1 Eylül Dünya Barış Günü. Barışa çok gereksinim duyulduğu için kabul edilmiş bir gün. Yaşadığımız bölgede savaş naraları yükselirken gelin bugün barıştan söz edelim. Savaşlarla hafızası taze olan insanlığın yeni kanlı savaşlara sürüklemek kuşkusuz ki en çok silah üreticilerini sevindirir. Özellikle Orta Doğuda; etnik ve mezhep çatışmaları körüklenerek silah üretimi için savaş canlı tutulmaktadır. 

DÜNYA BARIŞ GÜNÜ HAKKINDAKİ FARKLI TARİHLER

Dünya Barış Günü için farklı tarihlerde kutlanıyor. Bu farklılıklar neden kaynaklanıyor, niye farklı tarihlerde kutlandığını anlamamız için böyle önemli günlerde bilgi tazelemesi yapma gereksinimi duymaktayım. 

Özellikle genç nesil, neyi niye kutladığını bilmesi için. Dünya Barış Günü konusunda farklı tarihlerin neden oluştuğunu anlaması yararlı olacaktır. 

Genel olarak; yaygın kutlamalar kitlesel olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yapılmaktadır.

Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı üyesi ülkeler; Almanya'nın 1939 yılında Polonya'yı işgal ederek 2’nci Dünya Savaşı'nı başlattığı 1 Eylül gününü Dünya Barış Günü olarak ilan ettiler. Halen de bu şekilde kutlamaktadırlar.

Dünya'nın en kanlı ve en çok sivilin öldürüldüğü 2'nci Dünya Savaşı'nın başladığı tarih ''savaşın günü'' olmayacağına göre ''barışın günü'' olarak kutlanması da anlamlı!

Buna karşın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1981 yılı 57'nci birleşiminde; Genel Kurul'un açılış günü olan Eylül'ün üçüncü salı gününü "Uluslararası Barış Günü" olarak ilan etti.

Bu kez 7 Eylül 2001 tarihinde aynı Birleşmiş Milletler; ''savaşı ve çatışmaları önlememeye dikkat çekme amacıyla'' 21 Eylül'ü Barış Günü olarak kabul etti. Böylece, her yılın 21 Eylül'ünde, Birleşmiş Milletler Merkezi'ndeki"Barış Çanı" çalınıyor.

Bu Çan'ın bir de öyküsü var. Çan Japonya tarafından dünyanın tüm kıtalarındaki çocukların bağışladıkları bozuk paralarla üretildi. Üzerine de "Çok Yaşa Mutlak Barış" yazısı kazındı.

2’NCİ DÜNYA SAVAŞI KISA BİLANÇOSU

İkinci Dünya Savaşı'nda ölen insan sayısı

2’nci Dünya Savaşı insanlık tarihinin en kanlı savaşıdır. Dünya hâlâ böyle kanlı bir savaşı yaşamadı inşallah yaşamaz da. Bu savaş sona erdiğinde kimi kaynaklara göre 65 kimine göre ise 75 milyon insan öldürüldü!

Ölen insan sayısının ülkelere göre dağılımı aşağıdaki gibidir:

Sovyetler Birliği 27 milyon,  Polonya 3 milyon, Çin Halk Cumhuriyeti 10 milyon, Japonya 2.5 milyon, Yahudi  6 milyon, Yugoslavya 1.5 milyon ve Almanya 6 milyon                            

Yukarıdaki tabloda görüleceği üzere; savaşı çıkaran Almanya olmasına karşın, en çok Sovyet yurttaşı ölüyor. Diğer çarpıcı konu ise ölen insan sayısının yüzde 33'ü asker, yüzde 67'si ise sivil. Yani kadın, çocuk, genç, yaşlı!

Birinci Dünya Savaşı'nda ise tam ters bir durum var! Ölen insan sayısı 9.5 milyon. Ölenlerin yüzde 95 asker yüzde 5'i ise sivil yurttaş!

ABD, İkinci Dünya Savaşı'nın bitimine yakın 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya 9 Ağustos'ta ise Nagasaki'ye attığı atom bombası ile 140 bin insanı öldürdü. Yüz binlercesini ise sakat bıraktı. Bugün hâlâ bebekler sakat doğuyor. Bu ölümler sadece 2 gün içinder olmuştu!

Kadın, çocuk, yaşlı genç, sivil, 140 bin insan; bir sabah, daha yatağında uyurken, kahvaltı yaparken, çayını kahvesini yudumlarken, kalkıp işine gidecek iken, yolda yürürken, çocuklar parkta oynarken, anne çocuğunu severken, baba gazetesini okurken, kısacası insanlar ve tüm canlılar olağan bir güne başlarken bir anda börtü ile böcekle, kedi ile köpekle birlikte yok oldular.

Kılıçla, tüfekle savaşan askerler biri birini öldürürken kimyasal silahlar ise bitki, börtü böcek ve tüm canlıları yok etmişti!

Ve Japonya teslim oldu!

10 yıla yakın bir zamandır ülkemizin de içinde bulunduğu bölgede savaş var! İnsanlar ölüyor. Ne uğruna, kimin hesabına?  Bölgede emperyal güçlerin silahları ölüm kusarken kendi insanın burnu kanamıyor!