Söylemlerimiz ve davranışlarımız bir toplumun yapısını değiştirebilir mi, yerleşmiş acımasızlıkları, haksızlıkları, zorbalıkları getirebilir mi?

        Sıra dayağı

      “Hiçbir zaman haklarını aşma; çünkü başkalarının sınırlarına saldırmış olursun.” demiş en sevdiğim düşünürlerden  J.J.Rousseau. Haydi sizi biraz geçmişe götüreyim…Benim yaşımda ya da benden büyük olanlar hatırlarlar sıra dayaklarını. Sınıftan birisi hata yapardı ve nedenini anlamadığım bir şekilde tüm sınıf dayak yerdi. Sıra dayağı, öğretmenin haklarını aşıp öğrencilerin sınırlarını ihlal eden bir durumdu. Şimdilerde “bu ülkede adalet yok adalet” diye bağırıyoruz ya, belki de bu söylemlerin temeli bu anlardır ne dersiniz? İşlemediğiniz bir suçtan dolayı yediğiniz dayaklar, adalete olan inancınızı daha 7 yaşındayken okul sıralarında yıkmış olabilir mi? Otoriteye karşı güvensizliği hak aramaya karşı çaresizliği bu olayla öğrenmiş olabilir miyiz? Bu davranışı yapan sözde öğretmenler acaba sessiz, kolay yönetilebilir bir toplum yaratma amacının temelini oluşturduklarının farkındalar mıdır? Oysa biraz düşünseler yeterdi…

       “İkiniz de birbirinizden özür dileyip barışın”

      Bir olayda her iki tarafın da eşit şekilde haklı olma durumu bana kalırsa mümkün değildir. Özellikle de konu şiddetse… Şiddet uygulamanın haklı tarafı yoktur, olmamalıdır. Küçükken sessiz, sakin ve kurallara uyan bir çocuktum. Bir gün arkadaşımın bana vurduğunu öğretmene söyleme gafletinde bulunmuştum. Öğretmen hızlıca “Birbirinizden özür dileyip barışın.” dedi. Küçücük aklımla ne düşündüğümü çok iyi hatırlıyorum. Bana vurulmuştu, ben neden özür dileyecektim ki? O günden sonra yaşadığım hiçbir haksızlığı öğretmene anlatmadım. Çocuklar ailelerinden çok okullarda zaman geçirirler. Onların okullarda sığınacakları ve güvenecekleri tek liman öğretmenleridir. Haksız yere diletilen bir özür belki de bir istismarın sesini kesiyor. Mağdura inanmamak daha da kötüsü ona zorbadan özür diletmek çok büyük felaketlere yol açabilir. Merak ediyorum öğretmenim şimdilerde şiddet ve istismar olaylarına ses çıkarıp sosyal medyada sahte paylaşımlar yapıyor mudur?

         “O seni seviyor saçını ondan çekiyor.”

        Hatırladınız mı zorbalığı taçlandıran bu söylemi? Ailelerimizden, yakın çevremizden veya öğretmenlerimizden çokça duymuşuzdur. Henüz hayatı yeni yeni anlamlandırmaya çalışan çocuklara verilen bu tehlikeli algı ileride nelere yol açar hiç düşündünüz mü? Çocuğa, seni en çok kim dövüyorsa en çok o seviyordur algısını nasıl verirsiniz? Sevginin göstergesi şiddet, sahiplenmenin göstergesi ise kıskançlık olmamalıdır. Bu söylemi bolca kullanıyorsanız ve daha 7 yaşındaki çocuğunuz akranlarına vurduğunda kahkahalar atıyorsanız bırakın sizin samimiyetsiz ruhunuz 3.sayfa haberlerine üzülmüş numarası yapmasın.

      “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla.”

       Ne saçma bir atasözü. Gelininin yaptığı hatanın lafını ben niye duyuyorum yahu? Önceden aileler misafir çocukları gürültü yaptıklarında onlara söz söyleyemedikleri için kendi çocuklarını döverlermiş. Böylelikle misafir çocuklarına göz dağı vermiş olurlarmış. Yani yine mağdur işlemediği suçun cezasını çekmiş olurmuş. Buna da disiplinli çocuk yetiştirme deniyormuş. O çocuklar büyüdü ve onlar halen başkalarının yaptığı hataların bedellerini ödüyorlar.

         Şimdi bırakalım çocuklar kaç test çözdüler, kaç dil biliyorlar, kaç kursa gidiyorlar… Adalete olan inançlarını konuşalım.

Neden birkaç kişinin yaptığı yolsuzluk paralarını sıra dayağı yer gibi hepimiz ödüyoruz?

Neden zorbayı ve mağduru karıştırıp sürekli mağdurda hata aramaya çalışıyoruz?

Neden birileri söke söke paralarımızı almaya çalışırken alkışlıyoruz ve neden birileri bu söylemi eleştirdiği için özür dilemek zorunda bırakılıyorlar?

Bilmeden kullandığımız söylemler bir toplumun ahlak yapı taşını oluşturabilir. Şimdi oturup bir düşünelim adaletsizliği ve zorbalığı besleyen kaç davranışımız ve söylemimiz var diye.

Sevgiyle kalın…