Dünya Barış Günü ve helalleşme

1 Eylül Dünya Barış Günü’nü kutluyoruz. Barış yaşamakta olduğumuz bölgede ve hatta Ülkede önemini daha çok his ettiriyor. CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun buna ‘’helalleşmeyi’’ de eklemesi bu günlerde daha da anlamlı oldu. Bölgemizde savaş naraları yükselirken insanlığın hesabını ödediği ‘’savaşa’’ karşı ‘’barıştan’’ söz edelim. Etnik ve mezhep çatışmalarını körükleyerek kan akıtan emperyalizmin nasıl insanları vahşetle baş başa bıraktığını, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de ve en son Ukrayna’da canlı canlı yaşayıp görüyoruz! Bu anlamda ‘’barış’’ ve ‘’helalleşme’’ daha da önem kazanıyor.

DÜNYA BARIŞ GÜNÜ HAKKINDAKİ FARKLI TARİHLER

Dünya Barış Günü farklı tarihlerde kutlanıyor, bu farklılıklar neden kaynaklanıyor, niye farklı tarihlerde kutlanıyor? Böyle önemli günlerde bilgi tazelemesi yapma gereksinimi duyarım. Genç kuşak, neyi niye kutladığını, Dünya Barış Gününü neden farklı tarihlerde kutladığını bilmeleri için

Genel olarak; yaygın kutlamalar kitlesel olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yapılmaktadır. Ülkemizde de 1 Eylül’de kutlanmaktadır.

Sovyetler Birliği dağılmadan önce Varşova Paktı üyesi ülkeler ile birlikte; Almanya'nın 1939 yılında Polonya'yı işgal ederek 2’nci Dünya Savaşı'nı başlattığı 1 Eylül gününü Dünya Barış Günü olarak ilan ettiler. Halen de bu şekilde kutlamaktadırlar.

Dünya'nın en kanlı ve en çok sivilin öldürüldüğü 2'nci Dünya Savaşı'nın başladığı tarih ''savaşın günü'' olmayacağına göre ''barışın günü'' olarak kutlanması da anlamlı!

Buna karşın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1981 yılında 57’nci birleşiminde Genel Kurul'un açılış günü olan Eylül'ün üçüncü salı gününü "Uluslararası Barış Günü" olarak ilan etti.

Bu kez 7 Eylül 2001 tarihinde aynı Birleşmiş Milletler; ''savaşı ve çatışmaları önlememeye dikkat çekme amacıyla'' 21 Eylül'ü Barış Günü olarak kabul etti. Böylece, her yılın 21 Eylül'ünde, Birleşmiş Milletler Merkezi'ndeki "Barış Çanı" çalınıyor.

Bu Çan'ın bir de öyküsü var. Çan Japonya tarafından dünyanın tüm kıtalarındaki çocukların bağışladıkları bozuk paralarla üretildi. Üzerine de "Çok Yaşa Mutlak Barış" yazısı kazındı.

2’NCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN KISA BİLANÇOSU

Barışı anlamak için savaşın çirkin yüzünü insanlığa çektirdiğini görmek gerekir. 2’nci Dünya Savaşı bilançosu ile bu bir ırkçılığın, dünyaya egemen olma hayalinin insanlığı getirdiği noktaya bakalım.

Bu savaş insanlık tarihinin en kanlı savaşıdır. Dünya hâlâ böyle kanlı bir savaşı yaşamadı inşallah yaşamaz da. Bu savaş sona erdiğinde kimi kaynaklara göre 65 kimine göre ise 75 milyon insan öldürüldü!

Ölen insan sayısının ülkelere göre dağılımı aşağıdaki gibidir:

Sovyetler Birliği 27 milyon,  Polonya 3 milyon, Çin Halk Cumhuriyeti 10 milyon, Japonya 2.5 milyon, Yahudi  6 milyon, Yugoslavya 1.5 milyon ve Almanya 6 milyon.                           

Yukarıdaki tabloda görüleceği üzere; savaşı çıkaran Almanya olmasına karşın, en çok Sovyet yurttaşı ölüyor. Diğer çarpıcı konu ise ölen insan sayısının yüzde 33'ü asker, yüzde 67'si ise sivil.

Yani kadın, çocuk, genç, yaşlı!

1’nci Dünya Savaşı'nda ise tam ters bir durum var! Ölen insan sayısı 9,5 milyon. Ölenlerin yüzde 95 asker, yüzde 5'i ise sivil yurttaş!

ABD, 2’nci Dünya Savaşı'nın bitimine yakın 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya 9 Ağustos'ta ise Nagasaki'ye attığı atom bombası ile 140 Bin insanı öldürdü. Yüz binlercesini ise sakat bıraktı. Bugün hâlâ bebekler sakat doğuyor. Bu ölümler sadece 2 gün içinde olmuştu!

Kadın, çocuk, yaşlı genç, sivil, 140 bin insan; bir sabah, daha yatağında uyurken, kahvaltı yaparken, çayını kahvesini yudumlarken, kalkıp işine gidecek iken, yolda yürürken, çocuklar parkta oynarken, anne çocuğunu severken, baba gazetesini okurken, kısacası insanlar ve tüm canlılar olağan bir güne başlarken bir anda börtü ile böcekle, kedi ile köpekle birlikte yok oldular.

Kılıçla, tüfekle savaşan askerler biri birini öldürürken kimyasal silahlar ise bitki, börtü böcek ve tüm canlıları yok etmişti!

Ve Japonya teslim oldu!

Günümüzde de Savaş bölge ülkelerinin ekonomik olarak fakirleşmesini sağlarken silah tüccarları kasalarını doldurdular. Alanda olmadıkları halde masa onlarsız kurulmuyor!

Ahmet Arif ‘’Vay Gurban’’ şiirin bir dörtlüğünde dediği gibi;

‘’Dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur.

Hiç akıl edip de düşünen var mı?

Gün Kimin hesabına tutar akşamı,

Rahmetinde kim demlenir bulutun.’’

Savaşsız, kavgasız ve ‘’biri birimize hakkımızı helal ederek’’ yaralarımızı saralım. Dünya Barış Günümüz kutlu olsun.

sabriarpacymm@gmail.com