçı mesleklerini yapabiliyorlar? Asıl bunları sormak lazım.

 Üniversite mezunu olup işsiz olan sayısı 1 milyon 350 bin. Sonra birileri çıkıp bu kişilerin iş beğenmediklerinden dem vuracak öyle mi? Sırf hamallık yapmadı, markete girmedi diye iş beğenmiyor olacaklar.

Beyin göçü zaten hüzünlü bir sayfa. Bina altı üniversiteleri dışında üniversiteleri bitirenler ülkeden kaçma derdindeler. Bu oran küçümsenmeyecek kadar fazla gençlerin tam %76’sı yurt dışında yaşamak istiyormuş. Geleceklerinden endişe ettikleri için ülkeyi terk etmek istiyorlar. Şimdi mutluluk tabloları çizmeyelim birilerinin vergileri tek celsede silinirken öğrencinin KYK borçları senelerce peşlerinden faiziyle geliyor. Hayata 1-0 yenik başlıyorlar yani. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni moda çıktı evlenme yaşı 30’lu yaşlara çıktı.” dedi. E onlara da hak vermek gerek şimdi başkanım hem KYK borcu ödeyecek, hem düğün kredisi ödeyecek, hem olursa çocuk masrafı, vergiler, algılar derken içleri kararıyor ve erteliyorlar tüm hayatı.

Pandemi döneminde belki de en çok konuşulan iki isimdi Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci. Göğsümüz kabardı buldukları aşıdan dolayı, sırf aynı ırktanız diye başarıyı aldık sardık sarmaladık güzelce. Peki Uğur ve Özlem çifti burada olsalar gerçekten bu aşıyı bulabilirler miydi? Muhtemelen biyoloji okuyacaklar ve kendilerine çalışma ortamı bulamayacaklardı. İşsiz kalacak ve onlar da formasyon alıp KPSS’ye girip öğretmen olarak bir köye atanmaya çalışacaklardı. Yanlış anlamayın ne olur ben de eski bir öğretmenim köyde öğretmenlik yapmanın ne kadar kutsal bir durum olduğunu biliyorum. Demek istediğim insanların mesleklerinden bağımsız işlerde çalıştırılması. Uğur ve Özlem çiftine gelecek olursak kendimizi hiç kandırmayalım bu genetiklerde kodlu olan bir başarı değil bu ülkenin başarısı ve desteğiydi.

Haydi eğri oturup doğru konuşalım şimdi. Hepiniz Z kuşağının oylarına gözlerinizi diktiniz. Peki onlar için nasıl bir gelecek vaat ediyorsunuz? Onlar ne istiyorlar, neyden şikayetçiler bunu onlarla konuştunuz mu hiç? 60 yaşında koca koca insanlar oturup Z kuşağından bağımsız onlar hakkında karar veriyorsunuz. Önce onların parkurlarını düzeltin, sonra onları bu oyunda aç bırakmaktan ve onların Survivor’ında izleyici olmaktan vazgeçin.